Aktörden Öte Bir Anadolu Kahramanı; CÜNEYT ARKIN!

29 Haziran 2022
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
359 defa okundu.
Aktörden Öte Bir Anadolu Kahramanı; CÜNEYT ARKIN!

Bülent Demirbaş

Cüneyt Arkın… Kimi zaman Malkoçoğlu, Kimi zaman Kara Murat oldu, an geldi Köroğlu an geldi Komiser Cemil oldu… Hepsini tek isimle özetlersek o bu millet için bir ‘EFSANE’ oldu! Daha nice saymakla bitiremeyeceğimiz karakterle 350 civarı filmiyle Türk Sinema tarihine adını altın harflerle kazıdı. 28 Haziran günü hayata gözlerini yumdu o büyük aktör ve efsane kahramanımız. O şimdi geçmişte gerçekten yaşamış olan ve onun sinemada yeniden hayat verdiği Battal Gazi’nin, Köroğlu’nun, Malkoçoğlu’nun yanlarına gitti! Allah rahmet eylesin, sonsuz rahmetiyle muamele eylesin inşallah…

Çocukluk çağlarımın kahramanı, en sevdiğim aktör vefat ettiyse elbet bu yazımda onun hakkına olmalıydı. Evet, o bilhassa tarihi filmleri ile pek çok kuşağın ölümsüz kahramanı olmayı başarmıştır. Tarih sevgimiz, Türklük bilincimiz, kahraman atalarımız onunla daha da bir güzel olmuştu. Onunla Bizanslıları deviriyor onunla kaleler fethediyorduk. Fatih Sultan Mehmet fedaisi Kara Murat’a yanına istediğin kadar asker al dediğinde onunla birlikte “bana bir yürek bir bilek yeter” diyorduk. Battal Gazi’nin dövüştüğü ‘Öküzbaş Alyon’un’ ismini hangimiz unutabildik? Bizans saraylarından prenseslere seslenirken ‘düşman Beldenin yaman güzeli’ repliğini hangimiz ezberlemedik? Büyük oğlum Kadir Kaan daha 3 yaşındayken Battal Gazi filmlerini o kadar çok izlerdi ki adın ne diye soranlara “Ben Hüseyin Gazinin torunu Battal Gazi’nin oğlu, Malatya serdarı Seyyid Battal’ derdi.

Cüneyt Arkın sadece bir aktör değildi; bu toprakların, Anadolu’nun öz be öz evladıydı, bu halkın sevinci, kederi, umutları ve direnciydi, hepimizin yenilmez cengâver kahramanıydı. Amerikalıların taytlı ve palyaço gibi süslü püslü süper kahramanlarından önce o bu milletin süper kahramanıydı. Kale burçlarına bir taklada çıkıyor, on Bizanslının üstüne atlayıp hepsini deviriyor, aynı anda 4 ok birden atabiliyor, attığı bir okla birden çok düşmanı devirebiliyordu. Evet, masalsıydı ama o öz be öz bizim kahramanımızdı. İşte o yüzden elinde bombalı bir okla koskoca Vietnam ordusunu sözde dize getiren Amerika’nın Rambo’sundan daha da gerçekçiydi bizler için!

Kimi zaman onun filmleriyle dalga geçildi, yok kılıçlar tahta, yok yıktığı duvarlar bezden diye. İşte bu büyük vefasızlıktı. Amerikan filmlerinde her şey sanal, kahramanlar iple asılıyor ve etraflarındaki her şey efekt teknolojisi ile dolduruluyor. Amerikan filmlerindeki koşmalar bile yalan, koşma makinesi üzerinde bir iki hareket, gerisi efektlerle giydirme. Yani Amerikan filmlerinde aktörden ziyade teknolojinin olanaklarının alabildiğine izliyoruz. Ama tahta kılıçlı dediğiniz Cüneyt Arkın çoğu filminde dublör bile kullanmadan yaptığı çekimlerde yüzlerce kez yaralandı, hastaneye kaldırıldı, kısa bir süre yatalak bile oldu. Vücudunda kırılmadık kemik kalmadı, sinirleri ezildi, birkaç kez kafa travması geçirdi, hatta bir çekimde eli koptu ve yerine tekrar dikildi. Evet, tüm bunlara rağmen hiç vazgeçmeden aşkla devam etti filmlerine. Ne efekt vardı, ne bilgisayar teknolojisi… Emek vardı, vatan, millet ve tarih aşkı vardı.

Cüneyt Arkın’ın yokluklar içinde bir Anadolu Köyünde başlayan hayat hikayesi büyük özveri ve emeklerle doludur. Başlı başına bir film olabilecek bir hayat hikâyesi var. Cüneyt Arkın, gerçek adıyla Fahrettin Cüreklibatur, 8 Eylül 1937 tarihinde Karaçay, Odunpazarı, Eskişehir’de doğdu. Lise öğrenimini Eskişehir Atatürk Lisesi’nde gördü, 1961 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu. Memleketi Eskişehir’de, yedek subay olarak askerliğini yaparken, Göksel Arsoy’un başrol oynadığı Şafak Bekçileri (1963) filminin çekimleri sırasında yönetmen Halit Refiğ’in dikkatini çekti. Askerliğini bitirdikten sonra Adana ve civarında doktorluk yaptı. 1963 yılında Artist dergisinin yarışmasında birinci oldu. Bir süre iş arayan Cüneyt Arkın, 1963’te Halit Refiğ’in teklifiyle sinema oyunculuğuna başladı ve 2 yıl içinde en az 30 film çevirdi.

1964 yılında oynadığı Gurbet Kuşları filminin finalindeki kavga sahnesi Cüneyt Arkın’ın kariyerinde bir kırılma noktası oldu. Bir süre daha duygusal-romantik jön karakterlerini canlandırdıktan sonra yine Halit Refiğ’in önerisiyle aksiyon filmlerine yöneldi. Bu dönemde İstanbul’a gelen Medrano Sirki’nde altı ay süreyle akrobasi eğitimi aldı. Burada öğrendiklerini Malkoçoğlu ve Battalgazi serilerinde beyaz perdeye aktararak, Türk sinemasına daha önce hiç örneği olmayan bir tarz getirdi. Kısa sürede avantür filmlerin en aranan oyuncusu haline geldi. Romantik jön filmlerle başladığı sinema yaşantısını hareketli filmlerle sürdürse de hemen her karakter role de can verdi. Kariyeri boyunca westernden komediye, macera filmlerinden toplumsal filmlere değişik türlerde filmler çekti. Özellikle Maden (1978) ve Vatandaş Rıza (1979) filmleri Cüneyt Arkın’ın kariyerinde özel bir yer kaplar.

12 Mart dönemi sırasında, 4. Altın Koza Film Festivali’nde (1972) jürinin ilk oylamasında Yılmaz Güney’i Baba filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu seçilmesine rağmen daha sonra siyasi baskılarla Yılmaz Güney’in yerine, ilk oylamada Yaralı Kurt filmindeki performansıyla ikinci olan Cüneyt Arkın’ı en iyi erkek oyuncu seçti. Bu karara tepki gösteren Arkın, ödülü hak eden Yılmaz Güney’dir diyerek ödülü reddetti ve büyük takdir topladı. Cüneyt Arkın sinemasına ayrı bir renk getiren, yönetmenliğini Çetin İnanç’ın yaptığı 1982 tarihli Dünyayı Kurtaran Adam zamanla bir kült film haline geldi. 1980’li yıllarda Ölüm Savaşçısı, Kavga, Sürgündeki Adam ve İki Başlı Dev gibi aksiyon filmlerinden sonra, 1990’lı yıllarda da polisiye dizilere yöneldi. Cüneyt Arkın, at binmede ve karatede uzman sporcu unvanına sahiptir. Oyunculuğun yanı sıra televizyon izlenceleri sunmuş ve kısa bir süre gazetelerde sağlıkla ilgili köşe yazarlığı da yapmıştır. 2009 yılında omurgasındaki sinir sıkışmasından dolayı yaklaşık üç ay hastanede tedavi gördü.

Cüneyt Arkın asla unutulmayacak büyük bir imza attı Türk Sinema tarihine de, bu milletin kalbine de! Seni asla unutmayacağız ey büyük aktör! Sen yüreklerimizde ve anılarımızda hep ölümsüz kahramanımız olarak yaşayacaksın! Filmlerin nesiller boyu sevgi ve heyecanla izlenecek! O sadece çok sevdiği bu vatan topraklarına değil, aşığı olduğu milletinin de yüreklerine gömüldü. O tam bir vatan ve millet sevdalısı, tam bir Atatürkçüydü… Allah Cüneyt Arkın’a rahmet eylesin, Rabbim ona sonsuz merhametiyle muamele eylesin, mekânı cennet olsun inşallah!

“Bana diyorlar ki ‘Sen Malkoçoğlu’sun’. Kahraman. Kahraman nedir ya? Vallahi, Türkiye’de evine alın teriyle, namusuyla ekmek götürüp ailesini doyuran her ana-baba kahramandır.”

*Cüneyt ARKIN

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN