ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİMİZ VE GENÇLİĞİMİZ(1)

20 Mart 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
45 defa okundu.
ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİMİZ VE GENÇLİĞİMİZ(1)

ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİMİZ VE GENÇLİĞİMİZ(1)

18 MART 2019  Günü Çanakkale Deniz Zaferimizin 104 . yılı   Osmanlı Devletimizin kuruluşu 0lan 1299 yılından 1915  yılına  kadar savaşlarda en çok şahit  verdiğimiz savaş Çanakkale  Deniz Savaşıdır.  Türk Milleti,  Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi yedi düvele karşı savaşmış ve 250 bini aşkın  şehit vermiştir. Düşmanlar da  bu işgal girişimde 252 bin kayıp vermiştir. Türk tarihi yönünden çok önemli bu  Deniz zaferimizle ilgili  yaşanan  trajik olayları kaleme alan araştırmacı  yazar M. Niyazi Özdemir’in anlatımı  ile   siz okuyucularımın beğenisine sunmak istiyorum.

Mehmet Niyazi Özdemir, bir Alman hekimin hatıratından bahisle “Temmuz ayı, korkunç Zıhındere muhabereleri devam ediyor ki Mareşal Fevzi Çakmak da o  muhaberelerde albaydır. Türkler askerlerini dizmişler  arka irtibat yollarından  öne kaydırıyorlar. Ve asker görüyor ki  sipere geldiği zaman  azami yaşayacağı süre  3 dakika, şanslıysa kolu bacağı kopmuş durumda önümüze gelirdi. Yoksa paramparça olduğunu herkes görüyordu. Mermiler yağmur gibi yağıyordu. Biz askeri hekimiz. Geri siperde yaralıların parçalanmış kolunu, bacağını kesip sardıktan sonra sedyelerle Eceabat’a gönderiyoruz. Dikkat ettim, üzerimizden geriye atlamalar başladı. Biz en son siperde olduğumuz için bizim üzerimizden atlamak tehlikelidir.  Baktım ki atlamalar devam ediyor,  çözülme başladı demektir. Bir ara başımı kaldırdım ki Temmuz güneşinden  bronz heykelini andıran  bir Senegalli, elinde bir satır var kanlı. İnci gibi terleri damlayarak başımın ucunda dikiliyor. Artık bizim esir düştüğümüze, cephenin bozulduğuna kanaat getirdim. Ama fazla korkmadım. Çünkü ben hekimim, onlara da lazımım diyorum .O sırada bir ses duyuyorum, ama anlamıyoruz Biraz Türkçe öğrendim, ama öğle bir ses duyuyorum ki insan sesine benzemiyor. Sanki ciğeri sökülmüş aslan sesi.  Tercümana sordum ‘ne diyor?’ Adam bağırıyormuş “Yetiş ya Muhammet, Kitabın gitti” diye Öğle bağırıyor ki ben kendimi   siperde tutamadım. Bu sesin sahibi kim diye siperden hafif   dışarı çıktım,  başımı kaldırdım. Aşağıya baktım 26. Alayın 1. Taburunun kumandanı Binbaşı Lütfü  Bey. Hafif  uzuca  bir adam. Elinde kanlı kılıcı, tek başına dövüşüyor Ama öğle bir bağırıyor ki ’ Yetiş ya Muhammet, Kitabın Gitti1 diye  Dağılmış Türk askeri  bu sese koşmaya başladılar. O anda tepeyi dönen  Konyalı  Mıstık –su taşıyan, çok saf bir adam- ta sesi duyunca su kabını  bırakıp koşmaya başladı. Derken çıvarda dağılmış askerler bir araya geldiler.  Orada bir ölüm makinası kuruldu  ki ben kafamı dışarıda  tutmaya korkup içeri çekildim. Biraz sonra baktım,tersten atlamalar  başladı. Akşam karanlığına doğru  tekrar birkaç siper ele geçirildi. Bizim taraf düşman tarafına doğru kaydı Sonra ben Yüzbaşı Lütfü beyi takip ettim. İran tarafında  Gimmerşah’ta şehit olmuş.

  1. Niyazi Özdemir’in naklettiği bir başka hatıra

Çanakkale Savaşının son günlerinde  Avrupa’lı  pek çok gazeteci Türkiye’ye geliyor. Bunlar evvela karşıdaki cepheyi geziyor. ^Humalitat’ gazetesinin muhabirler, Walannin olması lazım.  Türkçe de biliyor, Türkolog kendisi. Karlı bir gün diyor, Çanakkale’ye çıktık  Biliyorsunuz denizin kenarında rıhtım var Orada üç çocuk karda oynuyorlardı. Üzerlerinde sadece çuval var. Çuvalı tersinden, sağından solundan delip çocukların başına geçirmişler. Üçü de torak renginde morarmışlar.  9-10  yaşında görülen  birine baban ne iş yapıyor diye sordum. ‘öldü’ dedi Dedim nerde öldü, niye öldü? Çocuk cevap vermiş: savaşta din için öldü.  ‘Din için öldüğünü ne nerden biliyorsun’ diye sormuş ‘ Camideki İmam söyledi’ demiş. Diğerlerine sormuş, Onlardan da aynı cevabı almış. ‘Size ananız mı bakıyor?’ demiş, ‘ Hayır, bizim üçümüzün de anası öldü’ demişler.’ Peki size ki bakıyor ?’ diye sorunca  ‘ Bize ebemiz bakıyor’ demişler, Nerde oturuyorsunuz?  Derme çatma kulübeyi göstererek ‘ Şu karşıki yerde demişler.

Valantina   diyor ki “ Ben iyi, kötü Türk tarihini biliyorum. Hayalimde canlandırıyorum Oğuz Han, Cengiz, Fatih, Kanuni. Bu kadar muhteşem bir tarih  bir torba kemik haline dönüşmüş,  bu çuvallara girmiş. Artık bu iş bitmiş,  bu milletin  dirilmesi  mümkün değildi” diye   düşünüyordum ki  o derme çatma kulübenin kapısı açıldı,  ihtiyar  bir kocakarı dışarıya çıktı, bağırmaya başladı: ‘Gazanfer, Muzaffer, Mücahit koşun , çorba yaptım için.’  “Çocuklar kulübeye doğru koşarken tekrar düşünmeye başladık.  En kara gününde çuvalların içindeki çocuklara  Gazanfer, Muzaffer  Mücahit adı takan  bir milletin  tekrar dirileceğine  bütün  dünya şahit olacaktır. O ruhun halkta hala yaşadığına inanıyorum.”

Bugün bir vatanımız varsa  elbette ki bu çok ağır  faturaya mal olmuştur. Çanakkale  Deniz Savaşımız ile ilgili o kadar çok anlatılan ilahi ve gerçekten yaşanmış olaylar var ki bunları derleyip bütün  ilköğretim ve liselerde gençlerimizin beyinlerine  nakşedilmeli. Hatta  Türk Tarihi ve  Kurtuluş Savaşımız ayrı bir ders  kitabı olarak  bütün  eğitim kurumlarında  zorunlu  ders olarak okutulmalı. Çükü her zaman dilimizden düşürmediğimiz ve örnek aldığımız Avrupa  kendi insanına  mensubu  olduğu milleti sevmeyi,  kendi  milletiyle ve tarihi  ile övünmeyi  ilk okuldan başlayarak vermekte ve onları  bu şekilde aşılamaktadır. Bazı araştırmacılar Vietnam halkının koca  ABD’yi yenmesini,   insanlarının çocukken  aldığı  Kültür birikimine bağlıyorlar

Kültür  birikimi ile ilgili  Eski Milli Eğitim Bakanlarımızdan  Vehbi Dinçer’in bizzat yaşadığı bir hatırayı buraya  alarak yazıma son vermek istiyorum. Türkiye’ye  Japonya’dan bir heyet geliyor. Bakanlıkta bunlar ağırlanırken  bizim Müsteşar sormuş “  Siz  eğitimde bu kadar nasıl başarılı oldunuz?” Japon heyeti “ Biz çocuklarımızı okula başlarken şoklarız.  Onları Negasaki’ye, Hiroşima’ya  götürürüz.  Başımıza gelen  faciaları,  nasıl bombalandığımızı anlatırız. Eğer bu silahları  yapamazsak  yine aynı akıbeti  yaşayacağımızı söyleriz. O  çocuklar  orada aldıklarıyla eğitimini sürdürürler” Bizim Müsteşarımız “ Valla bizde  Nagasaki ve Hiroşima hadiseleri yok ki gösterelim “ deyince  Japonlar son derece  efendi insan olmalarına rağmen  adam kendini tutamamış “  Sizde  Çanakkale var. On tane , yirmi tane  Nagasaki, Hiroşima eder. Siz yeter ki bunları  değerlendirmeyi  bilin “ diye cevap vermiş.

ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİMİZ VE GENÇLİĞİMİZ(2)

18 MART 2019  Günü Çanakkale Deniz Zaferimizin 104 . yılı  Osmanlı Devletimizin kuruluşu 0lan 1299 yılından 1915  yılına  kadar savaşlarda en çok şahit  verdiğimiz savaş Çanakkale  Deniz Savaşıdır.  Türk Milleti,  Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi yedi düvele karşı savaşmış ve 250 bini aşkın  şehit vermiştir. Düşmanlar da  bu işgal girişimde 252 bin kayıp vermiştir. Türk tarihi yönünden çok önemli bu  Deniz zaferimizle ilgili  yaşanan  trajik olayları kaleme alan araştırmacı  yazar M. Niyazi Özdemir’in anlatımı  ile   siz okuyucularımın beğenisine dün sunmuştuk. Bugün de Çanakkale  Deniz Zaferimiz ile ilgili anılarımızda yaşayan belge sunmak istiyorum

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com