23:01:25

GÜVEN NE?

12 Ekim 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
544 defa okundu.

mustafa kılınç resimYürümek bu deneyimi yaşamak içindeki güçle bütünleşmek, o güvene demir atmak, onu yaşamak ve yaşatmak isteyen kişi sayısı ise 9’du. Evet sadece 9 kişiydi bu anın gücünü yaşamak isteyen. Sınırlarını aşıp neler yapabileceğini denemek isteyen, sınırlarını aşıp neler yapabileceğini denemek isteyenlerle hazırlanmış olan kızgın közlerin olduğu alana geldik. 13 yaşındaki kızın bakışları benide al diyordu. Babasını ikna edip tüm sorumluluğu üzerime aldım. Kız sevinç çığlıkları atıyordu. Çok sevinmişti. Yürüme öncesi yapılması gereken Bilinçaltı Programlama uygulamalarını yaptım. Beklenen ana gelmiştik. Önde ben olmak üzere hemen arkamda 13 yaşındaki kızımız ve diğer katılımcılarla birlikte yürüyüşe başladık. 10 metrelik bir yolculuktan sonra kızımızın yürüdüğü ateşe doğru bakarak “SIKI DUR DÜNYA BEN GELİYORUM” diye haykırışıyla babası göz yaşlarına boğulmuştu. İçsel dünyasındaki tüm güven ve kararlılık referansını eline bir demir yumruk gibi almıştı. Halen görüşüyoruz. O günden sonra tüm yaşamı, okulu, işleri mükemmel bir şekilde devam ediyor. Babasının “hayır”larına rağmen o hayatı için gerekli olanı yapma cesaretini göstermenin hazzıyla yaşamına devam ediyor.

“Pek çok insan doğar, ama asla yaşamaz. Onlar daha doğmadan ölmüştür.Riskleri sınır tanımayan bir dürtüyle karşılaşmak, kaliteli bir yaşam sürmek demektir”

Pat Mesıtı

Güveninizin en gerekli yapı taşları öz inançlarımızdır. Onlar dünyadaki değerinizle ilgili kendi temel gerekçelerinizdir. Öz inançlar sizin ne derece değerli, güvenli, beceri sahibi, güçlü, kendine yeten ve sevilen biri olduğunuzu belirler. Öz inançlar, aynı zamanda ait olma duygunuzu oluşturur ve başkalarının size nasıl davrandığının temel bir tablosunu çizer.

Öz inançlar özgüveninizin temelidir. Neyi yapabileceğinizi ve yapamayacağınızı (kurallarınız) ve çevrenizdeki olayları iç dünyanızda nasıl yorumlayacağınıza büyük ölçüde dikte ederler.

Öz inançlarınızı değiştirmek zaman ve çaba ister, ancak onları değiştirmek kendinize ve çevrenize bakışınızı temelden değiştirir. Olumsuz öz inançların ayrımına ulaşmak, onları değiştirme yolunda atılacak ilk ve önemli bir adımdır. Bir binanın çivi ve kirişleri gibi, öz inançlar da dışarıdan bakılınca görünmez, ancak her şey onların üzerine kuruludur. Kendinizi aptal, beceriksiz, çirkin, başarısız ya da çoğu zaman kötü biri olarak duyumsuyorsanız, bu duyguları yaratan inançların o anda farkına varamassınız. Ancak yaptıklarımızın, düşündüklerinizin ve hissettiklerinizin büyük bir bölümü, yaşamımızın her bir köşesine gizlice dokunup, etkileyen inançların dolaysız sonuçlarıdır. Sizi destekleyen bir öz inancı güçlü biçimde harekete geçirdikten sonra, başka bir destekleyici öz inancı yenilemeye girişin.

GÖREBİLİYOR MUSUNUZ?

Yaptığınız işin getireceği ödülü düşünmekten vazgeçin. Oluruna bırakın. Güvenin, yaratıcı olun, hedeflerinizi belirleyin ve “Güven” içersinde yürüyün. Size yol gösterilmesini ve yardım edilmesini dilediğinizde sadece bu yardımın size hemen akacağını kabul edin. Yanıtı algılayabilmek amacıyla bir süre zihninizi boşaltmak ve gevşemek için hazırlanmanız gerekebilir ya da önce yemek yemeğe, arabanıza atlayıp gezmeye, bu yardımı işitmek ya da hissetmek için kendinizi nasıl gevşetebilirseniz öyle davranmaya ihtiyaç duyabilirsiniz ama bu rehberliği dilediğiniz anda, yardımın size akacağına tamamen inanın.

GÜVENMEK, içinde bulunduğunuz durumun sizin için en iyi ve en uygun olan sonuca doğru ilerlediğini kabul etmek anlamına gelir.

“NE ZAMAN?” gibi sorular sormaktan, ya da “ACABA” gibi kuşkulara kapılmadan bunun böyle olduğunu bilmek demektir. Kendi belirlediğiniz ayrıntıları bir yana bırakın ve güvenin.

“Sana göre nerede olmam gerekiyorsa, beni oraya ulaştır.”deyin Güvenin, güvenin ve yine güvenin.

İçinde bulunduğunuz anda sakin ve rahat olun-, o anda ne yapmaya ihtiyaç duyuyorsanız onu yapın. Gelecek denen şey için endişelenmenize gerek yok.

Bu, seçimlerinizin sonuçlarını göz önünde bulundurmayın demek değildir. Kararlarınızın sonuçlarını hesaba katmak, onda güçlü bir biçimde yaratmak anlamına gelir.

Yaşamınızda “acaba”larla, “ya şöyle ya böyle olursa” vs. gibi kuşkularla güç kaybetmeyin. Bunların sınırı da, sonu da yoktur. Gücünüzü şu ana, şimdiki zamana toplayın. Gücünüzü sadece dünyada yaşadığınız “bugün”de tutun, yarını nasıl halledeceğinizi hesaplamayın. Neye ihtiyacınız varsa, onu sonuna kadar yapın. Seçiminiz, uygun zamanda açık bir dürtü ve güven taşıyarak ortaya çıkacaktır. Bırakın zamanlamayı sezginiz yapsın. Sezginize güvenin, içinize yönelin, olayı düşünün, kendinize nasıl hissettiğinizi sorun ve sonra harekete geçin. Sonuca odaklanmanın, bağımlı olmasının getireceği ve güçte donanmış bir kalbin yöneteceği özgürlüğü adım adım öğrenmek için neler gerekiyorsa onları deneyimleyin. Bu konuda kendinize fırsat tanıyın.

Güven duyarak yaşayın. Uygun zaman gelince parçalar birleşecek ve siz ancak o zaman daha berrak bir biçimde görebileceksiniz.

Güven duygusu; olumsuzluklarınızı ortadan kaldırabilmek için onları ortaya çıkarmanıza yardım eder, duygularınızı, savunma mekanizmalarından geçirip kaynaklarına kadar izlemenize ve bütünlüğe direnç gösteren, korku içinde yaşayan yönlerinizi bilinçli farkındalık düzeyine getirmenize fırsat verir. İçinizdeki güçle donanmaya giden yol tüm duygularınızın bilincine ulaşmanızı gerektirir. Olumsuzluklarınızı keşfetmek ve çözüme ulaştırmak, sonu gelmeyecek bir süre gibi görünebilir ama öyle değildir. Sizi inciten konular, zayıflıklarınız ve korkularınız, hemcinslerinizinkilerden farksızdır. Umutsuzluğa kapılmayın. Çünkü artık insanlık uyanıyor.

Niyetlerinizi kalbinizde hissedin. Aklınızın değil, kalbinizin sözlerini duyun. Aklınızın sahte ilahları yerine, kalbinize, gerçek Tanrı’ya hizmet edin. Tanrısal Zeka kalbinizdedir.

Kendinizi insanlara açın. Onlara karşı duyduğunuz duyguları hissetmek, onların neler gördüklerini, duyduklarını ve hissettiklerini anlamak için kendinize fırsat tanıyın. İnsanlarla etkileşiminiz gelişmenizin temelini oluşturur. Kendi içinizde başkalarının içinde bulacağınız şeyden korkup da, sadece başkalarının size göre söylemeleri gerekenlere kulak verirseniz, kalbinizin gücüne, şefkatin gücüne erişebilmeniz için sunduğu fırsatlara sırtınızı dönersiniz, insanlarla ilişkiye girme konusunda yeterli cesarete sahip olmadan büyüyemezsiniz. Korkularınızla mücadele edin. Gelişme ve kendini değiştirme korkusu, içinde bulunduğunuz durumdan sıyrılarak başka bir duruma geçme isteği doğurur. Sahip olduklarınız yerine sahip olamadıklarınızı istediğinizi, otları sadece başka çayırda oldukları için daha yeşil bulduğunuzu hissettiğiniz anda, bu duygunuzla yüzlesin. Bu duyguyu duyduğunuz her an, o anda içinde bulunduğunuz anı yaşamadığınızı, o anki enerji dinamiğinizle meşgul olmak yerine, enerjinizi henüz var olmayan bir geleceğe kaçırdığınızı gerçekten fark edin ve böylece o duyguyu yenin.

Olumsuzluk ve güvensizlik hissettiğiniz her an durun, bu olumsuzluğu hissettiğinizi kabul edin ve ondan bilinçle kurtulun. Ne hissettiğinizi ve bu duygunun nereden kaynaklandığını kendinize sorun. Hemen duygunun köküne inin ve bir yandan kökü temizlerken, aynı anda da olumlu yönleri görmeye çalışın ve kendinize ruhsal bir gücün dikkatle iş başında olduğunu, dünyaya kazara gelmediğinizi ve bir anlaşmayla korunduğunuzu hatırlatın, her zaman bu büyük gerçeği hatırlayın. Kullandığınız kelimelerde, yaptığınız işlerde kim olduğunuz ve gücünüzü nasıl kullanacağınız konusunda düşünceli ve akıllıca davranın.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com