“Şu Dilencideki Para Bizde Yok”

5 Ağustos 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
515 defa okundu.
“Şu Dilencideki Para Bizde Yok”

Milletimizin Duygularını Sömüren Dilenciler Artık Pes Dedirtiyor

Her köşe başında ve sokaklarda sıklıkla görmenin mümkün olduğu ve vatandaşların artık yeter dediği noktaya getiren dilenciler, son günlerde Ulusal basında sıklıkla rastladığımız Emniyet Ekipleri Tarafından yakalanarak üzerinden çıkan paranın ağız uçuklatacak kadar yüksek miktarda olması vatandaşlarımız tarafından “Şu dilencilerde ki para bizde yok” dedirtiyor. Çocuk dilenciler Emniyetin kayıtlarına göre; düzenli olarak dilenenler ortalama bir iş adamından daha fazla servete sahip. Ancak zamanla hastalık haline geldiği için bu keşmekeş hayatı bırakmayıp dilenmeye de devam ediyorlar. Yıllardan beri ülkemizin dilenci gerçeğini bilmeyen yoktur. Hikâyeler aslında biraz da bilindiktir. Yakalanan dilencinin üzerinden yüklü miktarda nakit para çıkar. Sabah yoldan geçerken acıyıp para verdiğiniz dilenciyi akşam televizyonda izleyen milyonlar, “Arkadaş şu dilencideki para biz de yok” demiştir çoğu kez. En azından ben bunu kendi adıma söyleyebilirim. Başka neler çıkar dilencilerin üzerinden? Yazılı ve görsel basına konu olan binlerce habere göre; dilenciler genelde; evi, apartmanı, yatı katı olan kişiler çıkıyor. Hemen hepimiz bir matematikçi edasıyla “Her geçenden bir lira alsa, iki yüz kişinden alsa bu parayı demek ki günlük en az iki yüz lira kazanıyordur” hesabı yapıyoruz. Emniyetin kayıtlarına göre; düzenli olarak dilenenler ortalama bir iş adamından daha fazla servete sahip. Ancak zamanla hastalık haline geldiği için bu keşmekeş hayatı bırakmayıp dilenmeye de devam ediyorlar. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’ye gelen bir yabancı profesörün dilenciler üzerine tez yazdığını ve bu nedenle sokaklarda dilenci olarak dolaştığını buradan kazandığı paranın akademisyenlikten fazla olması nedeniyle hocalığı bırakıp dilenciliğe devam ettiği şeklinde bir haber okumuştum. Bunun gibi sayısız spesifik örnek var. Bunlar zaten bilmediğimiz şeyler de değil hepimiz bunun ne olduğunu çok net bir şekilde biliyoruz.  Son yıllarda ülkemizde ve ilimizde  dilenci sayısında inanılmaz bir artış olduğunu söyleyebilirim. Hatta dilenci sayısı deyim yerindeyse patladı. Kayıtlara göre ülkemizde yabancı dilenciler yerli dilencileri geride bıraktı. Şunu özellikle ve altını çizerek belirtmek istiyorum. Sokaklarda ayakları yalın gezen çocukları hepimiz görüyoruz. Bizim soğuktan nefes almakta zorlandığımız havalarda bu insanlar hele çocuklar nasıl bu şekilde gezebiliyor? Nihayetinde hepimiz insanız ve bu şekilde dolaşmanın bir sınırı var. Yani bir çocuk veya genç uzun süre bu soğuk havalarda hayatını idame ettiremez. Bunun imkânı yok. Bizim milletimiz hiçbir zaman sokakta; evsiz, parasız kalanı parasız sahipsiz bırakmaz. Hepimiz yemeğimizi yerken yanımızda kim varsa aç mı tok mu onu sorarız, ekmeğimizi böler birlikte yeriz. Milletimiz kendisine düşmanlık yapanları dahi asırlardır bağrına basmıştır. Burada amacım milliyetçilik nidaları atmak değil ancak belirtmek istediğim duygularımızın sömürülmesi noktasında artık bir sınır ne yazık ki kalmamıştır. Burada eli ayağı tutan, demiri sıksa suyunu çıkarak gençlerin dilendiğini görüyoruz. Boyu bir otomobilin dikiz aynasına gelmeyen ama araçlar trafik lambalarında durur durmaz koşan ve sürücülerden para isteyen çocukları görüyoruz. Burada duygularımız nedeniyle büyük bir aldatmacanın tam ortasındayız. Eli- ayağı tutan dilenmek yerine istediği işte çalışır, meslek öğrenir ve hem kendisinin hem de ailesinin geçimini sağlar… Sağda, solda bekleyen, arkasını kollayan, çocukları dilenmeleri için oraya gönderenlerin olduğuna kimsenin zerre kadar kuşkusu yok… Ancak minicik bir çocuğu orada görünce de hiçbirimizin yüreği buna el vermiyor. Bizlere düşen görev ise istemeyerek de olsa duygularımızı bir kenara bırakarak yolumuza devam etmektir. Biz, her para verdiğimizde o dilencinin ertesi sabah da orada olacağını göreceğiz. Yolda bekleyen dilenciye kimse para vermezse kaç gün daha orada bekleyebilir? Tabii ki bekleyemez… Ancak burada ifade ettiklerimiz yanlış anlaşılmamalı. Devletimiz ihtiyacı olanlara pek çok olanak sağlıyor. Kimsesizlerin ve bakıma muhtaç olanların barınma ve aş ihtiyaçlarından tutun da eğitimlerine kadar bütün masrafları üstleniliyor. Kimse, mazlum bir şekilde ortada bırakılmıyor. En azından şöyle düşünün, mahallenizde, sokağınızda bakıma, aşa, paraya ihtiyacı olan biri olsa hangimizin boğazından bir lokma geçer? Hepimiz bir tencerenin yanına bir tane daha koyar komşumuza götürürüz. İşin aslı bu. Görev bu anlamda biraz da bize düşüyor. Eğer sokaklarda bu tip olaylarla karşılaşmak istemiyorsak, dilenci çetelerinden, çocukları dilencilerden insanlık yoksunlarının ekmeğine yağ sürmek istemiyorsak üzerimize düşeni biz yapmalı ve dilencilere değil ihtiyaç sahiplerine yardım etmeli ve hatta bu şekilde insanları kullananları da derhal emniyet kuvvetlerine bildirmeliyiz.

HABER: SERHAT ERDOĞAN

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN