DÜN 23 NİSAN’DI!

24 Nisan 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
2614 defa okundu.
DÜN 23 NİSAN’DI!

DÜN 23 NİSAN’DI!

Yıllarca kutladığımız. Özgürlüğün, barışın, çağdaş olmanın tarihiydi. Tek adam rejiminden, çoğulcu demokratik sisteme geçtiğimiz günün tarihiydi 23 Nisan… Geleceğe taşımaları için çocuklara armağan edilmiş bir emanetti 23 Nisan…

Dün ‘Türkiye Büyük Millet Meclisinin’ açıldığı gündü. Çocuklarla büyümüş 98 yaşında koca bir çınardı. “Egemenliğin bir kişiden, bir aileden, halifeden, tek bir adamdan alınıp kayıtsız şartsız tüm millete verilmesinin” bayramıydı. Saltanatın sonuydu 23 Nisan… Özgürlük için. Çağdaşlık için bu milletin şiarıydı 23 Nisan…

Bağımsızlığın sembolü olan Meclisin başında bulunan, konfor ve saltanatını halkın sırtından pekiştiren, 1969 yılının kanlı pazarın aktörlerinden olan Amerikan sevicisi, 6 filo koruyucusu İsmail Kahraman 98 yıl için “Duraklama” dönemi demişti. Dün 23 Nisandı. Bu adam! Duraklama döneminin mimarı Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine gitti.

Arap sevdası. Saltanat hükmü… İçlerindeki basılı duran afakan.

Dün 23 Nisan’dı. Tarihi bir daha. Bir daha iyi okumak gerekir.

Bu millet başındaki beyleri; Kıl çadırdan, Çul giysiden Osmanoğullarını çıkarıp mermer saraylara, altın tahtlara, samur ve mücevherlerin en değerlilerine kavuşturan büyük güç, harcanan kan ve can ,Öz Türklerin olduğu halde,tüm bu gelişmelerin ,görkemli saltanatın, bir aşiret yaşamından bir imparatorluk egemenliğine kavuşmuş olanlar zulmün bekçileri haline geldiler.

Tarihi saptırmak. Kendinden başkalarını cahil görmek. 620 yıl boyunca devleti, ülkeyi ve ulusu yönettiler. Bunların hangi ırk ve soydan geldiğini içeren bir belge ve belgesel yoktur. Bu süreç içinde Osmanlıyı 36 padişah yönetmiş sadece ikisinin anası Türk. Geriye kalan 34 adedinin anası kimler! Onlardan da önce bu topraklarda Türkler vardı. Onlara yaşama hakkı vermediler. Osmanlı döneminde nüfusun sadece %42’si Müslüman’dı. Türk toplumları Osmanlı tutsağı olarak yüzlerce yıl barışta ve savaşlarda ezilip yok edildikleri hep gizlenmiştir. Osmanlı döneminde “Türk” demek yasaktı. Türkler “Müslüman’ım” diyorlardı.

Saray yönetiminde yer almayı ‘’Öz Türk ırkına ‘’ yasaklayan Osmanoğullarının, yabancı soylu ‘’dönme ve devşirmelere’’ bu yetki ve nimetleri nasıl peşkeş çektikleri,’’TARİH’’ diye okutulan ve okutulmakta olan kitapların hiç birinde yer almamış ve açıklanmamıştır.

98 yıl önce Hanedan yıkıldı. Geriye bol miktarda camii, han, hamam ve nüfusun %01 okuma yazma bilen cehalet toplum kaldı. Ülkeye 350 yıl matbaayı sokmayan. Bilimden uzak yaşamı dinle özdeşleyen, halkın cehaletinden sonuna kadar istifade eden, Askerin başına Alman Subayları getirip genel kurmay ve ordu başkanı yapan soy.

98 yıl önce hep birlikte, bir ağızdan, aynı ortak duyguyla “23 Nisan! Neşe doluyor insan!” diyerek sevindik, gönendik, övündük. Biz kendimizi yönetiyorduk. İkiye bölündük. Tarihini bilenler. Tarihleri saptıranlar. Ya da egemenliği tek adama vermek isteyenler. Diğer yanda meclisi güçlü kılmak isteyenler. Veya tek adam rejiminin ardına takılanlar. Diğer tarafta hukukun üstünlüğünü benimseyenler.

Onlara göre bu kurtuluş savaşı. Bizlere göre köleliğe yapılan adım. Dün 23 Nisan’dı… Umut beklemiyorum. Çünkü bu ülkede Hukukun üstünlüğü sadece lafta kalmış. Kuvvetler ayrılığının esemesi kalmamış, mevcut anayasaya rağmen Güç bir kişiye verilmiş.

Bunlar eskimiş, köhnemiş bir rejim (Monarşi) için bizlerden oy isteyecekler. halkın yönetimi yerine tek adam yönetimi. Ulus yok,i ümmet var. Birey yok kul var. özgürlük rafa kaldırılmışsa. Sizlerden ne diye oy isteyecekler?

Dün 23 Nisan’dı. Çocuklar sadece üzerlerindeki giysilerle, ayaklarında pabuçlarla neşeliydi. Geleceklerinden bir haber. Diğer yanda çöpten beslenen çocuklar. Açlıktan, tifodan, veremden ölen çocuklar.

Son kez 24 Haziran’da “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir”… Diyebilme fırsatı var. Dün 23 Nisan’dı. 98 yıl önce halkı din ile aldatmasınlar diye laiklik ilkesini koydular. Hukukun üstünlüğünü çağdaşlığın. İleri demokrasinin sigortası yapmışlardı. kuvvetler ayrılığı ilkesi denetimin bağımsız, gelişmenin lokomotif yapmışlardı. Eşit gelir dağılımını özümsemiş müreffeh Türkiye diye adım atmışlardı. Tek adamlı sistemi tarihe gömmüşlerdi. Ümmet yok. Millet var kavramını koymuşlardı. 98 yıl sonra geldiğimiz nokta. Tek adam sultası.

Bizi biz yapan seçimlerimiz. Seçiminizi doğru yapmaz iseniz. Günü kurtarmaktan öteye geçmeyen davranış biçimi geleceğinizi karartacağı gerçeğinden kaçmak. Ya da düşünmemek. Toplumsal linç olmayı göze almaktır.

Olanlar son derece doğal. Diyorsanız şaşırmayacaksınız. Çözüm hukuk devletinde aranmaz ve demokrasiyi geliştirmek için çaba gösterilmezse olacağı buydu. Demeyeceksiniz. Kimin ne yaptığı değil. Nedenlerine bakıp, neler yaptığı önemli. Buradan bakmak gerekir gökyüzüne.

Dün 23 Nisan’dı. 98 yıl önce korkuların yenildiği. Bağımsızlığın noktasıydı, virgülüydü. Din iman. Demokrasi falan filan… Geç bütün bunları, geç. Ben insanım. Bana neden tahammül edemiyorlar.

Anlamıyorum. Benim amacım cami duvarına işemek değil. Sanrılarımızla oluşturduğumuz kendi dünyamızda, Tanrıcılık oynamaya bu kadar kendimizi kaptırmışken… Elbette ki ihanet edebiliriz. Makul olabilir mi. Madem ki; anaysa önünde eşitiz. Öyleyse benim isyanımı da makul sayacaksınız! O-HAL’de…

Dün 23 Nisan’dı. Benim için!

Benim için duvarlar dışlamanın ve ayırmanın sembolüdür. Duvarlar “diğerini” tanımayı, diyalogu ve birlikte güç yaratmayı zorlaştırır. Etrafınıza bakın. arkadaşlarınız, komşularınız aynı. Yollar aynı, ama; bir ayrışmışlığı, görünmez duvarların aramıza çekildiğini, anlamak çokta zor olmasa gerek. Kendimizi hiç yormuyoruz. Haksız olmayı çok kolaylaştıran sistemin aktörleri haline getirilmişsek. Nasıl bir çözüm bulmak gerekir? Oysa bilerek bir çözümsüzlüğün içine itilmişsek! Ki öyle. Oysa hepimiz haklıyız.

Gün be gün gelişen, giderek güçlenen ve o ölçüde de tutucu, baskıcı güç odaklarının saldırısıyla karşı karşıya bulunan bir ülkede kayıtlı sayısı 4,5 milyona ulaşmış mültecilerle birlikte yaşarken kendi vatanımızda vatansız kılınıyorsak, bu Dünya’da kim veya kimler bizlere insanı kollarını açacak? Böyle bir ulus varlığının var olduğuna inanabilir misiniz?

Ben inanmıyorum.

 

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN