FARELER

26 Aralık 2015
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

 

 

serap 5Eğer annem yazılarımdan birini okumayı kesinlikle reddedecekse, o yazı işte bugünkü yazımdır. L “Fare” olgusunun sadece sohbetinde bile fenalaşan tek kadının annem olduğunu sanmam. Psikolojik olarak kadınların bu minicik hayvandan neden bu kadar korktuklarını bilmiyorum ama kendimce, “temizlik takıntısının dışavurumu ile bir ilgisi olabilir” diye yorum yapabiliyorum sadece.

 

Bilindiği üzere fareler “lağım” başta olmak üzere, “pis” yerlerde yaşarlar; dolayısıyla fareyi düşünmek, geldiği ortamı da düşünmek demektir. Ancak tam bu noktada  “hamster” besleyen gençler bu yorumuma hemen itiraz edeceklerdir. Etmesinler, istedikleri kadar fare ile hamster farklıdır desinler, bizim gözümüzden ikisi de birbirine çok benzemektedir ve bilinçaltımız, aralarındaki farkları görmeyi reddeder. J

 

Öte yandan mantıklı bir bakış açısından, bu hayvanın yüzü ile örneğin tavşanın yüzünün ne kadar benzer olduğunu kabul etmek gerekmektedir. O halde tavşanı bunca severken, fareden neden o denli iğrenir ve korkarız bilinmez.

 

Bu arada yazıma konu olarak fareyi seçince, doğal olarak internette küçük bir araştırma yaptım farelerle hamsterları karşılaştıran bir çalışma var mı diye; vardı çok hoş bir yaklaşımı da vardı: Yüksek olasılıkla yazıyı hazırlayan ince düşünen birisiydi ve “fareden iğrenenler yazısını okumaktan kaçınırlar” diye, “fareler ile hamsterlar arasındaki farkları” gösteren fotoğrafları “tıklama modlu resim”lerle kullanmıştı. Yani hiçbir fotoğrafa tıklamazsanız, yazıyı rahatlıkla okuyabiliyorsunuz ama kuyruk vb açıdan iki türün farkını görsel fotoğraflardan gözlemlemek istiyorsanız fotoğrafları da tıklayarak ayrıca açabiliyordunuz. Jhttp://onedio.com/haber/hamsterlar-ve-fareler-arasindaki-7-fark–390265

 

Efendim gelelim bu hafta konunun neden “fare” etrafında döndüğünü açıklamaya: Bu haftaki haberlerimizden birinde, ilimizde bazı bölgelerde yaşanan fare sayısının artışından söz ediliyordu. Haberimizde, “Tarım İl Müdürlüğü binasının arkasında bulunan dereden kaynaklanan logar kapanmaları ve o mahallede sürekli vidanjörlerin kapanan yerleri açmasının lağım farelerini hareketlendirdiği” bildiriliyordu.

 

Derenin geçtiği mahallelerdeki evlerin, akşam saatlerinde onlarca farenin istilası altında kaldığı; Kendi imkanlarıyla fare istilasını bertaraf etmeye çalışan mahalle sakinlerinin, gün geçtikçe farelerin sayısının artması karşısında yetkililerin müdahalesini bekledikleri” de ifade ediliyordu. Kanalizasyonda yapılan kısmi temizleme çalışmaları sonrasında farelerin yuvaları oynadığından fareler dere dışına taşarak evlere yöneldiği; çeşitli ilaç ya da kapan uygulamalarının yeterince etkin olmadığı anlaşılıyordu.

 

Farelerin imhası yöntemlerini okurken, ünlü yazar Gabrıel Garcıa Marquez’in yoğun toplumsal eleştirilerini ironik anlatımlarla sunduğu bir romanı geldi aklıma. Kapalı ve tutucu bir toplumun anlatıldığı bu romanda, kilise civarında yoğunlaşan fareler için önlem alan bir genç ile peder arasında ilginç bir konuşma geçiyordu.

 

Kilisedeki akşam duasından sonra Peder’in kutsal su kabının içinde ölü bir fare bulması üzerine genç adamı “başımıza iş açacaksın, müminlerin hastalarına içirmek için kutsal sudan şişe şişe aldıklarını bilmiyor musun?” diye azarladığı anlatılıyordu. Bunun üzerine genç, kendi fare imha yöntemini şöyle açıklıyordu: “Trinidad, “bu sadece alçı” diyerek yöntemini açıkladı: Kilisenin köşelerine alçı koyuyordu. Fareler alçıyı yiyince susuyor ve su içmek için kutsal su kabına koşuyorlardı. Su da farenin midesindeki alçıyı donduruyordu.”  (Marquez, Gabrıel Garcıa (2009), Şer Saati, Çev. Seçkin Sevi, Can Yayınları, 4. Basım, İstanbul, s.40)

 

Marquez’in yöntemi hemşehrilerimizin işine yarar mı bilemem ama derelerin üstünü kapatmak, açmak, küresel ısınmaya sebep olmak gibi insani hataların, doğadaki diğer canlılarla olan ilişkilerimizde daha çok sorunlar yaratacağını biliyorum.

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com