
AMA BU HAKSIZLIKSiz daha çok çalışıyorsunuz, sizin performansınız daha iyi ama arkadaşınız daha iyi zam aldı. Çalışma hayatında böyle haksızlık ve adaletsizlik çoktur. Şikayet etmek, sızlanmak size bir şey getirmez. Bunun yerine daha iyi iş çıkardığınızı belgeleyin, sorumluların önüne koyun. Sakin sakin, şikayet ederek değil, bilgilendirmek için.
Böyle cümleler ekip ruhunu ve takım dayanışmasını benimsemediğinizin göstergesidir. Hayır diyecekseniz bunun da bir yöntemi vardır. Mesela, zaten çok işiniz var ve patron sizden bir iş daha istiyor. ‘Gayet tabii, memnuniyetle… Ancak elimde şu şu işler var, bunları hangi öncelikle yapmamı istersin?’ diye sorun mesela. Bu ona, ekip çalışmasına, verilen işi yapmaya hazırım ama benden beklentilerin gerçekçi olsun, mesajı verecektir.
Lider yapıdaki yöneticiler iş iletişiminde ‘denemek’ fiilini asla kullanmazlar. Şöyle bir örnek verelim: Önemli bir müşteriye mesai bitiminden evvel bir fatura teslim etmek gerekiyor. O tarafta işi olan bir arkadaşınıza ‘Geçerken bırakabilir misin?’ diye sordunuz. Size ‘Bırakmaya çalışırım’ cevabı verdi. Ne yaparsınız? ‘Peki ben hallederim’ diye kendiniz teslim edersiniz değil mi? Çünkü arkadaşınızın verdiği cevap başarısızlık olasılığını içermektedir.
Patronlar yöneticilerinden her zaman yaratıcılık, yeniliklere açıklık ve inovasyon beklerler. Böyle bir cümle sizin alışkanlıklarınıza takılıp kaldığınızı, değişime kapalı ve tutumunuzun katı olduğunu gösterir. Yenilik ve değişim negatif değildir. Yeni bir fikir veya yöntem karşısında önyargılı ve negatif davranmayın.
Bu tip tepkiler hem sizin ‘ergen’ kaldığınızı, olgunlaşmadığınızı gösterir, hem de kovulmaya kadar gidebilir. Her durumda böyle mesnetsiz eleştiriler sizin imajınızı zedeler. Eğer birinden veya bir şeyden şikayetiniz varsa, bunu yüzüne karşı, nezaketle ve kırmadan, dökmeden söylemelisiniz. Ve mümkünse doğrusunun ne olduğunu ve sorunu gidermek için ne
önerdiğinizi de (ders verir gibi değil bir çözüm önerir gibi) söyleyebilirsiniz. Bu tavır sizin gerçek bir profesyonel olduğunuzu gösterir.
Cümleye bu şekilde girmek, kendinize ve önerinize çok da güvenmediğinizi, başkalarının katılımını beklediğinizi gösterir. Yani sözünüzün ve fikrinizin ağırlığını baştan kaybettirir. Her zaman daha kararlı ve güvenli olun. İyi düşünün, güvendiğiniz önerilerle veya yorumlarla hareket edin. Tereddütleriniz kalsa da, asla kendi görüşünüz ve prestijinizi
kendiniz sarsmayın.
Böyle olumsuz bir cümle sizin karamsar, pasif ve engel çıkarıcı biri olduğunuz izlenimi bırakır. Patronlar da alt kademe çalışanlar da yöneticilerden daha yapıcı, proaktif bir tutum beklerler. Sorun yahut öneri ne olursa olsun, ilk tepkiniz asla olumsuz olmamalı, aksine pozitif bir iletişim kurun, ‘Tamam, nasıl yapacağımıza bakalım…’ tavrında olun, gerçekten çare arayın. Çözüm bulunamasa bile, elinizden geleni yaptığınızı ve bir iyileştirme sağladığınızı gösterin.
Karşınızdakini suçlayıcı, suçluluk duygusu uyandırıcı cümleler kullanmayın. Lider olmak istiyorsanız, ekip havasını, dayanışma duygusunu beslemelisiniz. Karşınızdaki
gerçekten bir hata yapmış, yapması gerekeni ihmal etmiş de olsa, olumlu, yapıcı, prodüktif olmaya çalışın. Suçlamak veya azarlamak yerine ‘Bir daha sefere şu şekilde yapalım…’ yahut ‘Gelecekte şu şekilde davranabilirsin…’ türü cümleler kurun.
Bunlar, başkalarının desteğine ve katılımına ihtiyacınız olduğunu gösteren cümlelerdir. Maksat, güvendiğiniz bir görüş veya fikrinizi açıklamak ve başkalarının da katılımını sağlamak ise, bu dil alışkanlıklarını ve gereksiz nezaket cümlelerini unutun. Yukarıdaki 6.maddede söylendiği gibi, görüş ve fikirlerinizi daha güçlü ortaya koyun.
Gerçek de olsa, bu tür cümleler karşınızdakini rencide eder. Ekibinizle uyumlu çalışmak ve kendinizi kabul ettirmek istiyorsanız, ne kadar sıkışık olursanız olun, bir isteği, bir öneriyi asla böyle kestirip atmayın. En azından ‘Tabii ama acil bitirmem gereken bir iki işim var. Mesela… saatte tekrar bir konuşabilir miyiz; ne yapabileceğimize bakalım’ diye hem sıkışıklığınızı gösterin, hem de işbirliği yapmaya hazır olduğunuzu.