İnsanlığın Kanlı ve Zalim Savaşlar Tarihi (2)

10 Ağustos 2022
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
264 defa okundu.
İnsanlığın Kanlı ve Zalim Savaşlar Tarihi (2)

Bülent Demirbaş

Geçen hafta bir dünya tarihi özeti yazmaya, daha doğrusu bilhassa savaşlar tarihi boyutlarıyla bir nevi dünya tarihi özeti yazmaya başlamıştık. Şimdi kaldığımız yerden devam edip bu hafta yazımızı tamamlayacağız. Osmanlının Üç kıtaya hâkim olmasını biliriz de o savaşlarda yaşananları bilhassa duraklama ve gerileme dönemlerinde yaşadıklarını pek bilmek istemeyiz. Evet, Osmanlının 1683 yılında 2. Viyana Kuşatması başarısızlığı sonrası 1. Dünya Savaşı sürecine kadar ki dönemi okumayı asla istemezsiniz. Zira bu süreçte Avrupa ovalarında Tuna Nehri boylarında binlerce insanımız katledilmiş, düşmanın ele geçirdiği her mevzide çoluk çocuk, kadın, yaşlı nice Müslümanlar hunharca öldürülmüşlerdir. Osmanlının geri çekilme ve parçalanma süreci özü itibariyle vaktiyle fetih edilen topraklara yerleştirilen Müslüman ahalinin torunlarının katledilmeleri tarihidir. Daha bu yazıya sığması mümkün olmayan nice devletlerarası savaşları, nice iç savaşları, isyanları ve buna bağlı nice katliamların hepsini yazmak elbette mümkün değildir. Hele ki Osmanlı ile Safevi/İran mücadelesinde Anadolu’nun binlerce can ile bedel ödemesi başlı başına kanlı bir tarih sayfasıdır. Sebepler ne olursa olsun en nihai neticede insanlık tarihi her sayfası kanla dolu kıpkırmızı sayfaları olan acılar ve gözyaşılar kitabından başka bir şey değildir.

Rönesans çağı sonrası gelen sömürgecilik çağı ile birlikte Afrika’da, Asya’da yok edilen kültürler bir yana milyonlarca insan servet ve sermaye uğruna acımasızca katledilmiştir. Sömürgecilik ile birlikte yükselen kölelik sistemi ise insanlık tarihinin utanç sayfalarıdır. Amerikan ve Avrupa Devletleri bugünkü servet ve refahlarını milyonlarca masumun kanı üzerine inşa etmişlerdir. Hele ki o kanlı dünya savaşlarına ne demeli? 1. ve 2. Dünya Savaşlarında çoğunluğu sivil olan milyonlarca insan öldü. 1. Dünya Savaşında 20 milyona yakın 2. Dünya Savaşında ise 70 milyona yakın insan ölmüş. Savaşın detaylarındaki toplu katliamlar, zehirli gaz kullanımı, atom bombalarıyla çoluk çocuk demeden koskoca kentlerin yok edilişi anlatılır gibi değil. Dünya Savaşlarından sonra insanlık tarihine yeni bir boyut kazandıran ideolojik savaşlar dönemine de şahit olduk. Komünizm ideolojisi her yeni oluşum gibi dünyaya huzur ve barış getireceğim iddiası ile Sovyet Rusya sayesinde dünya tarihinde yeni bir dönem başlattı. Sonuç yüne kan, yine katliamlar yine gözyaşı. Tarihçiler sadece Stalin döneminde dahi içlerinde pek çok Müslüman ve Türklerin de olduğu 20 milyon insanın acımasızca katledildiğini yazıyor. Komünist ideolojinin de savaşlar sebebi olarak dünya tarihine girmesi Kore’de, Vietnam’da, Latin Amerika’da, Afganistan’da yaşanan nice savaşlarda binlerce insan katledilmiştir. Yakın tarihte Bosna savaşlarında yaşanan katliamlardan tutun da Ortadoğu’da İsrail Devletinin kurulması sonrası yaşanan onca olaylarda ölen, katledilen binlerce insanı anlatmakla bitirmemiz mümkün değil.

Bazı tarihçilerin yaptığı araştırma ve tahminlerde insanlık tarihi boyunca tüm savaşlarda 3,5 ile 5 milyar insanın ölmüş olabileceği yazılıyor. Bunu eski dünyanın nüfus durumuna göre kademeli olarak değerlendirdiğimizde ne kadar korkunç bir rakam olduğu ortaya çıkıyor. Bir de şu unutulmamalıdır ki sadece 20. yüzyıldaki tüm yaşanan savaşlar sebebiyle 110 milyondan fazla ölüm, 250 milyona yakın sakatlık meydana gelmiş ve bu savaşlardaki ölenler daha çok siviller olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nda ölen sivillerin oranı yüzde 14, İkinci Dünya Savaşında yüzde 70 oldu. Bugün ise savaşlarda ölenlerin yüzde 90’ı sivildir. Savaşlar artık sadece cephelerde değil, tüm ülkede yaşanmaktadır artık daha çok sivillerin ölümüne neden olmaktadır. En son somut örneği Ukrayna’da yaşanmakta, her gün bombalan şehirleri, katledilen sivilleri izlemekteyiz. Her zaman barış dileklerini duyarız ama insanlık tarihi barış değil savaşlar tarihi olmuştur, görünen o ki bu hiç değişecek gibi de değildir. Yüzyıllardır barış içinde yaşamak için savaşmaya hazır olmak gerektiğine, güçlü olmak gerektiğine inanıldı. Ama tarih boyunca daima savaşlar oldu, barış ise maalesef hiçbir zaman tam anlamıyla erişilmeyen ancak sadece savaşlarda ateşkeslerde veya orduların yeniden toparlanma süreçlerinde tadılan kısa birer fasıla oldu!

Barış tarih boyunca insanlığın hep en büyük ve en erişilmez bir hayali olarak var olmuştur. Günümüz dünyası da yine sürekli kendine bir sebep bulup yeniden zuhur eden nice savaşlarla tarihsel sürecini devam ettirmektedir. Barış daima uzak ve hayal edilen, savaş ise her zaman yaşanılmaya hazır ve yakın olan olmuştur. Kimi zaman ganimet kimi zaman din uğruna nice kanlar dökülmüş, dökülmeye de devam edecek gibi gözükmektedir! İnsanlık tarihi ise her din ve ideolojinin dökülen kanları kendi açılarından kutsallaştırma ve yüceltme gayretleri ile yazılmış ciltlerce kitap ve söylevlerle doludur. Bu da ayrı bir yazı ve inceleme konusu olabilecek kadar derin ve karanlık bir kuyudur!

Barışla kalın…

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN