İlhan’dan Koranavirüs Açıklaması

6 Nisan 2020
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
3 defa okundu.
İlhan’dan Koranavirüs Açıklaması

CHP Kırşehir Milletvekili Metin İlhan Koronavirüs hakkında açıklamalarda bulundu. CHP Kırşehir Milletvekili Metin İlhan açıklamalarında: “Koronavirüs tehlikesinin ülkemize gelmeden önlem alınması ile ilgili TBMM’de şubat ayından itibaren defalarca gerek yazılı gerekse de sözlü olarak ivedilikle yapılması gerekenler hakkında hem partim hem de şahsım, ciddi uyarılarda bulunduk. Uyarılarımızın ilk bölümünü bu virüsle mücadelede kullanılacak tıbbi malzemelerin yeter düzeyinin sağlanması oluşturdu.

Koronavirüs salgınına ilişkin Mart ayı başında ülkemizde henüz resmî bir vaka da yokken okulların acilen tatil edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması gibi hususları, TBMM’de  biri gündem dışı biri de parti grubum adına olmak üzere söz alarak karşı  karşıya olduğumuz  durumun vahametini dile getirdim.

Ancak hükümet yetkilileri bu konuda üzülerek söylüyorum  ki geç davrandılar. Tüm sorumluluğu Sağlık Bakanlığının üstüne attılar. Sonradan da anlaşıldığı üzere bu birliktelik  gerektiren bir durumdu. Özellikle virüsle mücadelede kullanılacak radyoaktif toz filtreli koruyucu maske, tulum, önlük, gözlük, cerrahi maske ve tıbbi eldiven stoklarının acilen tamamlanması uyarısını yaptım. Ama maalesef bırakın stok kontrolünü mevcut tıbbi malzemenin ihraç edilmesinin önüne bile doğru dürüst geçilemedi. Şu an sağlık personeli bu virüse yakalanıyorsa en önemli sebebi budur.

Unutulmamalı ki bu gibi salgınlarda öncelik sağlık çalışanlarını güvence altına almaktır. Çünkü bu süreci onlarsız anlatmamız imkansızdır. Devlet tüm imkanlarını onlar için seferber etmelidir. Bu anlamda, İtalya örneği bu gerçeği tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır zaten. 500 bin tanı kiti ABD’ye gönderildi şimdi ise Çin’den niteliksiz 50 bin kit ithal ediyoruz. Kriz yönetimi böyle olmaz! Hükûmetin virüsle mücadele için oluşturulan Bilim Kurulu’nun işine karışmaması ve kurulun kararlarını uygulamada tereddüte düşmemesi gerekmektedir.

Bu virüsle mücadelenin elbette ki bir diğer önemli ayağı da ekonomi… Evet, ülke olarak çok zor günlerden geçmekteyiz, bu sorunları dayanışma içinde birlikte atlatacağız, bunda zaten hiçbir şüphe yok . Bu millet her zaman en kötü anda bile her türlü gayret ve fedakârlığı göstermiştir, gösterecektir de ancak devlet geleneğimizin en önemli düsturu “insanı yaşat ki devlet de yaşasın!”dır. Bu unutulmamalıdır!

Bu bağlamda, maalesef günümüz iktidarı bu anlayıştan uzak günü kurtarmaya yönelik, devlet olma bilinci ve sorumluluğundan bir haber tavırlar sergilemektedir. Milletimizin fedakarlıktan yana hiçbir sıkıntısı yoktur ancak vatandaşından bağış talep eden ülkelere baktığımızda 3. sınıf dünya ülkeleri (Ortadoğu ve Afrika ülkeleri) olduğunu görürsünüz ayrıca daha önceki vatandaşlarımızın çeşitli toplumsal olaylar için yaptıkları bağışlar ve vatandaşlarımızdan çeşitli adlar altında alınan özel vergilerin akıbetinin üzerindeki şaibeler hala kamuoyunda soru işareti olarak yer almaktadır.

Örneğin,1999-2019 yılları arası toplanan deprem kesintilerinden tutun da 15 Temmuz yardım paralarına kadar… Toplanan yüz milyarca liralar ne olmuştur, ne için kullanılmıştır, gerçekten üretime yönelik ihtiyaç duyulan alanlarda mı harcanmıştır… Aldığı her şeyden vergisini veren vatandaşlarımızın bunu bilme ve hesap sorma hakkı vardır elbette.

Maalesef hükümetimiz para toplama ve vergi almada gösterdiği engin gönüllülüğü hesap vermede kullanmamaktadır. Bakınız, böyle bir günde bunlar konuşulmaz diyenleriniz olabilir evet keşke her şey yolunda gitse yevmiyeli çalışanlar, zorunlu ücretsiz izne ayrılanlar, işini kaybedenler, batma noktasına gelen esnafımız, çaresizlik içinde çırpınan çiftçimiz, işsizler, garibanlar bu süreçte evinde güllük gülistanlık içinde oturabilme imkanı  bulabilseler; keşke sosyal devlet olmanın gereğini hükümet yerine getirebilse de bizler bunları söylemek zorunda kalmasaydık.

Evet, herkes fedakarlık yapmalı ama önce milyarlarcalarca lira vergi borçları devletçe silinen; savurganlıklarından ve ultra lüks yaşamlarından hiçbir zaman vazgeçmeyen muhterem zatlar yapmalı bu bağışları hem de vergi borçlarından düşmeden tabii ki. Bizi çok fena kıskanan Avrupalı devletler maalesef bu felaket için bütçelerinden trilyonlarca euro ayırmaktalar. Örneğin İsveç’te 10 haftalık dönem için %60 çalışma azaltmaya gidildi. 6 hafta boyunca hiç çalışılmayacak, kalan 4 hafta da haftanın 4 günü çalışılacak (%80). Çalışılmayan 6 haftalık bölüm için ise şirketlere  devlet %47.5 her çalışan için maaş desteği  yapacak. Toplamda çalışanlar sadece %7.5 az maaş almış olacaklar. Ayrıca işten çıkartılan  insanlara 360 gün boyunca ya da tekrar iş bulana kadar maaşının %80’ini devlet karşılayacak.

Umarız ki bu salgın uzun sürmez zira böyle durumlar için ayrılan ihtiyat akçesi bile maalesef başka amaçlar için hükümetçe kullanıldı. Önümüze bakıp kendi potansiyelimizi maksimum verimlilikte nasıl kullanabilirize bakacağız. İlk olarak devlette araç saltanatı ve makam giderleri başta olmak üzere israfın önüne geçmemiz gerekiyor. Hiçbir ihtiyacımız olmayan süper-mega projelerden kesinlikle vazgeçmeliyiz, hasta ve yolcu garantili birilerini miltimilyoner yaparken halkımızın üzerine ağır yükler getiren gereksiz yapılaşmalardan vazgeçmeliyiz.

Salgın bize gösterdi ki şatafatlı binalar, siyasilerin kullandığı ultra lüks araçlar, milyonlarca liralık gösteriş ve itibar amaçlı yapılan davetler bizi kötü günde hiçbir şekilde kurtarmamaktadır.

Dolaysıyla  krizle mücadele eylem planı hükümetçe yeniden revize edilerek başta tarımsal alan olmak üzere tüm üreticilerimiz planlı bir şekilde desteklenmeli, gerekli teşvikler sağlanmalıdır. Salgın sebebiyle ekonomik kayba uğramış ihtiyaç sahiplerinin zararları da ivedilikle karşılanmalıdır. Aksi durum, gerçekten de hepimiz için  felaket olur.” ifadelerine yer verdi. (Haber Merkezi)

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN