Kaybedersen Bulamazsın!

5 Ağustos 2022
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
77 defa okundu.
Kaybedersen Bulamazsın!

Ufuk Tufan Doğan

Bu ara ders veren fık­ra­la­ra sar­dım ga­li­ba !
Bugün de bizim üret­ti­ği­miz ama Yunan mi­to­lo­ji­si za­ma­nın­da geç­miş bir fıkra an­lat­mak is­ti­yo­rum.
Şöyle ki;
Henüz in­san­la­rın ol­ma­dı­ğı dö­nem­de ilenç­ler ve mad­de­ler olan “su, ateş ve ahlak” dost olup, bir­lik­te zaman ge­çir­me­ye baş­la­mış­lar. Çev­re­de do­la­şır­lar­ken eğer kay­bo­lur­lar­sa bir­bir­le­ri­ni nasıl bu­la­bi­le­cek­le­ri­ni sor­gu­la­ma­ya baş­la­mış­lar.
Suya sor­muş­lar: “Kay­bo­lur­san seni nasıl bu­la­ca­ğız?”
“Ne­re­de bir şı­rıl­tı du­yar­sa­nız beni orada bu­la­bi­lir­si­niz” diye cevap ver­miş su.
Ateşe sor­muş­lar: “Seni kay­be­der­sek ne ya­pa­lım?”
“Bir duman gör­dü­ğü­nüz yerde ben varım” diye ya­nı­ta­mış ateş.
Sıra ah­la­ka gel­miş. Onun ya­nı­tı ise ol­duk­ça dü­şün­dü­rü­cüy­müş.
“Beni kay­be­der­se­niz, bir daha asla bu­la­maz­sı­nız!” demiş Ahlak.
Bu fık­ra­yı neden an­lat­tım?
31 Mayıs ta biten bir önem­li haf­ta­yı ge­çir­dik de ondan.
Hafta “Etik” ile il­gi­li.
Kamu Gö­rev­li­le­ri Etik Ku­ru­lu’nun ku­ru­lu­şu­na iliş­kin 5176 sa­yı­lı Kanun, 25 Mayıs 2004 ta­ri­hin­de TBMM’nde kabul edil­di ve 2008 yı­lın­dan iti­ba­ren her yıl 25 Mayıs gü­nü­nün ülke ge­ne­lin­de “Etik Günü”, aynı günün yer al­dı­ğı haf­ta­nın da “Etik Haf­ta­sı” ola­rak kut­la­nıl­ma­sı­nı ka­rar­laş­tır­mış­tı.
TC. Kül­tür Ba­kan­lı­ğı şöyle bir açık­la­ma­yı say­fa­sı­na koy­muş.
“Etik, pra­tik fel­se­fe­nin bir ko­nu­su olup, in­san­la­rın ne şe­kil­de dav­ran­ma­la­rı ge­rek­ti­ğiy­le il­gi­li somut ve ka­nıt­sal bil­gi­ler sunar.
Ke­li­me, Yu­nan­ca ethos yani “töre” söz­cü­ğün­den tü­re­miş­tir, özgün kul­la­nı­mı ‘Etika’dır.
Yan­lı­şı doğ­ru­dan ayırt ede­bil­mek ama­cıy­la ahlâk kav­ra­mı­nın do­ğa­sı­nı an­la­ma­ya ça­lış­mak­ta­dır.
Bu yö­nüy­le, ken­di­ne ait ku­ral­la­rı olsa da, halen de tar­tı­şı­la­rak ge­li­şen bir dal­dır.
Ahlak, için­de ya­şa­dı­ğı­mız top­lu­ma göre de­ği­şir ve ge­nel­de ço­ğun­luk ta­ra­fın­dan her­han­gi bir ge­rek­çe gös­te­ri­le­me­den doğru kabul edi­len de­ğer­le­rin ve dü­şün­ce­le­rin top­la­mı­dır. “Doğru” ol­du­ğu his­se­di­len­ler ah­la­ka uygun ola­rak kabul edi­lir.
Ve bu durum top­lum­dan top­lu­ma fark­lı­lık gös­te­rir.
Buna kar­şı­lık etik, ku­ral­la­rı man­tık­lı ola­rak yo­rum­la­ma­ya ça­lı­şır.
Etiği, ah­la­kın üze­rin­de ye­ni­den dü­şün­me ola­rak ta­nım­la­mak da müm­kün.”

Ve Temel De­ğer­le­ri şöyle be­lir­le­miş;
Dü­rüst­lük: Her zaman ve her şart­ta doğru olanı yap­ma­ya ça­lı­şı­yo­ruz. Bir­bi­ri­mi­ze ve diğer bi­rey­le­re karşı açık ve dü­rüst dav­ra­nı­yo­ruz.
Da­ya­nış­ma: Da­ya­nış­ma ve yar­dım­laş­ma­nın top­lu­mun tüm bi­rey­le­ri­ne yarar ge­ti­re­ce­ği dü­şün­ce­sin­de­yiz.
Güven: Tüm bi­rey­le­re güven ve saygı du­ya­rız. İliş­ki­le­rin te­me­lin­de güven ol­du­ğu zaman in­san­la­rın en doğru şe­kil­de ha­re­ket et­tik­le­ri­ne ina­nı­rız.
Geniş Ka­tı­lım: Her dü­şün­ce­ye saygı du­yu­yo­ruz. Pay­la­şı­lan her dü­şün­ce­nin bizi doğ­ru­ya yak­laş­tır­dı­ğı­na ina­nı­rız.
So­rum­lu­luk: Ken­di­mi­ze ve top­lu­ma karşı so­rum­lu­lu­ğu­muz ol­du­ğu­na ina­nı­rız.
Say­dam­lık: Al­dı­ğı­mız ka­rar­lar ve yap­tı­ğı­mız ha­re­ket­ler hak­kın­da her bi­re­yin bilgi alma hakkı ol­du­ğu­nu bi­li­riz.
Hesap ve­re­bi­lir­li­ği­mi­zin bize güven du­yul­ma­sı­nı sağ­la­ya­ca­ğı­na ina­nı­yo­ruz.
Bu mad­de­le­ri ve içe­rik­le­ri oku­yun­ca ve de ya­şa­nan­la­ra ba­kın­ca hafif te­bes­süm edesi ge­li­yor in­sa­nın,
çünkü fıkra gibi.
Ama yu­ka­rı­da­ki fıkra gibi dü­şün­dü­rü­cü de değil.
Hem acı hem komik !
Dön­düm bi­rin­ci fık­ra­ya; acaba ‘Ahlak’ın ver­di­ği cevap doğru mu?
De­di­ği gibi kay­be­din­ce bir daha bu­lu­na­mı­yor mu?Ve en önem­li soru; acaba biz kay­bet­tik mi?Aman ha, şar­kı­lar­da de­di­ği gibi ‘Kay­be­der­sen bu­la­maz­sın!’

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN