

SORU:
Vefat eden yakınlarımızın ruhuna bağışlamak üzere Kur’an okunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
CEVAP:
ALLAH KUR’AN DA NE BUYURUYOR.
YASİN SÜRESİ 70. AYET DER Kİ:
BU KUR ‘AN DİRİ OLANLARI UYARMAK İÇİN İNDİRİLMİŞTİR.
FATIR SÜRESİ 22. AYET DER Kİ:
SİZ KABİRDE BULUNANLARA DUYURAMAZSINIZ.
Vefat eden yakınlarınızın ruhuna Kur’an okunması, bizim Selçuklu ve Osmanlı atalarımızın icat ve ihdas ettiği bir uygulamadır. Bunun Kur’an’da yerini bulmak imkansızdır. Kur’an ölmüş yakınlarımızın ruhuna okunmak üzere gelmiş bir kitap değildir. Esasında şöyle düşünecek olursanız, hiçbir vahiy kitabı böyle bir amaç için gelmemiştir. Son vahiy kitabı olarak Kur’an, yakınlarımızın ‘ölmüş ruhlarına’ değil, ölmemiş ruhlarına okunmak, tebliğ edilmek üzere gelmiştir. Kur’an ölü gibi olan kalpleri diriltiyor, taş gibi hatta taştan da katı, kaskatı kalplere hayat veriyor.
Bu gibi meseleler konuşulurken şöyle bir anlayışın oluşmasına vesile olmaktan da çekiniyoruz: Bir Müslüman ailesinde bir cenaze vuku bulmuşsa, orada peki Kur’an okumayalım da, ne yapalım? Başka din/inanç ve görüşte olan topluluklar gibi eğlence düzenleyecek, alkış ve ıslık çalacak değiliz. Ve şu da var ki, hüzünlü mümin gönülleri en iyi şekilde Kur’an tilaveti teskin etmektedir. Şu hâlde, cenaze evlerinde Kur’an okumamız yerindedir ama asla ölmüş insanların ruhları için değil, ölmemiş, orada, cenazenin başında ya da cenaze/taziye evinde bulunan insanların ruhları yani onların akıllarına, gönüllerine, bilinçlerine hitap etmek üzere Kur’an okumalıyız. Yapacağımız dualar tamamen Kur’an’dan olmalı ya da Kur’an’ın tasvip edeceği dualar olmalı.
Cenaze vesilesiyle veya başka bir vesile ile Kur’an okuduğumuzda mutlaka anlamını vermeli, mümkünse oradaki insanlara bu anlamı kısaca açıklamalıyız. Tabi, anlayış, ölenin ruhuna okumak olunca, okunuyor ve orada iş bitiyor. Ölenin ruhu okunan Kur’an’ı aldı mı, almadı mı bilmiyoruz(!) Ama mesele öyle değil de, bulunduğumuz ortamdaki bir tek kişi bile olsa Kur’an’ın anlamıyla tanışmasını hedeflersek, durum başkalaşmaktadır.
Ölen insanın ruhunun bizden Kur’an ya da başkla şeyler beklediğine dair hafızamızda ne gibi bilgiler varsa bunların hepsini silip atmalıyız. Ölene değil ama dirilere, yaşayanlara mesaj vermemiz gerekiyor. Hiçbir nebî gidip de mezarda, toprak altında çürümüş bulunan insan iskeletlerine tebliğ yapmadı. Ama Kur’an’ı her fırsatta, yaşayan herkese okudu.
“Ölüye kur’an okumak trafik kazasında ölene trafik kurallarını anlatmak gibi birşey.”
Kur’anı hayattayken okuyun anlayın hayatınıza tatbik ederek yaşayın. Kur’an ölüler kitabı değil hayatta yaşayanların kitabı.
Şefik CAN
Gördün mü o, dini yalan sayanı?
İşte odur yetimi itip kakan, yoksulu doyurmayan.
Lanet olsun o namaz kılanlara ki, namazlarında gaflet içindedir onlar!
Namazlarıyla gösteriş yaparlar.
Ve onlar, kamu hakkının yerine ulaşmasına
zekâta/yardıma/iyiliğe engel olurlar.
( Maun Suresi)









