

Ali Aydemir
Son yıllarda ülkemizde yapılan seçimlerde şaibeleri, sahte evrak ve oy pusulalarının, bilgisayar hilelerinin, sandık başında ki dümenlerin, Yüksek Seçim Kurulunun oy kullanıldığı günü yaptığı akıl almaz kararları yaşadık.
Seçmen listeleri yazılırken, sandık başlarına görevlendirilen memurlar ın çoğunluğunun imamlara ve kendi görüşünde olanlara önce görev verilmesi.
Sandık başkanlarının hangi zihniyette olduğu, bağlantıları, hatta zaafları önceden tespit edilmeye çalışıldı. Her bir sandıkla ilgili ayrı çalışma yürütüldü. Neredeyse bütün sandık başkanları fişlendi. Bir biçimde etki edilebilecek herkes teker teker tespit edildi ve gereken yapıldı.
Hatta muhalefetten gelen temsilcilerle de irtibat kurulması için çaba harcandı. İlçe Seçim Kurulu Başkanlıklarına AKP’ye yakın ya da bir şekilde bağlantı kurulabilecek isimlerin atanması sağlandı. Buralardaki birleştirilme işlemi esnasında yapılacak ‘hatalara’ kimsenin ses çıkarmaması amaçlandı.
Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından, bazı oy sonuçlarının hatalı yazıldığı tespit edildiği söylenmektedir. Bunların büyük kısmı bilinçli olarak yapılması, İlçeden merkeze seçim sonuçları gönderilirken ‘hata’ yapılıp, AKP dışında önde giden partinin oyları eksik gösterildiğini basından öğrendik. Mesela sandıkta CHP’nin oyu 320 ise 32 yazıldı. Sandık görevlilerinden buna itiraz eden olursa ‘pardon hata sonucu yazmışız’ denildi. Her sandık başkanı SKM ile irtibatlandırılarak zimmetlendi. Bazı yerlerde sandık başkanları ve bina sorumlularının telefonlarına bolca kontör yüklenerek, SKM ile anlık irtibat kurabilmeleri sağlandı.
Sandıktaki oy sayımları devam ederken; AKP’nin seçimi büyük farkla kazandığı söylentileri yayılarak sandık başlarında morallerin bozulması ve diğer partilerin görevlilerinin sandıkları terk etmesi sağlandı.
Terk etmemekte direnenlerin olduğu yerlerde hiç yoktan sebeplerle kavga gürültü çıkartılıp, insanlar sandıklardan uzaklaştırılmaya çalışıldı. Pek çok yerde bundan sonuç alındı. Müsait hale getirilen sandıklar için bina sorumlusu SKM’deki irtibatta olduğu görevliyi arayarak ortamın ‘müsait’ olduğu bilgisini verdi. SKM yetkilisi de o bölgede görevli diğer kişilere haber verdi. Ve sonuçlar için uygun operasyonlar yapıldı. Bazı yerlerde de elektrikler kesildi.
Hayali seçmenlere oy kullandırıldı. Bir AKP’linin evine veya işyerine onlarca farklı seçmenin ismi yazıldı. Çok önemli miktarda mükerrer oy kullanıldı. Bazen yanlışlıkla AKP seçmeni olmayan kişilerin evlerine de farklı isimler yazıldığı oldu. Bunlardan dikkatli olanlar veryansın etti ama seçimin gürültüsü içinde bu sesler hiç duyulmadı. Bu konuda öyle ileri gidildi ki Büyükşehir Belediyesi ilçelere hayali konutlar ekledi ve hayali adresler üretildi. Hayali mahalle, hayali cadde, hayali sokak, ev ve gecekondular adres olarak gösterildi.
Sık sık görülen elektrik kesilmelerinin yaşanması, trafolara kedi girme masalları, sandıkların arabalara atılıp taşınması, hatta kaybolması, bilgisayarların durduk yere bozulması, seçim sonuçlarının neredeyse seçim öncesinden birebir bilinmesi seçimlerde nasıl hilelere başvurulduğunun göstergelerindendir.
Sertifikasyon eksikliği kadar sık ve yüksek sesle dillendirilen bir başka bir söylem ise işleyişinde görülen sakıncalar nedeniyle gelişmiş batı ülkelerinin artık terk ettikleri yabancı kaynaklı bu sistemi Türkiye’nin ısrarla kullanmaya devam etmesi.
Oy kullanmalarda mükerrer oyların önüne geçen parmak boyamayı kaldırmaları, fazladan oy kullanmaların yolunu açmaktadır. Oy kullanma işinde Avrupa da olduğu gibi neden bilgisayar sistemine geçilmediği kafaları karıştırmıyor mu?
Hala ilkel bir şekilde seçim yapılması, bütçeden yapılan masraflar ve israf, zaman, para ve güç kayıplarının ülkemize ve bütçemize kaybettirdiği değerlerin pek çok olduğunu görüyoruz.
Seçim sonuçlarının işlenmesinde UYAP ağı altyapısının kullanılmasının seçimlerim güvenliği için bir zayıf nokta oluşturduğu görüşü yaygındır. Bu görüşün dayanağı, seçim sonuçları ile ilgili tüm bilgilere UYAP’ın sahibi olan Adalet Bakanlığının, dolayısıyla hükümetin erişilebilir ve müdahale edebilir olmasıdır.
Varsayalım ki seçilip gruplar halinde Ankara’ya getirilen muhtarlarla yapılan toplantıların, yenilen yemeklerin, içilen acı kahvelerin öncesinde veya sonrasında kimi parti görevlileri muhtarlara “Eh artık, sizin orada herhalde seçimi tulum çıkarırız” demeyi ihmal etmemiş olsunlar.
İçtikleri acı kahvenin, tuttukları partinin veya tamamen duygusal başka nedenlerin hatırını kıramayan muhtarlar kendi seçim çevrelerine döndüklerinde “Partimiz her sandıktan en az 200 – 250 oy bekliyor ağalar. Biz onların yüzüne gülersek, onlar da bizim yüzümüze gülecekmiş. Bunu böyle, böyle söylediler” demiş olabilirler mi, olamazlar mı? Kendi tekelinde olan görevlilerden oluşan sandık kurullarının tutanaklara yazıp altını imzaladıkları rakamlar, sandıktan çıkan gerçek sayılara değil, Ankara’nın yüzüne gülecek sayılara uygun olabilir mi, olamaz mı?
Bu tür kurmaca senaryoların Ankara’da ağırlanan muhtarların üzerine düşürebileceği kuşku bulutlarını dağıtmanın yolu ise belli: Ankara’da ağırlanan muhtarların seçim çevrelerinde alınan sonuçlara yakından bakmalıdır. Ülkemizin dar boğazlarda olduğu bir zamanda seçilmiş muhtarları Avrupa gezilerine götürmede ki amacı açıklamamıza gerek yoktur.
Adı demokrasi ile birlikte asla anılamayacak olan Sovyetler Birliği lideri Stalin’in 1923 yılında söylediği bir söz bazı yerlerde hala önemini koruyorsa, o sözü ciddiye almak yararlı olabilir: “Kimin, ne yönde oy verdiği bence önemli değildir; ama oyları kimin, nasıl saydığı son derece önemlidir.”
Sahte seçmen eklenmesi: Özellikle 2007’den itibaren seçim sonuçlarını etkileyebilecek büyüklükte yığma ve bindirme seçmen olduğu belirlendi. Yığma seçmenler belediyelerin numara verme çalışmasıyla olmayan bir adres yaratıp bu adrese seçmen kaydetmeleriyle oluşturuldu.
Bindirme ise var olan bir adrese orada yaşamayan seçmen kaydedildi. Siyasi partilerin oylarının birbirine yakın olduğu yerlerde büyük önem taşıyan bu seçmenler (yığma veya bindirme) sahte seçmenler olarak adlandırılıyor. Örneğin 40 binin üzerinde seçmeni olan İstanbul Beylikdüzü’n de ki iki mahallede inşaat halindeki binalarda hiç olmayan adreslerde yaklaşık 5 bin seçmenin sahte olduğu kayıtlara geçmiştir.
Sandık çevresinde yapılan hileler: Mühürsüz sandıklar, sandık kurulu başkanlarının AKP’ye mühür bastırması, açık oy kullanılması, sandık kurulu başkanı tarafından evde mühürlenen sandıklar geçmiş seçimlerde belgelenmiştir.
Tutanak sonuçlarının değiştirilmesi: 2014 yerel seçiminde Ankara ve İstanbul başta olmak üzere sandık sonuç tutanakları ile YSK’nın açıkladığı sonuçlar arasında ciddi tutarsızlıklar tespit edilmiştir.
“2015 Seçim Güvenliği” raporuna göre 2002’den beri seçim dönemleri arasında listelerde düşürülen ve eklenen milyonlarca seçmen var. 2011 seçiminde 19 milyon fazladan oy pusulası bastırılmış, Afgan mültecilere bile oy kullandırıldığı söylenmektedir. Seçimlerin adil ve hukuka uygun olduğuna Halkın yarısı inanmamaktadır.
AKP’nin kazandığı dokuz seçimin tamamına yakınında akıllarda “kuşku” yaratacak yüzlerce olay yaşanmıştır. Çöplüklerden binlerce oy pusulası çıktı, sahte seçmen listeleri ortalığa saçıldı, birleştirme tutanaklarındaki usulsüzlükler yargıya taşındı. Sayım anlarında, kritik merkezlerde elektrikler kesildi.
SEÇSİS’ e dışarıdan müdahale edildiği iddiaları güvensizliği besledi. Seçmen bu gerekçelerle “temiz ve adil” bir seçim yapıldığına inanmakta zorlandı. Bugün halkın yüzde 43’ü seçimlerin adil olmayacağına inanıyor. Seçmen oyunun çalınıp çalınmayacağının endişesini taşıyor.
Türkiye’de 55 milyon seçmenin olduğu bilinmekte iken basından öğrendiğimize göre 500 milyon civarında oy pusulalarının basılmasının sebebini birileri bizlere açıklayabilirler mi?
Sorumlu her vatandaş, seçimlerde ki hilelere, oyunlara karşı uyanık olup, oyuna ve sandıklara mutlaka sahip çıkmalıdır.









