KADINA ŞİDDETE KARŞI ÇAĞRILI, SİSTEMLİ KORUMA TAHSİSİ

23 Kasım 2014
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
KADINA ŞİDDETE KARŞI ÇAĞRILI, SİSTEMLİ KORUMA TAHSİSİ

KADINA ŞİDDETE KARŞI ÇAĞRILI, SİSTEMLİ KORUMA TAHSİSİ Yeni valimizin ilk dikkat çektiği konulardan biri, “kadına şiddet sorunu” olmuş. Gazetemizin haberine göre muhtarlara, “kadına şiddetle mücadelede destek” çağrısı yapan vali, “çünkü kadına karşı şiddet, burada yoğun olarak gördüğüm bir hadise” demiş. “Muhtarlarla gerçekleştirdiği toplantıya gelirken bile, 3-4 kadın için çağrılı, sistemli koruma tahsisi yaptıklarını” belirten vali, “kadınların hayatının tehlikede olduğunu, koruma kararı alınan kadınlara çağrı halinde polis gönderdiklerini” belirtmiş. Kuşkusuz gelişmişlik göstergeleri içinde ekonomik veriler vb pek çok gösterge kullanılır. Ama bana sorarsanız, çağdaş dünyanın önde gelen medeniyet göstergeleri, sosyal verilerdir. Bu anlamda, ilimiz için önemli bir kara leke olduğunu düşündüğüm bu veriler, beni hayli üzdü. Elbette “kadına yönelik şiddet” olgusunun, sadece kentimiz için değil, ülkemiz için hep güncel kalan bir madde olduğunu bilmiyor değilim. Ama yine de somut yaşamın her örneği, bir kez daha irkiltmeyi başarıyor beni. 25 Kasım tüm dünyada, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü”dür. 25 Kasım 1960 tarihinde Dominik Cumhuriyet’inde, Patria, Minerva ve Maria Terasa Mirabel adlı kardeşler Trujillo diktatörlüğü tarafından tecavüz edilerek katledildiler. Cesetleri bir uçurumun dibinde bulundu. Diktatörlük karşıtı mücadelelerinin sembolü haline gelen Clandestina hareketi ve kadrosu olan Mirabel kardeşler devletin baskılarına maruz kaldılar. Diktatörlük, mücadele edenlere yönelik öfkesini kadın bedenini aşağılayıp yok ederek gösterdi. Dominik bu olaya tepkisini bir yıl içinde Trujillo’yu devirerek gösterdi. İşte bu nedenle, 25 Kasım tüm dünyada Mirabellerin anısına, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma günü olarak çeşitli etkinliklerle değerlendirilen bir dikkat çekme günüdür. Konunun öğrencilerimin katılacakları bir toplantı nedeniyle, bizim de gündemimizde olması ise işin diğer ironik yönü. Boğaziçi Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi Öğrenci Forumu tarafından 12-13 aralık tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi yerleşkesinde gerçekleştirilecek olan 11. Boğaziçi Buluşması’nın konusu da “Kadın Perspektifleri: Beden, Şiddet ve Aktivizm” olarak belirlendi. Üniversitemizin de İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi öğrencileri bu programa katılmak için bildiri/görüş özeti gönderdiler ve içlerinden 2 öğrencimiz davet edildiler. Üniversitemiz rektörlüğünün destekleri ile bu öğrencilerimiz oturumlara gönderilecek ve orada üniversitemizi temsil edecekler.   Anaerkil toplum aşamasının “kadına göre hukuk” sürecinden, babaerkil toplumun “babaya göre hukuk” sürecine geçişi, toplumsal güç, iktidar ve ekonomi bağlamlarında değişim yarattı. Konu uzun ve çok kapsamlı olmakla birlikte, özetle kabul etmemiz gereken gerçek şudur ki, “mülkiyet” kavramının çekirdeğini oluşturduğu her türlü toplumsal düzende, “otorite ve rekabet” kurgusu, “şiddet” olgusunu dayanak alır. Otorite kavramı yerine eşitlikçiliği ve rekabet kavramı yerine dayanışmacılığı yerleştirmediğimiz sürece de baskı ve şiddet, mutlaka üreyecektir. Esasen feminist bakış açısı da bu yaklaşımı temel alır ve şu görüşü ileri sürer: “Kadınlarla erkeklerin eşitliğini benimseyebilecek olan bir ideolojik çerçeve, burjuva ideolojisinin temel unsurları olan, şiddet, otorite, rekabet kavramlarını reddetmek zorundadır. Kadınla erkeğin eşitlenmesi demek, insanlar arasındaki şiddet ilişkilerine ve şiddetin örgütlü kurumlarına karşı çıkmak demektir. Kadınla erkeğin eşitlenmesi demek, otorite anlayışının yıkılması demektir. Hepsinden önemlisi, eşitlik kavramıyla bağdaşmayacak olan, insanın insanla yarışı, mücadelesi demek olan rekabet anlayışının ortadan kaldırılmasıdır.” (Nedret Sena, Kadın Sorunu Erkeklerin De Sorunudur, Yeni Aşama Dergisi Yayınları, 1988, İstanbul, s.49-52)Serap-5 Şiddet, eşitliksiz ilişkilerin ortamında ürer ve yaşar. Bu görüşü gözlerden ırak tutmaya çalışan ve sadece merhametçi söylemlerle yetinen yaklaşımlar ise sorunu çözmek değil, örtmekle yetinirler.

Anahtar Kelime: ,
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com