Hayatın  Oyunu

19 Ağustos 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
729 defa okundu.
Hayatın  Oyunu

Küçükken hepimizin derdi oyun oynamaktı. O zaman biz oyun oynardık. Büyüdük hayat bizle oynamaya başladı. En büyük acımız düştüğümüzde dizimizin acımasıydı, büyüdük kalbimiz acımaya başladı. En büyük hatamız annemizin eşyalarını kırmaktı şimdi daha büyük hatalar yapmaya başladık. Hataların yanında kalp kırdık. Küçükken hep hemen büyümek istedik. Bilmiyorduk ki büyüdükçe sorunlar artacak. Büyüdük hayallerimiz yıkıldı.Aslında çocuktuk ve ruhumuzda doğal olarak çocuktu. Her şeye toz pembe bakabiliyorduk. Hiç üzüleceğimizi bilemedik darbe alacağımızı göremedik. Tertemiz hayallerimiz vardı. O hayalleri büyüdükçe yaktık ya da  kirlettik. Dünyaya tertemiz bakan gözlerimiz bile kirlendi. Hayat büyüdükçe yaktı canımızı. Dost sandığımız düşmanlarla karşılaştırdı, sevgisizlik yaşattı. Tam bir acıya katlanmaya başladık derken yeni bir acı çıkardı karşımıza. İnsanlara baktığımda hep sahte gülüşlerle karşılaşıyorum. Maksat herkes beni mutlu sansın düşüncesi var. Çocukken attığımız kahkahalar, insanlara gösterdiğimiz içten tebessüm büyüdükçe mecburiyetten samimiyetsiz bir gülüşe döndü.

Hayat bize çok büyük oyunlar oynadı hala da oynuyor. İçimizdeki çocuğu acıta acıta bizden alıyor ve büyü artık diyor büyü.

Gözlerimizi kapattığımızda çoğumuzun gözünün önüne çocukken yaşadığımız güzel günler geliyor, saflığımız ve temiz düşüncelerimiz. Sonra ise büyüdükçe çoğalan yaralar ve acılar geliyor. Sonra bakıyoruz ki yüzümüze içimize acısı işlemiş.

Hayat öyle oyunlar oynuyor ki bize tertemiz hayallerimizi ellerimizle yakıp sadece hayat diyebiliyoruz. Küçükken hangimiz isterdi ki kötüyle ve acıyla karşılaşmayı? Hep büyüyeceğiz ve mutlu olacağız derdik. Büyüdükçe her acının tadına baktık. Yere düştük kalkamadık.

İnsanları izliyorum onları dinliyorum. Bir kişiye nasılsın diye sorduğunda klasik cevap olan iyiyim sen diyor. Oturup çay muhabbeti yaptığında ise o iyiyim kelimesinin ardındaki sıkıntılar ortaya dökülüyor.

‘Herkesin derdi kendine büyük geliyor senin derdine küçümseyerek bakar.’

Hangimiz tertemiz hayaline kavuştu ya da hangimiz başımızı yastığa huzurlu bir şekilde koyuyoruz. Hayat gözümüzün yaşına acımadı daha çok keyife gelerek daha çok acıttı seni. Bazen öyle şeyler yaşadık ki acıdan ağzımızı açamadık. Gözümüzden iki damla yaş geldi gerisi içerimizde sessiz çığlık olarak birikti. Olaylara müdahale edemiyoruz bazen, diz çöküp yeter hayat diye bağırasımız geliyor ama aslında onu yapacak güç bile bırakmıyor hayat. Büyümemiz gerekti ve hayat içimizdeki çocuğu öldürerek acıta acıta büyüttü bizi. Ne kadar tuhaf değil mi?

Hayat bize destek olmaz onun yanında bir de darbe alırsan tamamen yıkılırsın. Birilerinden yardım beklersin anlatmadan acını anlasın sana el uzatsın istersin ama gün gelir o da seni rezil eder darbe vurur darbe vurduğu gibi yaralarını açar canını daha çok acıtır.Bakarsın izlersin gözlemlersin ama bir süre anlam veremezsin, kavrayamazsın neden hayatın bize bu kadar acı yüklediğini. Hayatın cilveli oyunları 25 yaşında gencecik bir insanın ruhunu 105 yaşına getiriyor.Hepimizin yüzünde erkenden çizgi ve zoraki gülme var. Ve biz hayatı ne değiştirebiliriz ne de yenebiliriz ama  bizim iplerimiz onun elindedir bizi istediği gibi değiştirip istediği şekilde yenebilir. Acılara direnmeye çalışmak, kabul etmemek, çırpınmak, bizi daha çabuk bataklığa batırır. O yüzden biz insanlar şu an neyle nasıl başa çıkacağımızı bilmeden sonumuzu bekliyor. O bizi öldürecek son darbeyi hepimi göz göre göre elimiz kolumuz bağlı bir şekilde bekliyoruz.

 

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN