22:59:31

GÜCÜN (ERK’İN) CİNSİYETİ

4 Mart 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
453 defa okundu.
GÜCÜN (ERK’İN) CİNSİYETİ

serap

 

Bu yıl da 8 mart’ı geçiriyoruz işte. J Yine hepimiz bu güne, “durduğumuz yerden” bakacağız. Bu nedenle de kimimiz elimizde kadınlara dağıtmak üzere aldığımız güllerimizle, “kadının önemi”nden söz ederken, aslında onun “aile” kurumu için öneminden söz edeceğiz; kimimizse onun “analık” yeteneğini, “fedakarlık” gösterilerini öveceğiz.

 

Böylece biz “görevimiz yapmış olmanın huzuru” ile günü tamamlarken, onların “neden hala huzursuz olduklarını” anlamaya yanaşmayacak, gereksiz “kadın duygusallığı, dırdırı vb” alışkanlıklarını “kadın doğası”na yükleyip, hallerine inceden tebessüm edeceğiz.

 

O “kadın doğası” dediğimiz huylar, “öğrenilmiş çaresizlik gösterileri”dir oysa. Hayatın gücünü sınadığı kadınların hiçbiri “sızlanmayı” bilmezler, buna ayıracak vakit bile bulamazlar. “Dırdır etmek ve sızlanmak”, gücü kısıtlanmış ve başkalarına bağlanmış kadınların davranış tarzıdır.

 

Demem o ki, yukarıdakilerden “başka yerde” duranlar ise bu günün “Kadın İşçiler” günü olduğunu bize anımsatacak ve “kadın çiçektir” klişesine karşı aynı bıyık altı gülümsemeyi başka amaçlarla da olsa paylaşacaklar.

 

Kadının, toplumsal yaşamdaki yerine dair mücadelesi, açıkça bir “güç (erk)” mücadelesidir. Bugün onu kutladığımız özellikleri, doğurganlığı, koruyuculuğu ve bir aile kurucu yeteneklerinin toplumsal gücünü oluşturduğu döneme “anaerkil” dönem diyoruz ve insanlık savaşları öğrendikten sonra açığa çıkan güç değişimi sonrası oluşan günümüz toplumsal düzenine ise “ataerkil” dönem.

 

Elbette tarih boyunca ataerkil yapıda kimi değişimler olmuş ve kadınlar bu erk savaşında önemli kazanımlar elde etmişlerdir ama asıl değişmesi gereken “eşitlik” fikriyatı, diğer birçok alanda olduğu gibi “cinsler ayrımı” alanında da kurulamamıştır.

 

İnsanlığın uzunca bir dönem “anaerkil” yaşadıklarını ise genellikle resmi tarih yazınımız anlatmaz. J

 

“Oysa İ.Ö. 5 bin yılında Sümerlerin ülkesi Mezopotamya’da, Babil’de kurulan ilk uygarlığı yaratan kabileler anaerkildiler (matriyarkal). Otoriteyi kadınlar kullanırdı… Babil, Asya’nın batısında, askeri gücü ve bilimcilerle sanatların gelişmesi sayesinde parlayan, örgütlenmiş ilk uluslardan biriydi. 1.Sargon döneminde aşiretler anaerkildi. (Bendason, Ney Kent ve Kadın (Başlangıcından Günümüze Kadın Hakları), s.6, 19)

 

İlk uygarlıkların yeşerdiği dünyanın değişik coğrafyalarının tümünde de toplum yapısı başlarda anaerkil bir kurguya sahipti. Bu nedenle bu “erk”i yitiren kadınlar, uzun bir geri kalmışlık/bırakılmışlık dönemi sonrasında mücadeleye bu “erk”i kuran “temel toplumsal metinler”den başladılar mücadeleye.

 

Fransa’da büyük insanlık hareketi olan Fransız Devrimi’ne erkeklerle katılıp savaşan kadınların, devrimden sonra erkeklerce bir kenara itildiklerini görmeleri onları isyana sevketti. “Asıl adı Marie Aubry olan Olympe de Gouges (1748-1793) devrimci düşünceleri heyecanla benimsemiş, kadınların özgürlüğünü savunmuş ve ‘Örücüler’ (Tricoteuses) kuruluşuna önayak olmuştu… Gouges İnsan Hakları Bildirgesi’ne, Kadın Hakları Bildirgesi’ni kaleme alarak  yanıt verdi.” (Bendason: s.35)

 

Özgür hakların” kurucu ülkesi sayılan Amerika’daki iki yüzlü yaklaşım ise Elisabeth Cady Stanton öncülüğünde kurulan bir komite ile diğer bir diğer kurucu belge” olan “İncil”in sorgulanmasına yol açtı. “İncil’i Gözden Geçirme Komitesi, 1895’te, New York ‘ta “Kadınların İncili”ni yayınladılar.” (Bendason: s.11) Sorun metinlerde gizlenmiş erk vurgusunda ve bundan yararlanan “yorum”larda idi.

 

Bugün o büyük ve acılı “mücadele tarihi” yokmuş gibi davranabiliriz. Ama “tarih bilgisi ve bilinci”, kadın erkek demeden hepimize gerekli bir “insani duruş” noktası sağlar. Erkin paylaşımı, hayatın paylaşımıdır ve hayat açgözlülükler için oldukça kısadır. Nice “kadınlar günü” kutlamalarına…

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com