EKONOMİ Mİ? AL SANA EKONOMİ!

7 Ağustos 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
EKONOMİ Mİ? AL SANA EKONOMİ!

EKONOMİ Mİ? AL SANA EKONOMİ!

Toplumları toplum yapan bellekleridir.

Yabancı ekonomistler 2 yıldır sesleniyor. ‘Türkiye İflasın eşiğinde’… Bu söze kulağınız tıkalı, ABD başkanı Donald Trump’un Evangelist olmasına kafayı taktıysanız ne demeli bilmiyorum. Türkiye’de kırk tarikat var. Bu tarikatlara teslim edilmiş bakanlıklar var.

Mesela bu ülkede, IMF adres haline gelmiş ise! Mecburen diyecekler… Bu lafın üzerine de, mecburen yiyeceğiz bu kazığı.

Ekranlarda ‘Ekonomimiz sağlam’ diye övünen bir iktidar var…

Dış borcu 453 Milyar Dolara ulaşmış. Bu borcun karşılığı, Türkiye’nin, Milli gelirinin yarısını aşmış  yıllık ödemesi gereken faiz 84,6 Milyar Dolar. Dış Ticaret açığı 77 Milyar dolar olan Türkiye.

Türkiye 79 yılda (1923-2002) Osmanlı borçları ödenmiş, binlerce yatırım yapılmış. Üreten bir Türkiye var. Harcanan para; 713 milyar dolar…

Ekonomisini Wall Street bankerlerine göre dizayn etmiş, faiz lobisinin kucağına oturmuş Türkiye varsa!

AKP’nin 16 yılda  (2003-2018) harcadığı para! 2 trilyon 94 milyar dolar… İse.

Yatırım yok. 79 yılın tüm birikimleri sattılar. Yap işlet projesi ile köprü, yol, tünel yaptılar. Üreten Türkiye, Tüketen Türkiye oldu. Borç gırtlağa dayandı. Halkın %80’ni yoksulluk ve açlık sınırında yaşıyor. 4 Milyon Suriyeli besliyor.

Türkiye duvara toslamak üzere. Nereye gitti bunca para? Diye sormayan Türkiye varsa!

Üç büyük uluslararası derecelendirme kuruluşu, Moody’s, S&P ve Fitch art arda Türkiye’nin ekonomisine dair uyarılarda bulundu. Uyarıyı iplemeyen Türkiye varsa!

Fitch, Türk ekonomisini negatif izleme sürecine alırken, ardından Moody’s, Türkiye’nin ‘Ba2’ kredi notunun izlemeye alındığı duyurdu. S&P de kısa süre önce Türkiye’nin kredi notunu düşürdü. İktidar çok kızdı! Moody’s’e cevap verdi! ‘Güvenilir politika eylemleriyle piyasaların endişelerine dönük tavır alıyoruz’. 1 ABD Doları 5,35 Liracık oldu…

Ben demiyorum; onlar diyor… ‘Türkiye ekonomisi iyiye gitmiyor. Türkiye Lirasından önlenemeyen değer kaybı bunu net olarak ortaya koyuyor’…

Merkez bankası seçim öncesi karşılıksız 10 milyar TL, seçim sonrası 4 milyar TL para basmış! Böylelikle tedavüldeki Türk para emisyonu 134 Milyar TL ulaşmış! Bu miktara ‘Hisse Senetleri, Tahviller, İç ve Dış borçlar’ dahil değilse. Bunun adı karşılıksız, para basmaktır. Bunun bir başka adı, başkasının parasıyla hovardalıktır. Bunun argodaki adı ‘Beş para etmez’… Demektir.

Bu para basma olayı, Enflasyonu tetikler mi? Yes be annem!

Döviz dikiş tutmaz mı? Yes be annem!

Vergiler, Harçlar, Cezalar yükselir mi? Yes be annem!

Enflasyon artar mı? Hayır! Tırmalatır! Yes be annem!

Kamu borcu artar mı? Yes be annem!

Kemeri biz mi sıkacağız? Yes be annem! Onlar da sıkar mı? No be annem!

Ulusal kalkınma için, ulusal iktisat politikaları üretmek. Gerekir desem; mutlaka birileri,  ‘Geç bunları. Geç bunları, anam babam’… Diyecek. Fırsatçılar. Ölü soyucular. Sinekten yağ çıkartan din baronları… Yolunurken bağırmayan kazlar…

Zevahiri kurtarmış siyasetçiler. Siyasileşen Finans. Finansallaşan siyaset. Onlar; ulusal kalkınma için ulusal iktisat politikaları gütmek istemiyorlar. İleri toplumlar sorgular. Onların, ulusal ve uluslararası iktisat politikaları kişisel çıkarlar üzerine değil. Toplum ve ülke çıkarları üzerinedir. Onlarda denetim ve hukuk bağımsızdır.

16 yıldır ülkeyi yöneten iktidar Sıcak parayı yatırıma değil betona gömmüş, elde avuçta ne varsa satıp elden çıkartmış, üretim defterini kapatmış. Tüketimi özendirmiş, hovarda bir iktidar varsa!

İktidar Seçimlerde 90 Milyar lirayı gözünü kırpmadan harcamışsa!

Milletin parasını  lüks ve şatafat için keyfiyetine göre harcayan, Uçaklar, Helikopterler, yatlar, yüzlerce lüks makam araçları, saraylar ve bu saraylarda özel kadrolu 3 bin civarında personel çalıştırılıyor, 2 bin beş yüz koruma görevi bir kişiye yapılıyorsa!  Yazlık saraya yol yapmak için binlerce ağaç kesiliyor, bölge; ormanıyla, deniziyle bir kişinin kullanımına tahsis ediliyor, bu millet; imamın arkasında, Yağmur için Allah’a yalvarıyorsa.

İlçelere kadar uzanmış, kiralık makam araçları, binalar ve lüks donanımlı, sekreterli, şoförlü saltanatlar.

Bu görgüsüzlüğün sonucu yoksulluktur. İflastır.

Bir millet düşününki aldığı her hizmetin paralı olduğu bir ülkede, vergilerinin nereye harcandığını sorgulamıyorsa. Kimlerin keyfiyetine, maaşına harcandığına bakmıyorsa, 6 ay içinde döviz bazında  %39.7 yoksullaşmış ise! Bundan bir haber yaşıyorsa! Onlar sessiz kalan bu toplumdan kemer sıkmalarını da, yastık altındaki kefen paralarını da isteyecektir.

Toplum; 1 dolar bütçeli MAN adası şirketlerinin, dünüre, enişteye, damada, oğlana gönderdiği  milyon dolarların hesabını sormuyor, vergi yükü borcundan iflas ediyor icra kapılarında sürünüyorsa.

Düşünemeyen. Öngörüsü olmayan bir toplum yaratmak.

Bu ülkede yaşamını beleşe, ömrünü sadaka geçimine itmiş, asalaklığın adı sosyal olmuş bir yaşama alıştırılmış utanmaz bir anlayış hakim kılınmışsa! Bu gerçeği yazmaktan imtina eden yazar çizer tayfası ayrı bir çanakta zincirlenmişse. Ne yazmak gerekir?

Birileri çöpten beslenirken, birileri altın varaklı bardaklardan kaynak suyu içiyorsa! Yoksulluk, Sefalet birilerinin işine geliyor. Demektir… Birileri aç yaşarken, birileri yoksul vergilerinden kendisine saltanat kurmuş ise!

Onlar yaşadıkları ülkeyi düşünmezler. Toplumu; edindiği beleş ve bedavacı alışkanlığından vazgeçirmek çokta kolay değildir. Midesinden bağlı toplum onları saltanata taşıması kaçınılmazdır.

Cehalet budur.

Bu ülkede, enflasyon yüksek çıktı, maaşım artacak diye sevinen kitle varsa…

Kalkınma ve ekonomi hedeflerini tutturamayan, hatta böyle bir hedefi olmayan Türkiye; bundan böyle piyasa ekonomisine, vahşi kapitalizme daha da çok teslim olacak. Tüketime, borçlanmaya, ithalata dayalı büyüme modelini seçen Türkiye; ekonomi deyince; sadece rant, repo, faiz, borsa, döviz olarak algılayan, kalkınma deyince, yandaş beslemesine yönelmiş, ise, ülkenin bedeli daha da ağır ödeyeceği kesin…

Kamu ekonomisinden, bütüncül, dengeli, sürdürülebilir, yaygın kalkınmadan vazgeçen Türkiye; üretimi, tasarrufu, ihracatı, dışsallık yaratmayı, istihdamı, gelir dağılımı adaletini, adil vergi politikalarını, refahı tabana yaymayı düşünmemenin sonuçlarına daha da çok katlanacak.

Bu karar iyi karar… Gidelim Halep’e. Kadar; diyen anlayışın piyonu olmak.

Bu yaratılmış anlayış en başta iktidar sahiplerinin işine geliyor. Birilerine çöpten beslenme alışkanlığı kazandırılırken, birileri saltanatlarını pekiştirmede ülke rejimini keyfiyetine göre şekillendirmesi, toplumun bu çürük anlayışa biat etmesi.

Türkiye’nin siyasi, ekonomik gelişimine; en uygun söyleşi;

Ömrü genelevlerde sermaye olarak geçmiş. Elinde avucunda peş parası olmayan, ömrünün kalan son günlerini huzur evinde geçiren; geçmişinde var gücüyle patronuna çalışan sermaye kadına gazeteci sorar. ‘Siz otuz yıl bedeninizi satarak ömür geçirdiniz. Neden paranız pulunuz yok. Şimdi huzur evindesiniz’…

‘Yıllarca patronun koyduğu kuralla çalıştım. Kazancıma önce o el koydu. Bana kıçımı örtecek kadar don. Karnımı doyuracak kadar ekmek parası verdi. Kuralları ben değil. O koydu. Ben kendimi yok ederken, O beni sömürdü’. Gazeteci sorar. ‘Keşke bir çocuğunuz olsaydı, belki size bakardı. Neden hiç çocuğunuz olmadı’? Kadın gülümser. Ben Türkiye gibiyim; ‘Birileri yaptı. Birileri bozdu’!!!

Diyorum ki: ‘Başlangıcı olan her şeyin birde sonu vardır’. Cumhuriyeti bitirenlerin, oluşturacağı Otokrasi’nin de sonunu birileri getirecektir.

Harmanda edenin hatılda önüne er geç gelir…

 

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com