SEÇİM.. EKONOMİ.. SEÇİM.. EKONOMİ……

4 Mayıs 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
SEÇİM.. EKONOMİ.. SEÇİM.. EKONOMİ……

SEÇİM.. EKONOMİ.. SEÇİM.. EKONOMİ……

Seçimler demokrasinin en temel mekanizmalarından biridir.

Erken seçim rüzgârlarının estiği şu günlerde ekonomi cephesini de düşünmek gerekmektedir. Bu süreçte seçim ekonomisi uygulanabilmesi biraz zor görünmekle birlikte; iktidarın, hazırlıkları, önlemleri ve uygulamalarının devreye girmesi bekleniyor.

Seçim ekonomisi, seçim öncesinde ne anlama geldiği bilinmeden sıkça kullanılan bir kavramdır. Mevcut iktidarın seçimi kazanabilmek ya da oy kaybını en aza indirmek için aldığı bir dizi iktisadi kararlarla beklenen iktisadi sonuçların örtüşmesi için yapılan uygulamalar olarak düşünebiliriz.
Seçmen tercihlerinde kişisel çıkarlar ağır basar bu bilinen bir gerçektir oysa ulusal çıkarlar öncelikli olmalıdır. İşte siyasiler seçim ekonomisine sığınarak bir takım ekonomik uygulamalarla kişisel çıkarları yönlendirmeye çalışırlar.

Seçim sürecinde kamu harcamalarını artırılır (emekliye bayram ikramiyesi memur maaşlarında artış gibi kamu transfer harcamaları) vergiler düşürülür, vergi affı gündeme gelir, kamu yatırım harcamaları gösterişli projelere yönlendirilir. Bunlar genişlemeci maliye politikası uygulamasıdır. İstihdam artışı ve ekonomide yüksek büyüme hızı hedefi pahasına, bütçe açıklarına ve fiyat artışlarına (enflasyona)  göz yumulur, seçim sonrasında ise tersi bir politika izlenir (daraltıcı maliye ve para politikaları ) işte bu tür uygulamalar demokratik işleyişlerde “seçim ekonomisi” olarak adlandırılır.

Seçim öncesinde genişletici, seçim sonrasında daraltıcı ekonomi politikalarının uygulanması doğrudan ve dolaylı olarak enflasyon, istihdam, büyüme, gelir dağılımı gibi değişkenlerde dalgalanmalara neden olur. Artan kamu harcamalarının, emisyon ve borçlanma ile karşılanması bütçe açığını ve enflasyonu kronik hale getirir.

Türkiye’de Erken Seçim Koşulları Nasıl Oluştu ?

Ekonominin 2017 yılı başındaki temel makro sorunları vardı;  düşük büyüme (% 3,2), yüksek enflasyon (% 8,53) ve yüksek işsizlik (% 10,9),  yine 2017 yılı başında bütçe açığı (% 1,1) ve cari açık (% 3,8) kontrol altındaydı.

İktidar düşük bütçe açığı oranının verdiği güçten de cesaret alarak kredi garanti fonunu devreye soktu, bazı sektörlerde KDV ve ÖTV gibi harcama vergilerinin oranlarını düşürdü, sosyal güvenlik primlerini erteledi. Böyle bir politikayı enflasyonun yüksek olduğu bir dönemde, yatırım artışının dış finansmana bağımlı olduğu bir ekonomide uygulamaya koymanın sonucu enflasyonun artması, cari açığın da yükselmesi şeklinde sonuçlandı

Ve 2017 başlarından itibaren kendini belli eden seçim ekonomisi giderek hızlanmaktadır.

FATMA ACAR ÜNLÜ    02.05.2018 ANKARA

KAYNAKLAR : Mahfi Eğilmez / Kendime Yazılar Ve Güncel Basın Organlarından Görüşler

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com