Hayatta kalmak mı zor yoksa ayakta kalmak mı?

16 Mayıs 2020
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
101 defa okundu.
Hayatta kalmak mı zor yoksa ayakta kalmak mı?

Prof. Dr. Kürşad Zorlu

Hayatta kalmak mı zor yoksa ayakta kalmak mı?

Küresel salgının etkileri her geçen gün daha karmaşık bir hal alıyor. Bir yandan vaka ve ölüm sayıları artarken bir yandan da toplumlar kendi içerisinde ağır sonuçlarla yüzleşiyor. Sular çekilmeye başladığında hanelerimizde, sosyal psikolojimizde bıraktığı tahribat daha açık şekilde gün yüzüne çıkacak.

Gelir adaletsizliğinin her geçen gün arttığı dünyada, artık mutsuzluk ve kaygı çeperi zengin fakir dinlemeden herkesi sarıyor.

Genel rakamlara bakıldığında 13 Mayıs itibariyle 198 ülkede 4.3 milyon vaka, 300 bine yaklaşan ölüm sayısı ve her gün üzerine milyonlar eklenen yeni işsizler…

“Hayatta Kalmak” ya da “Ayakta Kalmak”…

Birleşik kaplar misali hiç birbirine bu kadar bağımlı olmamışlardı!

Şimdi biz de ülke olarak en kritik aşamalardan birindeyiz. Öyle ki dün Ankara’nın meşhur caddelerinden Tunalı Hilmi’de 8 haftadır böyle kalabalık görmemiştim. Fiziki mesafe kuralı yerle bir olmuştu. 65 yaş üzeri pek çok kişi sokaktaydı. Bunun en önemli sebebi haftalardır izolasyon baskısındaki insanların bir an önce hayatın normal akışını ve ritmini yakalama gayesiydi. Bir yönüyle de kurumlarda ve halkın önemli bir kesiminde “Salgın bitiyor mu?” sorusunun güdülenmiş bir yansımasıydı.

Ancak dikkat! Bu yeni aşamada evde kalarak gösterdiğimiz fedakarlığı yerle bir edebiliriz.

Nitekim Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “Bize bir şey olmaz” cümlesini hayatımızdan çıkarmamız gerektiği şeklindeki uyarısı her fırsatta hatırlanmalı. Açıklamasında, geride kalan 8 haftanın böyle bir salgın karşısında çok az bir süre olduğunu söyleyen Koca “Tedbirlere uyarak geçirdiğimiz 8 haftadan sonra, riskli bir gün bile tabloyu değiştirebilir. Daha ötesi, risk alınmış bir an bile, hayata, hayatlara mal olabilir. Karıştığımız kalabalıktan, girdiğimiz bir kuyruktan salgın tekrar uç verebilir” sözleriyle daha hiçbir şeyin bitmediğini en yetkili ağızdan ifade etmiş oldu.

Bu sebeple hepimiz yeni normalimize şu maddelerle bakmalıyız:

-Kalabalıktan uzak dur!

-Kuyruğa girme!

Bunları yapmak zorundaysan eğer…

-Fiziki mesafeni koru!

-Maskeni eksiksiz tak ve elini her fırsatta yıkamayı unutma!

Biz bunları yapaduralım bir de hiçbir belirtisi olmadığı halde enfekte olup bağışıklık kazanmış olan kişilerin muhtemel sayısı ürkütücü… Bakanlık haftaya bunun tespiti için sahada olacak.

Gelinen noktada riske atacak ne zamanımız var ne de ülke kaynakları bunun için müsait!

BİZE DAİR NOTLAR

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Direktörü Kluge video konferans yöntemiyle görüştüler. Kluge’nin sözleri Türkiye’nin pek çok Avrupa ülkesine göre salgınla mücadelede daha başarılı olduğunu özetler nitelikteydi. Türkiye’nin bu süreçteki karar ve uygulamalarının “en iyi uygulamalar” başlığı altında verileceğini aktardı. Kayda değer bir başka ifadesi de iki hafta önce düzenlenen Türk Konseyi Sağlık Bakanları Zirvesi’ne vurgu yapmasıydı. Türk Konseyi üyesi ülkelerin dayanışmasının dikkat çektiği görülmüş oldu.

– 13 Mayıs önemli bir yıldönümüydü… Karamanoğlu Mehmet Bey 743 yıl önce bir ferman yayımladı. Bundan sonra hiç kimse sarayda, divanda, mecliste ve seyranda Türk dilinden başka dil kullanmaya…” Elbette bu sıradan bir belge değildi. Milli birliğin dil birliğinden geçtiğinin tarihi kayıtlarındandı.

– Mısır, B.Arap Emirlikleri, Yunanistan, Fransa ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ortak bir açıklamayla Türkiye’nin Akdeniz’de sondaj çalışmalarının hukuka aykırı olduğunu belirttiler. Bu esasında, 2004 yılında Annan Planıyla başlayan bir senaryoydu. Başarsalardı bizi adeta Akdeniz kıyısına hapsedeceklerdi.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN