Hayatınızın bir resimse, ressamı sizden başkası olamaz

12 Şubat 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
578 defa okundu.
Hayatınızın bir resimse, ressamı sizden başkası olamaz

Hayatınızın bir resimse, ressamı sizden başkası olamaz

Hayatınız bir resimdir. Siz ise o resmi yapan ressamsınız. Bazen o resmi yaparken istediğiniz renkleri seçebilirken bazen de sadece koyu renklerle karşı karşıya kalırsınız. Bunlar hayatın kaygıları, zorluklarıdır.

Bazen de tozpembe olabilir, hayat. Onun için elinizdeki renkleri iyi kullanmak lazım. Baktınız önünüze hep koyu renkler geliyor. O zaman asla başka renk kullanamazsınız. Elinizde tek bir siyah renk kalmış. O zaman kadere boyun mu eğeceksiniz? Yoksa yaptığınız resmin gölgelendirmesini yapacaksınız? Bence resmin gölgelendirmesini yapın.

Çünkü hayat siyahıyla, beyazıyla bazen de tozpembesiyle bir bütündür. O koyu renklerle yaşamayı öğrenin. O renkler zamanla açılacak içiniz ferahlayacaktır. Siz karamsarlığa kapıldıkça renkler kararabilir. Hayata sakin yaklaşmak gerek.

Hayat bütün renkleriyle güzeldir. Hayatım karardı diye ağlayıp, zırlamanın âlemi yok elbet. Çünkü hayat bir mücadeledir. Güzel düşünün güzel olsun.

Hayat uçsuz bucaksız bir denizde yolculuk etmeye benzer. Ya o geminin kaptanı siz olup gemiyi sağ salim limana çekersiniz. Ya da ıssız bucaksız denizlerde kaybolup, batıp gideceksiniz.

Her insanın şu fani dünyada en az bir hedefi vardır. Bu hedefler para, kariyer gibi maddi değerler olabilir.

Benim en büyük hedefim; önce ülkem başta olmak üzere bütün dünya için barış, huzur ve mutluluktur. Kimse aç kalmasın.

Eminim maddi değerlerin ötesinde sizin de ilk hedefiniz huzur ve mutluluktur. Öylede olmalı zaten. Çünkü maddi mutluluklar geçicidir. Tabi ki tamamen işi duygusala bağlamamak gerekli, İnsanın bir ayağı duygu ise bir ayağı da temel ihtiyaçlardır.

Netice olarak insanın yeme, içme barınma ihtiyaçlarının yanı sıra daha nicelerini de es geçemezsiniz. Kendi hayatınızda o dengeyi siz kuracaksınız.

Huzur ve mutluluğun en önemli ayağı ise insanı sevmekten geçer. Son yıllarda sevgi eksikliği insanlar arasında müthiş patlama yaptı. Bu sebeple psikoloğa gidenlerin sayısı bir hayli artıyor.

Psikolojik rahatsızlıkların en başında olanların bence ilk sorunu kendi derdini paylaşacak birilerinin olmayışı ile insanların arasındaki birbirine güven eksikliğidir.

Bazen arkadaşlar küçük sorunlara ilaç olabilirken sorunlar büyüdükçe onlarda sizin gibi duygusala bağlayıp sorunlara objektif bakamayabilir. Birde her sorunun çaresi, derdinizi anlatabileceğiniz bir arkadaşta değil elbet.  Çünkü o psikolog değil bir arkadaştır.

Psikologlar olaylara farklı bakar. Onlar sizin sorunuzu çözmez. Onlar sizin çözüm yolunuzu kendinizin görmenize yardımcı olur. Gözünüzü açar. Mesela sıkıntılı bir durumunuzu psikoloğunuza anlattığınızda pekiyi bu konuda siz ne yapmayı düşünüyorsunuz der.

Yanlış adım attığınızda bunun başka bir yolu da olabilir der. Veya öyle değil de şöyle yapsanız nasıl olur. Siz karar verin der. Seçim hakkını size verir. Hem siz hem de çevrenizdekileriniz mutlu olur diyebilir.

Psikolog her insanı kendine özel hissettirir. Sizi dinlerken sizin hayatınıza, sizin bakış açınızla bakar. Empati kurar sizi anlar.

Psikolog sizi yargılamaz, eğitmez, ahlaki değerle uğraşmaz, size kuralda koymaz.

Sorunlarınız hastalık derecesinde ise ve ilaç tedavisi ihtiyacınız olduğunu düşünürse sizi psikiyatra yönlendirir aksi halde sizi hiçbir şekilde yönlendirmez.

Vay bunu niye böyle yaptın diyerek eleştirip etkilemez. Hatta kınamaz bir savcı gibi sorgulamaz şunu şöyle yap ta demez. Dedim ya sadece ilaç tedavisi olabileceğini düşünürse psikiyatra yönlendirebilir. Psikiyatr ilaç verir veya vermez artık onu psikiyatr bilir.

Bana iyi akıl verir sorarım o cevaplar bende ona göre davranırım diyemezsiniz. Çünkü sorunun cevabı onda değil sizde.

Pekiyi bu psikolog ne yapar, derseniz? İnsana önce değer verir. Sizi dinler, sözünüzü arkadaşlarınız gibi kesmez. Ondan sonra sizin sıkıntılarınız cevabını sizin bulmanızı ister. İçinde bulunduğunuz durumu size yansıtır. Kısacası kendinizi karanlık bir ormanda kaybolmuş gibi düşünün, psikolog sizi kendinize getirir. Aslında kendinize gelmenize yardımcı olur. Siz zaten kendinize geldikten sonra işin çözümü basittir.

Yaşadığınız psikolojik sorunlar aslında normal yaşamda şehirde yaşarken her yolu bilirken farklı bir yerde ormanın tam ortasında kaybolmaya benzer. Psikoloğunuz size öncüdür.

Hayatta her şey olabilir bütün zorlukları aşarsınız. Bazen şaşarsınız işte. Psikolog ta sizi kendinize gelin siz bunu başarabilirsiniz demesi gibidir.

Bir gün psikoloğa gittim. Yaşadıklarımı anlattım. Ben güldüm o güldü. Sonra mı? Odadan çıktım hiçbir bir sorun hissetmeden hayatıma devam ettim.

Belki de benim durumum bir arkadaşla konuşma ile çözülecek bir şeydi ama o eski arkadaşlıklarda güvende kalmadı maalesef şu sekiz milyarlık dünyada zaman zaman tek başınayız. Sakın psikoloğa gitmeye çekinmeyin. İnanın insanı pür dikkat dinliyorlar. İnsan kendine değer verildiğinin farkına varıyor. Birde sırlarınız psikoloğunuzla sizin aranızda onlar bu konuda yeminlidir kimseye bahsetmezler. Yoksa mesleki kariyerleri de biter.

Çocukken bir matematik sorusunu çözemeyince öğretmeninizde size cevabı vermeyip; şu formülü uyguladın mı diye sorduğunda tamam öğretmenim anladım deyip soruyu hemen çözersiniz ya. İşte psikoloğun yaptığı sizin öğretmeninizin yaptığının harfiyen aynısıdır.

 Unutmayanız ki! Kendi hayatınızın bütün sorularının cevabı da sizde, kendinizdeki o inanılmaz gücün farkına vardığınız an. Sorunlar bitmiştir zaten.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com