ORTA GELİR TUZAĞINDA  TÜRKİYE

11 Ocak 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
ORTA GELİR TUZAĞINDA  TÜRKİYE

ORTA GELİR TUZAĞI NEDİR?

Bir ekonominin belirli bir kişi başına gelir düzeyine ulaştıktan sonra orada sıkışıp kalması haline orta gelir tuzağı denir. Orta gelir tuzağı bir ekonomide kişi başına gelir düzeyinin belirli bir aşamadan öteye gidememesi ya da belirli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra durgunluk içine girilmesi durumunu özetleyen bir yaklaşımdır.

Orta gelir tuzağı kavramının Türkiye’nin gündemini sıkça işgal etmeye başladığını, ekonomi çevrelerinde Türkiye’nin orta gelir tuzağına nasıl düştüğünden ve nasıl kurtulabileceğinden söz edildiğini görüyoruz.

Orta Gelir Tuzağına Düşen Ekonomilerde Neler Olur?

Orta gelir tuzağına düşen, bir başka ifadeyle bulunduğu grupta sıkışıp kalan ve üst gruba çıkamayan ekonomilerde görülen ekonomik durumlar şunlardır:

(1) Tasarruflar ve dolayısıyla yatırımlar düşük düzeyde kalır.

(2) İmalat sanayisinde gelişme yavaş yürür.

(3) Sanayide çeşitlenme ortaya çıkmaz.

(4) Emek piyasasında koşullar zayıf kalır.

Orta Gelir Tuzağına Nasıl Düşülmüş?

Düşük gelirli ülkeler, düşük teknoloji ve emek yoğun üretim faktörleriyle ürettikleri ucuz maliyetli ürünlerini, düşük maliyetten kaynaklanan fiyat avantajlarını kullanarak ulusal ve uluslararası piyasalarda pazarlayabilirler ve gelişmiş ekonomilerle rekabet edebilirler.

Zamanla emek ve sermaye verimliliği, düşük olan tarım sektöründen imalat sanayi sektörüne kaymaya başlar ve ekonominin üretim ve gelir düzeyi artar. Ancak ülkenin orta gelir düzeyine ulaşmasıyla birlikte tarımda eksik istihdam giderek azalır, sanayi sektöründe ücretler artmaya başlar ve artan maliyetler neticesinde ekonominin rekabet gücü azalır ve ülke gelir düzeyini artıramaz. Yani ülke orta gelir tuzağına düşmüş olur.

Orta Gelir Düzeyinden Yüksek Gelir Düzeyine Geçilebiliyor mu?

Gelişmekte olan ekonomilerin on yılı aşkın bir süredir gösterdiği güçlü büyüme trendi bu ülkelerin kişi başına düşen milli gelirlerinin gelişmiş ekonomilerin düzeyine yaklaşmasını sağlamıştır.

Dünya Bankası tarafından yayınlanan bir raporda, geçtiğimiz on yıl içinde 28 yeni ülke orta gelirli ülke konumuna ulaşırken aynı dönemde sadece 12 ülke yüksek gelir düzeyine ulaşmayı başarabilmiştir (kişi başı GSMH 12.076 ABD Dolarının üstünde olan ülkeler).

Orta Gelir Tuzağından Çıkan Ülkelerin Deneyimleri?

Asya ülkelerinin deneyimi orta gelir tuzağından kurtulmak için yüksek katma değerli üretimin yanı sıra ürün farklılaştırması yoluyla yapısal dönüşümlerin gerçekleştirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Güney Kore bu açıdan önemli bir örnektir. 1960’lı yıllarda başlayan 5 yıllık ekonomik planlar başarıyla ilerledikçe, Güney Kore’nin üretim politikalarında önce hafif sanayi malları, ardından demir ve çelik sektörü hedeflenmiştir.

Somut bir örnekle; hafif sanayi aşamasında eğitim alanında öncelikle temel eğitime ağırlık verilmiş ve orta öğretime yatırım yaparak ağır sanayinin ihtiyaç duyacağı teknik eğitim sağlanmıştır. Bunu elektronik ve bilgi teknolojileri sektörünün ihtiyaç duyacağı yüksek öğretime verilen ağırlık takip etmiştir.

Güney Kore örneği üretkenliğin desteklenmesi ve uygun tamamlayıcı politikaların, uygulanmasının orta gelir düzeyinden yüksek gelir düzeyine çıkmakta ne denli önemli olduğunu göstermektedir.

Uzun Yıllar Boyunca Orta Gelir Seviyesinde Kalma Tehlikesiyle Karşı Karşıya Olan Bir Ülke Olarak Yapmamız Gerekenler Nelerdir?

Tek bir çözüm yolu bulmak tabi ki mümkün değil. Her ülkenin kendine has politik, ekonomik, kültürel farklılıkları bulunmakta ve sahip olduğu bu özellikleri doğal olarak ekonomik gelişimini de etkilemektedir. Ancak yinede farklılıklara rağmen yerine getirilmesi gereken bazı ortak noktalar bulunmaktadır.

Ülke olarak, Orta Gelir Tuzağı’na takılmanın en önemli nedenlerinden birisi de uluslararası ticaretin yetersiz büyümesidir. Azalan ticaret tuzaktan çıkmamızı engellemektedir.

Öncelikle sağlıklı ve hızlı bir ekonomik kalkınma için diğer ülke tecrübelerinin göz ardı edilmemesi ve iyi analiz edilmesi, ülkemizin kendi ihtiyaçları doğrultusunda bir strateji ve plan oluşturulması gerekmektedir.

Yatırımların finansmanın sağlanması amacıyla tasarruf oranımızı artırmamız gerektiği artık herkesin bilinmektedir. Türkiye’de tasarruflarla yatırımlar arasındaki farkın kapanması için bireysel emeklilik sisteminde yapılan yeni düzenlemelerin bir parça da olsa faydası olduğu görülmektedir.

Bu noktadan sonra artık büyümenin kaynağı sermayenin yeni yatırımları değil, üretkenliğin artırılması olmalıdır. Üretkenliğin arttırılması ise nüfusun eğitim düzeyinin artırılması, inovasyon ve Ar-Ge yatırımlarıyla mümkün hale gelmektedir.

Sonuçta, Türkiye’nin orta gelir düzeyinden kurtulmak için önünde atması gereken pek çok adım olduğunu görüyoruz.

Artık sürdürülebilir büyüme mazeretiyle adımlarımızı küçük atarak on yıllardır içinde bulunduğumuz orta gelir düzeyinden kurtulmanın mümkün olmadığını görmeli ve ülke olarak gelişmiş ülkelerle olan farkı kapatabilmek için biran önce koşmaya başlamalıyız.

 

Kaynaklar: Mahfi Eğilmez / Kendime Yazılar – Medeniyet Ve Kültür Araştırmaları Merkezi

 

FATMA ACAR ÜNLÜ     10.01.18

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com