

Koronavirüs salgınından dolayı 2019-2020 eğitim ve öğretim sezonuna Mart ayında ara verilmiş ve tüm eğitim kurumları tatile girmişti. Bu süreçte uzun bir süre kapalı kalan okulların seyreltilmiş sistemle ilk etapta anaokulu ve 1’inci sınıfların açılmasının ardından, Milli Eğitim Bakanlığınca alınan karar doğrultusunda, tüm köy okullarının, 8 ve 12’inci sınıflar ile özel gereksinimli çocukların 12 Ekim 2020 Pazartesi günü başlayan ikinci aşamanın uygulama, 2020-2021 yeni Eğitim ve Öğretim sezonunun daha kapsamlı başlamasının ön adımı oldu.
Ortaya çıktığı günden bu yana yaklaşık 7 aydır tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını, insan sağlığını olduğu kadar ülkelerin ekonomisini de tehdit ediyor.
Pandemi sürecinde alınan tedbirlerden pek çok sektör olumsuz etkilendi. Bu haber dizimizde; sektörlerin süreci nasıl geçirdiğini, karşılaşılan ekonomik zorlukları, firmaların ayakta kalmak için verdikleri mücadeleyi bulacaksınız.
En başta öğrencilerin okul ihtiyaçlarını karşıladığı, kurum ve kuruluşlarla birlikte bireysel ölçüde de kırtasiye malzemelerinin temin edildiği işletmeler olan kırtasiyelerden 40 Arena Gazetesi olarak son durum değerlendirmesi aldık.
İşletmeci Mustafa Taşcı, süreçle birlikte giderek zorlanmaya başladıklarını ve ödemelerinde aksama yaşamamak için mecburen banka kredisi kullandıklarını belirterek; “11 Mart 2020’ye kadar sıkıntımız yoktu. Pandemi gündeme gelince günlük cari hareketlerimiz 10’dan 1’e düştü. Ay sonu ödemelerimiz olduğu için sıkıntıya girdik ve bankalardan kredi çekmek zorunda kaldık. Ancak krediye gerek kalmamalıydı. Devletin bizlere bir desteği olmalıydı. Cüzi bir miktar ödendi ama yeterli olmadı. Bankalardan kredi çekerek açıklarımızı kapatmaya çalıştık. Devlet Halk Bankası kanalıyla bize bir kredi sağladı fakat bu kredi yeterli olmadı. Bu süreçte satış yapamadık. 2020-2021 dönemi için yapılanmaya gittik. Ancak önümüzü göremiyoruz. Okullar açılmadığı sürece işler iyiye gitmez ve en sonunda iflas bayrağını çekeriz. Öz sermayemiz olduğu için, çok zor durumda kalmadık. Fakat işlerimiz de %50 oranında düştü. Pandemi nedeniyle öğrenciler dışarı çıkamadı. Kırtasiye malzemesine de ihtiyaç duyulmadı. Satış az olsa bile, taleplere cevap verme sorumluluğu taşıdığımız için yeni ürünleri getirmeye mecburuz. Yok deyip de bizden hizmet bekleyen insanları mağdur edemeyiz. Fakat tabii ki 3 yerine 1 alıyoruz. Çarkı çevirmeye çalışıyoruz. Durumu idare etmeye çalışıyoruz. Okullar açılmazsa Kazanç olmaz ise kredi ödemeleri nasıl yapılabilir? Çalışacaksın ki yerine koyabilesin. İşçi giderin var, yer kendinin değilse kiran var, stopajın var. Daha sayılamayacak bir sürü gider var. Okullar konuşulduğu tarihte açılmadığı sürece, benim fikrime göre, yılbaşına kadar birçok işletme, kilit vurmak zorunda kalır. Kilit vurmadan idare etmeye karar verenler de personel çıkarma yoluna gider, istihdam da etkilenir. Umarım bir an önce bu zor günler atlatılır ve her şey normale döner.” dedi.
YÜZ YÜZE EĞİTİM MUTLAKA GEREKLİDİR”
Bahri Korkmaz, ise devletin eğitim, sağlık, güvenlik, ulaşım ve halkın refahını sağlaması yönünde önemli görevleri olduğunu, bu manada mutlaka tam zamanlı eğitim sorununun da çözülmesi gerektiğini söyledi. Korkmaz; “ Salgın 100 yılda bir olan birşey. Bilimsel olarak bu konuda yorum yapamayız, o bilimin işidir. Ancak sektörel bazda baktığımızda, okulların açılması doğru bir iştir. Yüz yüze eğitim mutlaka gereklidir. Nihayetinde EBA ile bu işin olmayacağını gördük. Çünkü hem internet altyapısı hem sosyo ekonomik olarak tablet ve bilgisayar sahibi olamamanın getirdiği eksiklikler yüz yüze eğitimi zorunlu hale getirmiştir. O anlamda okulların açılması bizim için, öğretmen ve veli açısından da doğrudur. Şöyle düşünüyoruz; dersaneler açık, AVM’ler açık, kafeler, pastaneler açık, özel okullar açık, buralarda herhangi bir sorun görülmedi, o zaman devlet okulları neden kapalı kalsın ki? İnsanlar büyük sıkıntı çekiyorlar, benim meslek hayatım 40 yılı geçti. Bu kriz ekonomik kriz olarak yaşadığım 5’inci kriz fakat en kötüsü bu. Bahardan beri eğitime ara vermişlik var, onun için yüz yüze eğitim çok farklı bir şeydir, bir ihtiyaçtır. Uzaktan eğitimle bu iş olmaz, uzaktan eğitim belki takviye olabilir. Yüz yüze eğitimin mutlaka yapılması gerekir ama sınıflar seyreltilmelidir. İlk etapta 2-3-4 daha sonra 5-6 ve 7’inci sınıflar şeklinde mutlaka açılması lazım okulların çünkü hem ekonomik olarak büyük sıkıntı olur, iflaslar söz konusu olur hem de eğitimde kaybımız büyük olur, bir nesil kaybımız olabilir.” ifadelerini kullandı.









