EKONOMİK KRİZ NEDİR? GÜNÜMÜZDE YAŞANAN EKONOMİK BİR  KRİZ MİDİR?

4 Ekim 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
EKONOMİK KRİZ NEDİR? GÜNÜMÜZDE YAŞANAN EKONOMİK BİR  KRİZ MİDİR?

EKONOMİK KRİZ NEDİR?

GÜNÜMÜZDE YAŞANAN EKONOMİK BİR  KRİZ MİDİR?

Gazeteler, TV programları, beyanatlar…bununla ilgili haber ve yorumlardan geçilmiyor.

Bir olgu olarak ekonomik kriz nedir? özellikleri nedir? nasıl gelişir? sorularının cevaplarına önce bir bakalım..

KRİZİN TANIMI VE ÖZELLİKLERİ

Ekonomik kriz söz konusu olduğunda, beraberinde iki terim daha kullanılır;

Resesyon ve Depresyon.

Bir anlayışa göre resesyon (durgunluk) ekonomik faaliyetin yavaşlaması anlamına gelir. Daha önce erişilmiş bir konuma oranla bir büzülme, konjonktür düzeyinin alçalmasıdır; alçalma sığ ya da derin olabilir. Resesyon bazen “kriz”le eş anlamlı olarak da kullanılır.

Daha modern başka bir anlayışa göre resesyon ekonomik faaliyetin zayıf şiddette ve kısa süreli olarak azalması, daralması demektir.

Eğer daralma şiddetli ve uzun süreli ise o zaman kriz söz konusudur.

Buna karşılık ekonomik faaliyet daha önce ulaşılmış olan düzeye nispetle oldukça uzun bir süre düşük bir düzeyde kalıyorsa, bu durum da depresyon olarak tanımlanmaktadır[i].

Literatürde “resesyon”un, “ekonominin iki çeyrek yıl üst üste küçülmesi” şeklinde bir tanımına daha rastlıyoruz. Bu tanımın, kriz teşhisinin tartışmasız ve kolay yapılması gibi bir faydası var. Bir kriz ekonomilerde daima bir refah döneminden sonra gelir.

Başlıca özelliği, bir ekonomideki yükseliş hareketlerinin, yerini aniden iniş hareketlerine bırakmasıdır, üretim ve gelirdeki daralmalar gibi. Bunlara işsizlik ve iflaslar eşlik eder, borsalar çöker.

Ekonomik krizin üç önemli özelliğini belirlenmiştir;

  • Kriz bir “aşırı-üretim” olgusudur,
  • Kriz “genel”dir ya da genelleşebilir niteliktedir,
  • Kriz “dönemsel”dir ya da en azından “geri-dönüşlü”dür,

Bunlara bir dördüncü özelliği ekleyebiliriz:

  • Kriz kapitalist sistemin ayrılmaz bir parçasıdır.

 

  • Kriz Bir Aşırı-Üretim Olgusudur

Ekonomik kriz kendini iflasların hızlı artışıyla belli eder. Bu çöküşler önce bankacılık sektöründe ve borsalarda görülür. Modern anlamda bankalar ortaya çıktı çıkalı, krizlerin de eksik olmadığı görülür. Normal olarak emisyon kasalardaki paradan daha fazla ise, çıkarılan banknotlar, tüm topluma yayılan bir kuşku kaynaklı bir panik sırasında bir defada geri ödenemezler

Derken, banka sektöründeki krize borsa krizi eklenir. Borsalar geleceğin öngörülmeye çalışıldığı yerlerdir. Spekülasyon başını alıp gider. edilir, Spekülasyonlar aşırı gerilmiş bir zemberek gibi boşanır, işte bu çöküş, çatırtı başlar.

Banka ve borsaların ardından, sıkıntı sistemin temeline, reel sektöre yayılır. Güçsüzleşen işyerleri, fabrikalar ve tesisler çalıştırdığı personeli işten çıkarır; bu da işsizlik demektir. Krizden bütün sanayiler, hattâ tarım sektörü bile etkilenir. Sosyal ortam bozulur. Bundan dolayıdır ki ekonomik olan hiçbir şey, krizlerin etkilerinden uzak kalamaz.

  • Kriz Geneldir ya da Genelleşebilir Niteliktedir

Nasıl bir ekonomi içinde krizi başlatan pilot bir sektör varsa, aynı şekilde krizin kendisinden başlayıp dünyaya yayıldığı “öncü” ülkeler de vardır. Bu ülkeler geçmişte İngiltere, günümüzde ise Amerika Birleşik Devletleri’dir. Hele liberalizmin hemen her ülkeye dayatıldığı günümüzde bir krizin tek bir ülkeyle sınırlı kalması mümkün değildir.

  • Kriz “Dönemsel” ya da En Azından “Geri-Dönüşlü”dür 

Krizler yalnız mekânda değil, zamanda da “genel”dir. Başka bir deyişle krizler zaman boyutunda oldukça düzenli aralıklarla tekrar tekrar ortaya çıkar. Biri diğerini izleyen iki kriz arasındaki fasıla, birbirine oldukça yakın limitler arasında değişmektedir:

Krizlerin, dönemsel (peryodik) değil,  “geri-dönüşlü” olduğunu ifade etmek daha uygun olur.

  • Kriz Kapitalist Sistemin Temel Bir Özelliğidir

Ekonomik krizlerin, kapitalist sistemin işleyişinin, hatta mevcudiyetinin ayrılmaz bir parçası olduğu herkesçe kabul edilir olmuştur. Gerçekten ekonomik krizler bütün anlamını sanayileşmeyle ve pazarların genişlemesiyle kazandı, öyle ki krizler kapitalist ülkelerin bir karakter özelliği haline gelmiştir.

EKONOMiK KRiZ NASIL GELiŞiR? 

Kapitalistler “istikrar” talebini dillerinden hiç düşürmezler. Onlar için istikrar demek her şeyin aynen planladıkları gibi olması, böylece ürettiklerinin kârlı olarak satılabilmesi, birbirini izleyen iflaslar yaşanmaması demektir. Oysa piyasa ekonomisinde istikrar istisnai bir durumdur. Çünkü kapitalist sistemde denge hali bir istisnadır. Birbirinden bağımsız karar veren ve birbiriyle rekabet halinde olan bir sürü girişimcinin tamamının planlarının tutması, nerdeyse imkânsızdır. Kapitalist sistemin düzenli olarak kriz üretmesinin sebebi, işte budur. Hem kapitalist ekonomi kurallarını benimsemek, hem de bu krizlerden kurtulmak hiçbir zaman mümkün olmamıştır.

Günümüzde yaşanan kriz midir? Değilse nedir?

Türkiye de görülen veya yaşanan diyelim eski krizler ödemeler dengesi ve döviz darlığından meydana gelmişti. Şimdi yaşadığımız, tüketici ve reel sektörden meydana gelen kriz. Bankalar, daha ileri bir aşamada ise şirketler ve kişiler borçlarını ödeyemez hale gelince krizin içine çekilecekleri için bugün dışında gibi görünüyorlar.

Finansal kriz süreci yaşadığımızı ve bu krizin artık durağanlaşacağını söyleyebiliriz.

Beklenti; Önce doların düşüşünün başlayacağı ve bir süre sonra faizlerin buna eşlik edeceği yönündeydi.

Dolar 6,0 liranın altına düştü  ama faizler yüksek seyretmeye bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.

Kur ve faiz yükselişi ile temel sorunlarımız oluşmadığı gibi, kur ve faiz düşüşü ile de temel sorunlarımız çözülmüş olmayacak.

Eninde sonunda kriz ortamı bitecek ve yeni denge sağlanacaktır, yeterki Bütçe disiplini sağlansın.

Merkez bankası gerektiği gibi hareket etsin.

Aksi takdirde kapımızda ciddi reel sektör sorunları duruyor.

Finansal kriz aşamasını “bizde kriz yok” diyerek geçiştirmeye çalıştık.

Zamanında yapılması gereken reel adımları atılmadığı için (hükümet ve MB cephesinden) yüksek enflasyon, yüksek faiz ve yüksek kur dengesinde çırpınıyoruz.

Tekrar söylüyorum; kur düşüşü ve/veya faiz düşüşü ile ekonomideki temel sorunların çözüleceğini beklemek de büyük bir hatadır.

Dövizini bankadan çekip yastık altına, kiralık kasalara, yurtdışı hesaplara transfer eden yurttaşların güvenini kazanmadıkça, Türkiye’ye sermaye akışı normale dönmedikçe; bu bir kriz mi?  Değil mi? Çıkış var mı? Kolay mı? Zor mu? Daha çok düşünürüz.

KAYNAKLAR:

Sayın Prof.Dr. Cihan Dura /Ekonomi yazıları ilgili makalesinden özetlenmiştir.

Sayın Uğur Gürses ve sayın İbrahim Kahveci’nin köşe yazılarından alıntılanmıştır.

FATMA ACAR ÜNLÜ   30.09.18

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com