Ne Kadar Bilinçliyiz

1 Ağustos 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
535 defa okundu.
Ne Kadar Bilinçliyiz

Geçtiğimiz Günlerde Ege Bölgesinde Birçok İlimizde Art Arda Meydana Gelen Depremler Deprem Sigortasının Önemini Hatırlattı.

 

Son bir haftada Ege bölgesinde yaşayanların yüreklerini ağıza getiren üst üste meydana gelen depremler ilimiz de bulunan vatandaşları da tedirgin ediyor. İlimizin de Fay hattı üzerinde bulunması vatandaşların ilimizde de acaba deprem meydana gelebilir mi sorusunu akıllara getiriyor. Peki meydana gelebilecek her hangi bir depreme karşı vatandaşlarımız önlem alıyor mu? Kırşehir’de Sigorta işletmecisi olan Mehmet Çiğdem Konuya ilişkin gazetemiz 40 Arena’ya açıklamasında şunları kaydetti; “Ülke olarak doğal ya da ‘suni’ afetlere oldukça sık maruz kalıyoruz, ama ders almadan tekrar kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu süreç içinde, belli birey ve kurumları bu ‘afetin’ sonuçları için suçluyoruz, hatta bir ‘günah keçisi’ bulup kendimizi bu sorumluluktan kurtardığımızı sanıyoruz. Bir süre sonra da yaşanan olumsuzlukların insani ve mali boyutunu sadece ‘adli boyutta’ takip ediyoruz. Doğal afetlerin tahribatının azaltılması için gerekli kurumsal tedbirleri almakta ne yazık ki ya geç kalıyor ya da etkin olamıyoruz” şeklinde konuştu.

Çiğdem; “Son günlerde Ege Bölgesinde art arda birçok deprem meydana geldi. Geçen hafta Muğla, İzmir ve Bodrum gibi illerimiz de depremler meydana gelerek birçok vatandaşımızın korku dolu anlar yaşamasına neden oldu. Batı illerimiz deprem bölgesinde olduğu için Depreme müsait yani fay hattında olduğu için depremler sık sık meydana geliyor. Ben müşterilerimize bir konuyu hatırlatmak istiyorum. Müşterilerimizin mutlaka deprem sigortasını yaptırmaları gerekiyor. Yani Türkiye deprem bölgesinde. Yine Muğla’da sık sık artçı depremler meydana geliyor. Bunun için sigortalılarımızı ve müşterilerimizi gerekli önlemlerini almaları noktasında sık sık uyarmaktayız. Bu nedenle sigortalılarımız mağdur olmamaları için deprem sigortalarını yeniletmesini her zaman belirtiyorum. Ege bölgesinde yaşanan bu olaylardan sonra sigortayı soran oluyor ama müşterilerimiz yine yaptırmıyorlar, çünkü yaptırmakta zorluk çekiyorlar. Yine eskisi gibi rağbet yok değişen bir şey olmuyor. Müşterilerimizin deprem sigortasını yaptırmaları konusunda bir kez daha uyarmak istiyorum” diye konuştu.

 

PEKİ DEPREM SİGORTASININ ÖNEMİ NELERDİR?

17 Ağustos 1999 depremi ile yaşanan büyük mal ve can kaybı sonrasında bilinçlenme seviyesinde adeta bir ‘uyanış’ yaşandı ve kurumsal düzeyde bazı çalışmalar başlatıldı. Bu çalışmaların süreklilik kazanıp kazanamayacağı daha tam belli değil, ama bazı ilerlemeler görülüyor. Örneğin, inşaat yapma ruhsatlarında uygulanacak esaslar ağırlaştırıldı, kontroller sıkılaştırıldı. Bu durum eski gayrimenkul stokunu kapsamıyor, yani mevcut mimari yapının deprem riski eski seviyelerinde. Deprem sonrasında etkin müdahalede bulunmak üzere, yerel idareler afet koordinasyon merkezleri kuruyor. Bu arada bilimsel ortamda çalışmalar teşvik ediliyor. Son olarak İstanbul Büyük Belediyesi; Bü, İTÜ, YTÜ ve ODTÜ’nün katılımlarıyla bir deprem master planı çalışmasını başlattı. Bizim de katıldığımız bu çalışma ile, depremle ilgili her türlü mühendislik, mimari, sosyolojik, ekonomik, finansal kaynak yaratma, eğitim çalışmaları da dahil olmak üzere geniş bir yelpaze içinde İstanbul için depreme hazırlık ‘yol haritası’ hazırlanıyor.
Kurumsal tedbirlerin belki de en önemli uygulaması zorunlu deprem sigortası düzenlemesinde görülüyor. Ağustos depreminin hemen sonrasında çıkarılan Kanun Hükmündeki Kararname ile 27 Eylül 2000 tarihinden itibaren sigorta kapsamında olan meskenler için deprem sigortası zorunlu hale getirildi ve bu sigortayı sunmak üzere kamu tüzelkişiliğine sahip Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) kuruldu.  17 Ağustos Gölcük depreminin yaşandığı 1999 yılında ülkemizde yalnızca 500 bin civarında deprem teminatlı konut bulunurken, bugün ise neredeyse her 2 evden biri depreme karşı sigortalı.Türkiye’de zorunlu deprem sigortası (ZDS) bulunan konut sayısı 8 milyonu aşarken, ülke genelinde sigortalılık oranı ise yüzde 50’ye yaklaştı. DASK’ın verilerine göre, bölgesel olarak incelendiğinde Marmara yüzde 55’lik sigortalılık oranı ile ilk sırada yer alıyor. DASK’ın verilerine göre, bölgesel olarak incelendiğinde Marmara yüzde 55’lik sigortalılık oranı ile ilk sırada yer alırken, Marmara Bölgesi’ni yüzde 44 ile İç Anadolu, yüzde 43 ile Ege, yüzde 38 ile Akdeniz, yüzde 37 ile Karadeniz, yüzde 35 ile Doğu Anadolu ve yüzde 32 ile Güney Doğu Anadolu bölgeleri takip ediyor.

Haber Aslıhan Buyruk

 

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN