Kadın Ve Çocuk Susmaz, Susturulur!

25 Nisan 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
12 defa okundu.
Kadın Ve Çocuk Susmaz, Susturulur!

Didem CEYLAN

Kadın Ve Çocuk Susmaz, Susturulur!

Utanıyorum insanlığımdan. Tepki gösteremeyen zihniyetlerden. Astığı astık kestiği kestik olan insanların, bir gram seslerini adam akıllı duyuramamalarından çok bunaldım.

Her duyduğumda adeta kanım donuyor! Biz çocukların bir saçının teline dahi dokunamazken elin iti gelsin bizim güller gibi mis kokan çocuklarımıza kıysın. Bu kaçıncı çocuk daha kaç tane eve ateş düşecek daha kaç tane annenin, babanın ciğeri yanacak.

Kadın ve çocuk susmaz, susturulur bakın! O susar sen konuş demek, yetmez.

En acı, karanlık ve çirkin sorun da budur. Sen ve ben, şehirli, eğitimli, paralı, pullu bu şahane sırça köşklü yaşamlarımızdayken, tacize uğramamış olanımız var mı?

Peki, sen ben o biz, Kırşehir dâhil tüm Türkiye’de kaç kişi açtı ağzını konuştu?

Kaç kişi davasını kazandı ve rezil hissettirilmedi?  Bu kadar ifşa edildikten sonra, hangisi sokakta HAKLI olmanın hakkıyla yaşamına devam edebildi?

Cevap olarak az mı desem, yok mu desem bilemedim. Kendimizi kandırmakla oyalanmayalım. Herkes kendini kandırıyor.

Başına gelmeyenin hoşuna gidermiş.

Böyle pis sapıklara gün yüzü gösterme!
Yazık ya, çok yazık!
Nasıl bir dünyada yaşıyoruz. Masum ve savunmasız çocukları melek gibi korumamız gerek ama koruyamıyoruz.
Yargılamadan infaz yapacaksın, böylelerini direkt idam sehpasında asacaksın. Böyle zihniyetlileri ki ibret olsun… Rabbim bizim koruyamadığımız yerde çocukları korusun.
Onlar hem dünyaya hem de anne babalara Allah’ın bir emanetidir.
Pedofili hastalık değil suçtur ve savunulacak hiçbir yanı yoktur.

Düşünsenize Sevmişsin, evlenmişsin, baba olmuşsunuz. Tıpkı annesi gibi güzel bir kızın olmuş. Onu da çok sevmişsin. Gece gündüz dememişsin ateşlendiğinde başında nöbet tutmuşsun. Kendi hayallerinden vazgeçmişsin, kızının hayallerini süslemişsin. O kadar çok sevmişsin ki, canı yansa senin de canın yanmış. Sonra daha 5 yaşında “başıma en kötü ne gelebilir” diye düşünürken bile aklına gelmeyen, en felaket senaryoları bile kurarken düşünemediğin, korku filmlerinde bile konu olmayan şeyleri yaşamış o küçücük gözleriyle. Gözleri seni aramış. Korku dolu gözlerle babam nerede diye bakmış etrafa. Hani, “Ben yanındayım kızım, korkma” diye yanında yatardın ya. İşte o sözü hatırlamış, bakmış ama görememiş seni. Anne kurtar beni diye çığlık atmış sonra. Ve sen o an onun yanında olamamışsın. Çırpınmış, ağlamış, tırnaklarıyla yeri kazımış ama sen bir türlü gelmemişsin.

Sonra mı? Sonrayı da yazmayayım artık. Bir kız babasının yaşayacağı en ağır durumdur. Yazıklar olsun kâbus gibi ama acı gerçek. Türkiye’de birçok baba ve anne bunu yaşıyor.

BİZ Mİ, BİZ SADECE HABERLERİ İZLİYORUZ. EMPATİ YAPTIĞIMIZI SANARAK… 
İçimdeki insanlığımı kusmak istiyorum artık…
Sonrası yoktur bazı şeylerin sözün bittiği yerde kalırsın. Sessiz çığlıklarla. En ağır cezaların verilmesi ve uzun süreli cezaların verilmesini gerektiren sebep ise; bu hastalığın veya suçun tedavisi çok zor bir sapıklıktır.
Bu hastalık için kısırlaştırma gibi fikirler tartışılıyor. Bence buda kesin çözüm değil. Çünkü kısırlaştırma sadece üreme sorununu çözer. Oysa bu hastalık beyinde ve o beynin ürettiği ahlaksızlıkta yatmaktadır. En ağır ceza verilmelidir. Tedavisi çok zor olan bu sapıklığın tek çözümü var.

Yetkilileri gereğini yapmaları konusunda göreve davet ediyorum.

Türkiye bu duruma alıştırılmamalı.

Kırşehir bu duruma alıştırılmamalı.

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN