Mehmet Kasım Cantürk’ü Hayattayken Tanıyanların Anıları(3)

2 Ekim 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
Mehmet Kasım Cantürk’ü Hayattayken Tanıyanların Anıları(3)

UNUTTURULMAK İSTENEN DOĞU TÜRKİSTAN

Mehmet Kasım Cantürk’ü Hayattayken Tanıyanların Anıları(3)

Türkiye’ye hicret eden Doğu Türkistan Türkleri kafile başkanı Mehmet Kasım ve arkadaşlarının    doğup büyüdükleri yurtlarından 5000 metre yükseklikteki meşhur Pamir yayları üzerinden  aylarca yürüdükten sonra  Afganistan’a iltica etmişlerdir.  Afganistan’a sığındıktan sonra  İstanbul’daki Doğu Türkistan göçmenler Cemiyetine müracaat eden bu Doğu Türkistanlılar, Türkiye’ye göç etmek istediklerini bildirmişler. Bunun üzerine ilk önce  1963 tarihinde 118 aile ve 1967 tarihinde de 165 kişilik aile  iskanlı göçmen olarak Türkiye’ye getirilerek Kayseri iline  yerleştirilmişler. Mehmet Kasım Cantürk ve arkadaşlarının Çin zulmünden kaçarak Türkiye’ye hicretleri ile ilgili olarak  Cantürk’ü hayatta iken  tanıyan ve onla ilgili hatıraları olan kişilerden Prof. Dr.  Harun Güngör’ün  anıları:

1960’lı yılların ortası. Kayseri İmam Hatip Okulu/Lisesinde yatılı öğrenciyim. Düvenönündeki otellere Türkistanlıların geldiğini öğrendik. Biz hep merak ediyoruz bunlar neden yurtlarını, yuvalarını terk edip buralara geldiler, bu küçük mekanlara sığındılar? Pek fazla bir bilgi alamasak da onlarının ülkelerinin Komünist Çin Halk Cumhuriyeti tarafından işgal edildiğini, dini ibadetlerini yerine getirmelerine izin verilmediğini öğrendik. Bizim en dikkatimizi çeken özellikle yaşlıların  giydikleri bir tür paltoya benzeyen yorgan gibi işlenip yapılmış paltoları idi.

1967 yılında itibaren Kayseri Türk Kültür Derneğine gitmeye başladım. Cumartesi akşamları orada seminerler veriliyor, gençlerin kitap okumaları teşvik ediliyordu.Orada benim ilk okuduğum kitap şu an yazarını hatırlamadığım Turan ve Rus Kafası idi. Artık dünyada bizden başka Türklerin olduğunu, bunların büyük bir bölümünün de Çin ve Rus işgali altında olduklarını öğrendik.

İmam Hatip Okulu/Lisesini bitirdikten sonra Kayseri Yüksek İslam Enstitüsüne girdim. Artık siyasi ve politik olaylara daha fazla ilgi gösteriyor,  konu ile ilgili kitaplar okuyor, seminerlere aktif  bir biçimde katılıyordum. O sıralarda Şevket Barutçu’nun başkanı olduğu Genç Ülkücüler Teşkilatı kurulmuştu.  Ben de bu teşkilatın Kayseri Şubesi kurucularındandım. 1970’li yıllarda Türkiye, Komünist  Çin’i tanımıyor. Bunun yerine siyasi ve politik işlerini Milliyetçi Çin denilen Formoza adasındaki devletle yürütüyordu. 1972/73’te Milliyetçi Çin büyükelçiliğinden birkaç kişi Uygurların yerleştiği mahalleye gelip “Biz Türkistan diye bir ülke ve bölge tanımıyoruz. Buranın adı Sinkiang’dır diye yazılı bir belge imzalamak istiyor ve  bu belgeyi imzaladıkları takdirde kendilerine çok büyük  mali imkanlar tanıyacaklarını, isterlerse  çocukların  Formoza’da okutacaklarını anlatıyorlardı. İşe bir yanı ile  biz de müdahil olduk. İçlerinden birkaç kişi buna evet dese de büyük çoğunluk bu duruma sert tepki göstererek reddediyor. İĞşte bu durumu reddedenlerin başında da Mehmet Kasım Cantürk ağabey geliyor. Bizim tanışmamızda buradan geliyor.

Cantürk’ün, Nazmi Toker Ortaokulun’nun  yan tarafında bir saat tamir dükkanı vardı. Arada bir oraya gider, orada sohbet ederdik. Cantürk, oradaki esnaf tarafından hoca olarak bilinirdi. 1974 yılının sonunda ben Kayseri’den ayrıldım. Askerlik ve doktoradan sonra 1983 Mayıs ayında tekrar Kayseri’ye döndüm. O sıralar Mehmet ağabeyi görmedim. Bir ara şehirde rastlaştık. Kendisine nerede, ne iş yaptığını sordum. Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde yayın yapan bir radyoda başta  Doğu Türkistan olmak üzere diğer Uygurlara yönelik Uygurca spikerlik yaptığını söyledi. bMehmet ağabey, Türkistan’da medrese öğrenimi görmüş, klasik Arapça ve Farsça’yı  çok iyi bilen bir kimse idi. Aynı zamanda Hanefi fıkhına tabi bir Müslümandı. Suudiler ise Vehhabi idiler. Mehmet bey burada Suudilerle fazla geçinemedi ve Türkiye’ye  döndü.  1990’lı yıllar… Rahmetli Prof. Dr. Naci Kınacıoğlu, Erciyes Üniversitesi rektörü, Prof. Dr. Ünver Günay İlahiyat Fakültesi Dekanı ben de dekan yardımcısı idim. Ben Mehmet ağabeyin durumunu, mali sıkıntı içinde olduğunu dekana anlattım. Dekan bey de rektöre durumu izah etti ve rektörlük Mehmet Bey’i İlahiyat Fakültesi kütüphanesinde  öğrencilere yardım  etmesi amacı ile görevlendirdi. Bu geçici görevlendirmeden belli bir süre  sonra Mehmet ağabey uzman kadrosunda  fakültemiz kütüphanesinde görev yaptı ve emekli oldu. Emeklilik sonrasında da fakültemizle ilişkisini kesmedi.

Mehmet ağabey, ilmi ile amel eden, tevazu sahibi, insanları incitmekten sakınan, dedikodu  ve gıybet bilmeyen, kendisini Türkistan davasına adamış adam gibi adamdı. Ben hep ona Ağabey diye hitap ettim Ruhu şad olsun. Nur içinde yat.

Haftaya Mehmet Kasım Cantürk’ü hayatta iken tanıyan kişilerden Süleyman Demirel Üniversitesi E.  Prof. Dr. Kemal Göde’nin   anılarına yer vereceğiz.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com