![]()
Erozyon demiyorum… Neden?
Çevre kirliliği denildiğinde, çevrede meydana gelen ve canlıların sağlığını, çevresel değerleri ve ekolojik dengeyi bozabilecek her türlü olumsuz etki çevre kirliliği olarak algılanır. Koruyucu önlemler kanun ve yönetmeliklerle ilgili birimlere görev olarak verilmiş. Tüm bunlara rağmen başta insan olmak üzere canlı sağlığını hiçe sayan anlayışa çanak tutmak, öncelikle aldıkları göreve ve millete ihanettir. Bu böyle anlaşılmalı. Suç işleyenler; birilerini korumakla mükellef olan kişilerse o kişilere kişisel çıkarları, vurdumduymazlıkları veya görevi ihmal suçundan işlem yapılmıyorsa, o kişiler inatla aynı masada oturtuluyorsa o kurum işlevsel değildir.
Mademki kanunlarla korunamıyoruz. Kanunlar kitap üzerinde kalmışsa. Kanun uygulayıcılar kulaklarının üzerine yatmışlar, her canlının sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı bir şekilde gasp ediliyorsa ki; gasp ediliyor. İşlevsel özelliğini yitirmiş olan o kurum, kurumsal niteliğinin de dışına çıkmış ise kapatılmalı ki; millet o kurum çalışanlarının maaşlarını ödemekten kurtulmalı. Neden mi? işte gerekçeleri aşağıda.
‘Bir insanı ahlâken eğitmek yerine, zihnen eğitmek, topluma bir bela kazandırmak demektir.’ Theodore Roosevel Ahlak veya etik… Bu iki kavram, kişiden kişiye, zamandan zamana ve mekandan mekana değişim gösterirler.
Kırşehir’de toprak tarımında ve hayvancılıkta başıbozuk bir düzen; almış başını gidiyor. Cebinde birazcık parası olan kişi 5 dönüm bir toprak parçasına sahipse!!! Özellikle yol kenarları ve yerleşim alanlarına yakın, tatlı su havzaları üzerine, akarsu çevrelerine, öncelikli kredi almak amacıyla, 5403 sayılı kanunu hiçe sayarak mutlak tarım arazilerini yerel raporlarla Kırşehir Tarım Arazileri mutlak tarım arazi olma vasfından çıkartılarak entegre alanlarına çevriliyor. Neden ve niçinler! Anlamak mümkün değil. Mandıralar Kırşehir’de çevresel birer tehdit unsuru haline geldi. Bu anlayış çevresel faktörleri ortadan kaldırırken bu işe kalkışanlar kanun dinlemez bir hal almışlar. Bu anlayışla havancılık endüstriyel tarıma dönüştürülmesi ile hayvancılık sektöründe ‘masumiyet’ ortadan kalkmıştır.
Kalkınmaya ve gelişmeye hiç kimse karşı olamaz. Kirliliğe arkanızı dönmeniz demek binlerce insan hayatını ve canlının yaşam kalitesini bozmanız demektir.
Oysaki; Kırşehir idari sınırları içinde drenaj yetersizliği olan binlerce dönümlük taşlık ve tuzluk alanlar mevcut. Bu alanları hayvancılık endüstrisinde kullanmak mümkün iken niçin mutlak tarım alanları, yol kenarları, su havzaları ve akarsu kenarları… Bir kirliliğin içine itilir. Hayvan üreticileri bu yıl yine saman sıkıntısı çekiyorlar. Bir balya arpa samanı 125 kuruş olmuş beyler. Bir yeri düzeltirken diğer yeri yerle bir ederek vermiş olduğunuz çevresel zararlarla birlikte yok ettiklerinizin ne kadar farkındasınız. Atanmışlar çekip gittiklerinde burada kalanlar sizlerin kulaklarını hiçte hayırla çınlatmayacaklar bilesiniz.
Bir şehrin entegrasyon planlaması neye göre yapılır. Planlama kişilerin çıkarları doğrultusunda odaklanıyorsa bu şehri yönetenler maaşlarını o kişilerden almalı. Üretimi planlama, üretim ortamındaki kaynakları en verimli biçimde kullanıma açmak, yatırım amaçlı isteklilerin taleplerini karşılayacak şekilde hazırlamak üretim faaliyetlerinin organize etmek çok mu zor! Bu görev kimin. Vicdanı olmayanın cüzdanı kabarık olur mantığı ne kadar ahlaki?
Çiçekdağı ilçesi yolu üzeri. O yol üzerinde 5 km araçla yol almak kanseri teneffüs etmekle eşdeğer. O yol üzerinde bulunan karayollarına ait olduğunu bildiğim ağaçlık dinlenme alanı fotoğraflar elimde. Bu alanın arkasında ve karşısında iki adet hayvan entegre tesisleri var. Hayvansal atıklar bu alanı kaplamış. Atıklar yol kenarındaki şarampole kadar ulaşmış. Etraf pislik ve rezalet içinde. Kokudan ötürü alanda durmak mümkün değil.
Bu alanların ihbar ötesinde denetim görevi olan iki kurum var. Birisi İl Tarım Müdürlüğü, diğeri İl Çevre Şehircilik Müdürlüğü. Kırşehir valisi o bölgeye gitsin pisliği ve rezaleti görsün. İhbar sonrası git gör demek yerine bu şehri kendi adına yönetenlerin kulaklarının üzerine nasıl ve ne şekilde yattıklarını fotoğrafına değil gerçeğine baksın. Bu şehir yönetiliyor mu, idaremi olunuyor ortada.
Aynı yolun üzerinde bulunan diğer mandıralar. Bu şehir bu kadar mı başıbozuk sayın vali. Çuğun baraj gölü üzerindeki hayvan entegre tesislerini görün atıklarını nereye bırakıyor. yazıktır günahtır. Gölü kiraya verip yıllarca kirliliğin şehre taşınmasına zemin hazırlayanlar hala koltuklarındaysa bu şehirde düzelen hiç bir şey yok.
Bu şehrin Hayvancılıkta Tarımdır diyen. Tarım İl Müdürü var… (Bu Müdürün Bağlı olduğu bakanlık Tarım Alanları tanımını şöyle yapıyor. ‘Mutlak tarım arazisi: Bitkisel üretimde; toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin kombinasyonu yöre ortalamasında ürün alınabilmesi için sınırlayıcı olmayan, topografik sınırlamaları yok veya çok az olan; ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan, hâlihazır tarımsal üretimde kullanılan veya bu amaçla kullanıma elverişli olan arazilerdir)…
Yine bu şehrin sularında kirlilik ile yaptığımız müracaata ‘para verinde suları tahlile göndereyim’ diyen kendini cin zanneden Çevre ve Şehircilik İl Müdürü var. (Bu Müdüründe bağlı olduğu bakanlık görev tanımlamasını için şöyle der. ‘Sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde insan sağlığını ve çevre kirliliğini önleyici tedbirler alan bu bakış açısıyla idari, hukuk, mali insani ve çevresel kaynakların etkin kullanılmasını sağlayan sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını teminatı olan saygın ve öncü bir kuruluştur.’ Kendi kafasına göre çevre günü kutlayan. STK lar ile ilgi “Haber vermek mecburiyetinde değilim” diyen kendi kafasındaki ahlaktan maruf bir adam. Vali bey neden bu müdüre sormaz. Bu şehrin çevrecileri nerede diye.
Liyakat o makamlara oturmakla olmuyor. Liyakat ortaya koyduğunuz toplumsal kazanımlarla olur beyler.
Kırşehir’in dört bir yanı Endüstriyel hayvancılıkla çevreleniyor. Hatta dışarıdan gelen girişimcilerde bu kenti yağmalamak için kolları sıvamışlar. Şehir kuşatılıyor. Ortaköy yolu üzeri, Karakurt, Savcılı yolu üzeri, Çiçekdağı Yolu üzeri, Çiçekdağı Boztepe yolu üzeri… Bu şehri boğmaya kimsenin hakkı yok. Sevdiğin bölgesine giren ve bugün kapasitesini artıran Endüstriyel hayvancılık Kızılırmak havzasına ve şehre ne kadar yakın. Bu bölge birde Turizm alanı ilan edildi. O bölgede oluşan koku kirliliği. Bu dosyaları daha farklı boyutlarda açacağım.
Kentleşmenin çevresel etkilerini, sürdürülebilir kent ve kentsel çevre yönetimi konseptleri bu şehirde mutlaka tartışmaya açılmalıdır. Ben insan olarak sağlıklı bir çevrede yaşama hakkımı kullanmak istiyorsam. Bu hakkımı vermek mecburiyetindesiniz. Ben kanserojen bir çevrede yaşamak istemiyorum. Kanserli hava solumak istemiyorum. Bunun içindir ki; Kentsel resmi ve sivil aktörlerin rollerini ve işlevlerini vurgulayan çalışma; geleneksel kent yönetimi anlayışından entegre bir yaklaşıma doğru bir geçişi savunarak sosyal, ekonomik ve çevresel açıdan sürdürülebilir kentsel yerleşimler yaratma yolunda adımlar atılsın istiyorum. Birilerinin kazancı benim ölümümü tetikliyor ise, bu ölüm tesislerinin varlığı bilimsel olarak ortaya konulmuş ise. Sizler önlem almıyorsanız, sizler ve bu entegre tesislerin varlığı benim gibi düşünenler için çokta önemli değil. Bu şehirden Ali gider, Veli gelir bu şehri yönetir. Biz bu şehirde kimleri görmedik ki. Uğurlanırken arkasından ağlananları. Uğurlanırken arkasından teneke çalınanları.