PERPERİŞAN HALKIN SALTANATLI İKTİDARI!

25 Mayıs 2022
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
564 defa okundu.
PERPERİŞAN HALKIN SALTANATLI İKTİDARI!

Bülent Demirbaş

Güzel ülkem Türkiye’min onurlu ve mağrur milletinin açlık ve sefalet acılarına her gün peş peşe gelen yeni zamlarla darbe üstüne darbe vuruluyor. İşsizlik tarihimizin en üst seviyelerine gelmiş durumda, döviz kurları yine hızlı bir yükseliş trendine girdi, evine ekmek götüremeyen, mutfağında ocak tütmeyen milyonlara her gün yeni haneler ekleniyor.

Adalet derseniz halk nezdinde Cumhuriyet tarihimizde görülmemiş bir güvensizlik oranına sahip. İnsanlar yargının daha çok iktidar mensuplarına hizmet eden uzaktan kumandalı bir enstrümana dönüştüğünü konuşuyorlarsa o ülkenin temellerinin sarsıldığı, demokrasinin artık kaybedildiği kabul edilmelidir. Hele ki iktidarın, artık meclisin dahi işlevsizleştirilmesi ile tek bir kişinin iradesine endekslenmiş bir yönetim şekli haline dönüşmesi ile insanların artık toplumsal ve kamusal her alanda güvencesizleşmesinden tutun da hukukun dahi artık kendisine adil olamadığı bir toplumsal düzene dönüşmesine neden olmuştur.

Geçen hafta ne acı ki tarihi Atatürk Havalimanımızın da yıkılmasına şahitlik ettik. Halk iktidarın bu yıkım girişimini havalimanının isminin ‘Atatürk’ olmasına bağladı ve yoğun tepki gösterdi. Elbette bu olanların sosyo-psikolojik temellerinde yatan sebeplerini iktidar mensuplarının maalesef bugüne kadar ki Atatürk aleyhine olan söz ve eylemlerine ilişkin suç sicillerinin yaşanmış pek çok örneklerle kabarık olmasında aramak gerekir.

Bu yazım için çalışırken konu içeriği ile ilgili o kadar çok haber ve kaynak taradım ki bunları buraya sığdırmam elbette imkânsız. Sadece değindiğim konu başlıları bile başlı başına bir köşe yazısı olabilecek nitelikte. Zaten isteyen herkes haber sitelerinde araştırmaya kalktığında pek çok veriye rahatlıkla ulaşabiliyor. Örneğin iktidar mensuplarının ve yakınlarının devlet imkânlarını nasıl sömürdüklerini, kendilerini, eş-dost ve akrabalarına doyumsuzca nasıl devletin imkân musluklarını açtıklarını isim isim öğrenmek mümkün. Yahut da iktidarın sömürü düzeninden kimlerin çifter maaş, kimlerin 6 veya 7 yerden maaş aldıklarını, bu görevlerin neler olduklarını dahi liste liste haber kaynaklarından bulmanız mümkün. Açlık ve sefalet yumağında boğulan bir ülkenin insanlarının iktidar mensuplarının her geçen gün daha da zenginleşmelerine şahit olmak elbette katlanılır bir şey değil lakin hakikat olan da budur ve yadsınamaz bir gerçektir.

Ülke adına en utanç verici, en acınası olan ise vatandaşların her gün gelen zamlarla evlerine peynir, yağ, un gibi temel gıda maddelerini bile götüremez hale geldikleri bu günlerde, iktidar mensuplarının, eş-dost-akraba ve yakınlarının sefayı saltanatları ile yaşarlarken bir de sabır edin, şükür edin tavsiyeleri ile uyutuluyor olmasıdır.

Sarayın günlük masrafını, iktidar mensuplarının seyahat ve eğlence toplantıları masraflarını her gün ekranlardan izliyoruz. Ramazan ayında iktidar il ve ilçe teşkilatlarına “aman halkın gözüne batacak çok israflı sofralara oturmayın” uyarılarında bulunmak zorunda kalmıştı. Bu uyarıyı gözden kaçıran bazı AKP teşkilatları kendini israflı sofralar kurmaktan geri tutamayınca haberlere yansıması ve çok tepki çekmesi üzerine aynı kişiler ertesi gün hemen yer sorası kurup, boyunlarını büküp (!) halkla iç içeyiz tiyatrosunu utanmadan sergilemekten çekinmemişlerdi. Garip olan ise, bir kesin dar gelirli, geçim derdi tavan yapmış insanlarımız ise ısrarla bu tiyatrolara inanma ve alkışlama güdüsünü sürdürmektedir. Bunun toplumbilimciler ve psikoloji uzmanlarınca incelemesi gereken bir tür ‘Stockholm Sendromu’ vakası niteliğinde olduğu aşikâr.

Bu tür iktidarlar, yani kendileri müreffeh bir hayat sürerken idaresindeki halkın yoksul ve sefil olması durumunda ustaca dini argümanları tarih boyunca olmuştur. Bu durumu en iyi Abbasiler ve bilhassa Emeviler dönemlerinde gözlemlemek mümkündür. O dönemlerde Saray ve aveneleri lüks ve şatafat içerisinde yaşarlarken, açlık ve sefillik içerisindeki halkın İslami argümanlarla

yöneltildiği, halkın dini duygularının güçlü tutulmasına özen gösterilerek sabır ve şükür etmeleri gerektiği telkinlerinin ısrarla verilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bu sihirli formülün keşfedilmesi ile İslam dini ve inancı artık siyasal iktidarların halkı daha rahat idare edebilme, denetleme ve baş eğdirme silahı haline dönüşmüştür. Pek çok İslam âlimi saltanat iktidarlarının İslam dinini kendi israf yönetimlerine alet etmesi karşısında mücadeleler vermiş, İslam’ın özünü canlı tutmak için halkı bilgilendirmiş, hatta be yolda kellelerini dahi vermişlerdir. Bununla ilgili, yani Emevilerle zirve yapan saltanat sistemi ve buna karşı mücadele veren ulema hakkında pek çok kaynak vardır. Pek çok örneği olmasına rağmen okuduğum bazı makalelerden birisini emsal olarak buraya almak gerekirse “ https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/260767 “ linkinden “EMEVÎ İKTİDARININ SİYASÎ İCRAATLARI KARŞISINDA ULEMÂNIN TAVRI” adlı makaleyi (Dr. Mustafa ÖZKAN Diyanet İşleri Başkanlığı) okumanızı tavsiye edebilirim.

Bu hususa değinmem ve tarihsel arka planına da gönderme yapmamın nedeni gayet net anlaşıldığı üzere, son zamanlarda bazı üst düzey iktidar mensuplarının milletimize yönelik sıkça kullanmaya başladıkları ‘sabır edin, Şükür edin, yoksulluk Allah’tan gelir v.s.’ şeklindeki söylem ve argümanlarıdır. Artık ekonomiyi götüremeyen, Arap devletlerinden kapı kapı para arayan, önceleri ulusal itibar meselesi haline getirilen Kaşıkçı Cinayeti davasını dahi direk faillerinin eline verecek kadar Suudi parasına muhtaç haline geldiği iddia olunan siyasi iktidar çökmüşlüğünü, bitmişliğini ve çaresizliğini bertaraf etmek için en üst perdeden İslami retorikleri kullanmaya başlayarak insanlarımızı başka bir tehlikeli akıntıya sürüklemektedir. İslam dininin amacından ve özünden çıkarılarak siyasal iktidarın yönetim beceriksizliğini örtmek ve halkı teskin etmek için kullanılması tehlikeli bir şark kurnazlığıdır. Halkın iktidarın beceriksizliğini ve başarısızlıklarını konuşması, düşünmesi istenilmemekte, bunun yerine halka ısrarla “sizin yoksulluğunuz Allah’tan, Allah öyle istedi, sabır edin, halinize şükür edin” denilerek en amiyane tabirle insanlarımızın temiz ve saf inançları adeta bir teskin edici, sakinleştirici ilaç gibi kullanılmaya çalışılmaktadır. Dinin siyasete alet edilmesinin en üst perdeden bir örneğini yaşıyor olma ihtimalimizin ne kadar büyük bir toplumsal tehlike olduğunu anlatmaya gerek yoktur.

Tüm toplumsal eğilim ve tartışmalar ile birlikte son dönemin tüm büyük anket şirketlerinin araştırmalarına bakacak olursak, aziz milletimiz SABIR edecekse en fazla 2023 seçimlerine kadar sabır ederek, artık tamamen tek adamın iradesine teslim edilmiş bir saltanata dönüşmüş olan ucube ve en sert haliyle ‘taraflı’, neredeyse hukukun dahi işlevsizleştirildiği devlet başkanlığı yöntemi getirmiş olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte AKP iktidarını da artık değiştirecek gibi gözükmektedir. Zira görünen o ki milletimizin sabır ve tahammülü artık ancak 2023 seçimlerine dayanacak kadar kalmıştır. Kim bilir, AKP’nin başarısız, ekonomiyi çökertmiş, yargıyı bitirmiş, kendilerini zengin ederlerken halkı sefil ve mağdur eden saltanatlı iktidarları 2023 seçimlerinde olur da bittiğinde ise zaten aziz milletimiz nasıl ŞÜKÜR edileceğini de tüm dünyaya gösterebilecektir!

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN