SEÇMEN Mİ? GÖÇMEN Mİ!!! PARTİLİ MUHTARLAR… TEŞVİKLER!
Türkiye yoksulları, yoksulluktan; Türkiye dışa bağımlıktan kurtulmak istemiyor!
Üretim toplumundan, tüketim toplumuna geçen ülkede hızlı nüfus artışı sadece istihdam sorunu yaratmakla kalmamaktadır. Hızlı nüfus artışından dolayı genç nüfusun toplam nüfusa oranı yüksek olması kırılgan ekonomisi olan Türkiye için risk taşır.
Bir çocuk yetmez. En az üç çocuk tavsiyesi farklı tuttu galiba. Türkler boğazlarını zor doyururken üç çocuk yapmaktan kurtuldu. Nüfus planlamasına Mülteciler yetişti.
Sınırlardan geçerken zorluk yaşamıyoruz. Suriye Mültecileri…
Sınırlardan geçerken zorluk yaşamıyoruz. Afganistan Mültecileri…
Türkiye’de kayıtlı Suriyelilerin sayısı 3,5 milyon, diğer ülkelerden Türkiye’ye sığınanların toplam sayısı 365 bin. İran sınırında bekleyen 1,5 milyon Afganlı. Ve de Türkiye’de 380 bine ulaşan göçmen bebek sayısı. Tüm bunlar resmi kayıtlar. Ya gayri resmi kayıtlar! Birde bu ülkede Türk vatandaşlığı kabul edilip bu sayıdan düşen 78 bin göçmen. Kısaca iktidara kemiksiz 78 bin oy.
Başka ülke insanların ülkelerini terk ederek bu ülkeye ellerini kollarını sallayarak girmeleri, Bu ülkeye sağlayacağı fayda, zarar neden hiç mütalaa edilmez.
Avrupa; Türkiye ile 3,5 milyon Euro karşılığı göçmen pazarlığı yaptı. Anlayınız ki Bu ülkede 32 etnik kökenden sonra İran, Irak, Suriye, Pakistan ve de Afgan etnik kökenle birlikte 37 etnik kökenli ülke haline geleceğiz. Yoksulluğun zincirlerini kıramamış bir ülkede. Yeniden dizayn olmak.
Öyleyse 32 Milyar Dolar yetmez.
Bu mültecilerin bu ülkede sınırları sonuna kadar aralayan iktidara mı; yoksa ihanet ettiği kendi topraklarına mı faydası olur?
Bunlar iktidar için ‘Seçmen’… Bürokraside ‘Göçmen’… Halkın gözünde ekmeğine ortak.
Devlet halk için midir. Halk devlet için midir? Sorusunun aslı! Açlık sınırında yaşayan milletin zengin devlet yaratmasıdır. Başka bir anlatımla bir kısım azınlığa hizmet etmesidir. Halk zengin devlet dürtüsünü itibar olarak nitelemeye başlamışsa anlaşılıyor ki; halk devlet için!
Seçmen mi! Göçmen mi!
Bunlar etnik köken olarak hangi ırka bağlarsanız bağlayın. Bunlar seçmen olarak bu ülkede yurttaş olarak kalacaklar…
Cep delik, cepken delik. Kevgir misin kardeşlik. Şarkısı sizce bizim sınırlarımızın süzgeç halini mi, yoksa; bu ülkenin gerçek insanının yoksulluğunu mu anlatır bilmiyorum.
Muhtarlar devlet sırtından İspanya’ya turistik geziye gitti. Adı devlet ama! Benim sırtımdan gitti. Kısaca mahallenizde, köyünüzde bağımsız olması gereken ahlak, beleş seyahate hayır diyemedi. Neden başka gruplar değiller de, illaki ‘Muhtarlar’!!! Bunları kandıranlar, bu milletin parasıyla kandırıp taşıdılar. Bu taşımalı sistem onları partili muhtarlar yaftasını yapıştırdı… O Muhtar hangi akılla mahalle veya kırsal alan sakinlerini ikna edecek. Tehditle mi? Yoksa İspanya’yı mı anlatarak mı? Türkiye Cumhuriyetinin coğrafi konumunu bilmeyen adamlar İspanya yolunda.
Yiyin için ağalar saltanatım var benim. Türkiye Cumhuriyeti yaylarında 1500 koyunum var benim…
Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “Devletten aldığı maaştan başka kazancı olmayana ana muhalefet partisi teslim edilmez”… Demişti… Aslında bu mesajı şöyle algılamak gerekir. Yıllar önce Turgut Özal: ‘Benim memurum işini bilir’… Bugün işini bilen öyle memurlar tanıyorum ki; aslında çoğunu sizlerde biliyorsunuz!
Türkiye AB’ üyeliği adaylığından vazgeçse! AB ülkeleri bayram ilan edecek. Türkiye’ye ev ödevi vermekten, yeniden dizayn etmekten vazgeçecek. AİHM bir uçak dolusu eder tüm dava dosyalarını iade eder. Geriye sadece biz bize itibar tartışması kalır. Hukuk, adalet, demokrasi, insan hakları, anayasal düzen vs… Bu kavramlar gazetecilerin köşe yazılarına malzeme olmaktan çıkar. Pehlivan tefrikalarına döner!!!
Sattılar. Kurtuldular. Mahkeme süreciymiş. Falan filanmış. Şeker Vatanmış. Satılamazmış. Aha! sattılar. Netcen. Ve anlamlı ki yurdum insani, milletin birikimleri ile kurulan ekonomik değeri olan fabrikalar bir futbolcu değeri etmiyor. Öyleyse, Nişasta bazlı şuruba devam. Yandaşlara selam.
Teşvikler yandaşa gitti. İktidara yakın şirketler, vergi borçlarının yeniden yapılandırılması ve ertelenmesini talep ettiler. Bu talep kabul gördü.
Bu sırada İcra dosyaları 27 milyon adedi geçerken, takibe düşen kredi kart sayısında azalma olmuş. Bilginiz olsun.
Dindar gençlik deist oluyormuş.
İmam Hatip Liseleri üzerinden resmi bir kurumun yaptığı anket sonucu gençlerin tanrı tanır, kitap ve peygamber tanımaz inançlara yöneldiği, kısaca ‘Deist’ oldukları açıklandı. Atalar ne demiş zorlamayla olmaz. Ölüyü çok yıkarsan, ya kalkar kaçar. Yada altına….r.









