Burhan Güngör

6 Şubat 2020
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
109 defa okundu.
Burhan Güngör

Burhan Güngör

DOĞU AKDENİZİ BİZE BAĞIŞLAYAN RAUF DENKTAŞ (2)

Ülkemizin gündemi sık sık değiştiğinden  birinci bölümünü daha önce yayınladığımız yazımızın ikinci bölümünü bugün yayınlıyoruz.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin  ilk kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,  ölümünün 7. Yılında  gerek ülkemizde gerekse KKTC’ inde törenlerle anıldı.13 Ocak 2012 tarihinde 88 yaşında  ölen Rauf Denktaş’ın ömrü Kıbrıs’ın Rumlar tarafından tamamen  ilhak edilmemesi için yaptığı mücadelelerle geçti. Asıl mesleği avukat olan   Denktaş daha  sonra savcılığa geçti  ve bu mesleğinden de  istifa ederek tekrar Avukatlığa döndü. Kıbrıs’ta yaşayan Türkleri yıldırmak ve adadan tamamen çıkarmak için Rumların yaptığı insanlık dışı baskılar ve katliamlara karşı koymak   için  1 Ağustos 1958 tarihinde  Türk Mukavemet Teşkilatını (TMT) arkadaşlar ile kurdu. Bu tarihten itibaren Kıbrıslı Türklerin  Rumlara karşı  mücadelesi Rauf  Denktaş liderliğinde başlamış oldu.  24 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile  Adadaki Türkler Hürriyetine  kavuştu. Kıbrıs adasının yüzde 38’i KKTC adı altında bağımsız bir devlet hüviyetine kavuştu.  Rauf Denktaş 1983 yılında KKTC’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Mehmet Ali Talat  2005 yılında 2. Cumhurbaşkanlığına  seçildi. Rauf Denktaş Cumhurbaşkanı olmamasına rağmen  Kıbrıs’ın tam bağımsız  bir devlet olması için mücadeleye yılmadan devam etti. KKTC  24 Nisan 2004 yapılması öngörülen Türkiye ve KKTC için büyük önem taşıyan Referandumun  reddedilmesi için gerek ülkemizde gerekse Kıbrıs’ta  çok büyük mücadele verdi. Referandum sonuçlarına göre yüzde  65 oranında adadaki Türkler evet dedi. Bereket Rumlar yüzde 75 oranında hayır dedi  de KKTC kurtuldu.  O günleri hatırlayanlar BM Genel Sekreteri   Kofi Annan’ın hazırladığı tamamen Türklerin aleyhine  olan bu projeden Rumların  hayır demesi ile kurtulduk.( Bu planın ayrıntısını okuduğunuzda Türklerin büyük bir toprak kaybına uğradığını göreceksiniz. Mesela, bizim kıta sahanlığımız için çok önemli olan  Karpaz bölgesinin  Rumlara verileceği gibi) Rahmetli Denktaş’ın bu Referanduma hayır verilmesi için mücadele vermesine, ülkemizi yönetenler tarafında hiç anlaşılmadığı gibi referanduma evet denmesi için “ Yes be Annem” sloganı ile de destek verildi. O zamanki KKTC   CB Mehmet Ali Talat da aynı yönde BM planını destekledi.

Yazımızın başlığı olan “DOĞU AKDENİZİ BİZE BAĞIŞLAYAN RAUF DENKTAŞ’I” 2004 yılında anlamayıp” buralarda ne geziyorsun git ülkene” diyen anlayışın ne kadar yanlış olduğu bugün  bir kez daha anlaşıldı.  2004 yılında yapılan referanduma Kıbrıslı Rumlar evet deseydi Doğu Akdeniz deki münhasır kıta sahanlığımız olmayacaktı. Çünkü bu bölge Avrupa Birliği üyesi olan ve Türklerin azınlık olarak temsil edileceği Kıbrıs Cumhuriyetine ait olacaktı. Dolayısıyla şimdi Libya ile yaptığımız “Münhasır Bölge” anlaşmasını yapamayacaktık. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti  ırkdaşı olan Yunanistan’ın hakkını korumak için buna  izin vermeyecekti. Bugün Türkiye,  2011 de KKTC ile yaptığımız kıta sahanlığı  anlaşması sayesinde Akdeniz de petrol ve doğal gaz arıyoruz.  Bu konuda geçen hafta Sadi Somuncuoğlu’nun  Yeniçağ Gazetesinde 18 Ocak  tarihinde yayımlanan “ Denktaş: Devlet Kuran Kahraman” adlı makalesini yayınlamıştık  Bu hafta da bu konu ile ilgili  Kıbrıslı Türk, Hüseyin Macit Yusuf’un  09. Ocak Yeniçağ Gazetesinde  yayımlanan “ Mavi Vatan Sınırımız Korunmalı” makalesini  okumanız dileğiyle yazıma son veriyorum.

Mavi Vatan sınırımız korunmalı

Libya ile Türkiye arasında 27 Kasım’da imzalanmış bulunan mutabakat anlaşmalarının önemini kavrayamamış olanlar vardır. Sözkonusu ‘Deniz Yetki Alanlarını Sınırlandırma Mutabakat Muhtırası’  ile ‘Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakatı’ ve KKTC ile 2011 yılında imzalanmış bulunan ‘Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması’ ile birlikte Türkiye kendi münhasır ekonomik bölgesini belirlemiş durumdadır. Bu durumda Rum-Yunan ikilisinin Mısır ve İsrail ile birlikte devreye koydukları şer planı suya düşmüştür. Türkiye’yi kendi sınırlarına hapsetme, denizleri kullanılamaz hale getirme çabası çökmüştür.

Türkiye, sözkonusu anlaşmayı BM’nin tanıdığı Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile imzalamış, Mavi Vatan sınırlarını genişleterek anlaşma ile teminat altına almıştır. Libya’nın istikrarını ve bütünlüğünü sağlamaya, kardeş kanı dökülmesini önlemeye çalışan Ulusal Mutabakat Hükümeti, isyancı Hafter güçlerinin tehdidi altındadır. ABD’nin desteklediği Hafter masum sivilleri öldürmekten kaçınmayarak Libya’yı kan gölüne çevirmiştir. UMH’nin çökmesi halinde Türkiye ile imzalanmış bulunan anlaşmalar da ortadan kalkacak, Türkiye Mavi Vatan’da elde ettiği kazanımlarını kaybedecektir. Bu durumda Türkiye’nin varıyla yoğuyla Hafter’e karşı UMH’nin yanında yer alması kaçınılmaz olmuştur. Gerek Akdeniz’de ve gerekse de Ortadoğu’da saflar belirlenmekte, taşlar yerli yerine oturmaktadır. Dost-düşman berrak bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Son gelişmeleri iyi okumak ve buna göre siyaset yürütmek şarttır.

Barış Pınarı Operasyonu bana göre henüz hedefine ulaşmamıştır. ABD ile yapılan anlaşmaya göre YPG/PYD güçleri belirlenen sınırların dışına henüz çıkmamıştır. Bunun sağlanması için diplomatik girişimler sürmektedir. Türkiye aynı anda hem Suriye cephesinde hem de Doğu Akdeniz’de büyük bir mücadele örneği vermektedir. Doğu Akdeniz’de KKTC’nin çıkarlarının korunması için gerekli tüm tedbirler alınmıştır. Kapana sıkışan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yeni maceralar peşindedir.

EastMed saçmalığı

Türkiye’nin attığı adımlarla hayalleri yıkılan Rum-Yunan ikilisi, apar topar İsrail ile EastMed projesi anlaşmasını imzalamıştır. Anlaşmanın öngördüğü boru hattı ile Avrupa’ya doğal gaz ulaştırılması ekonomik olarak ‘batık bir projedir’.

Sözkonusu proje ile Avrupa’nın Rus doğal gazına olan bağımlılığı azaltacağı iddiası safsatadır. AB’nin yıllık ihtiyacı 470 milyar metreküp iken, EastMed boru hattıyla yılda 10 milyar metreküp doğal gaz sağlanacak olması, Avrupa’nın Rus gazına olan bağımlılığını azaltacak iddiasını çürütmektedir. Avrupa’nın ihtiyaçlarının sadece yüzde 2’sini kapsayan bir boru hattı gerçekçi bir şekilde alternatif bir çözüm olarak tanımlanamaz. Bu kadar az miktarda gaz için, bir boru hattına yatırım yapmak isteyen şirketlerin olup olmayacağı da ayrıca tartışmalıdır. Buna bir de EastMed boru hattının geçeceği deniz tabanının derinliği ve dengesizliği de eklenince yatırımcı bulmak oldukça zordur. Rum tarafı hayal görmektedir. Anastasiadis, Netanyahu’nun, Netanyahu da Anastasiadis’in Türk düşmanlığını kullanmaktadır. Bu ikili akılları sıra Türkiye’ye kafa tutmaya çalışmaktadır. ABD, Fransa ile Suudi Arabistan da bunlara destek vermektedir. EastMed boru hattı güzergahının Türkiye’nin Libya ile imzaladığı mutabakat çerçevesinde Mavi Vatan sınırlarından geçmek zorunda olduğunu da belirtmemde fayda vardır.

Rum lider Anastasiadis, Atina’da baklayı ağzından çıkararak EastMed anlaşmasının üç ülkenin “egemenlik haklarıyla egemenliklerini Münhasır Ekonomik Bölge’lerinde kullanma haklarını yeniden teyit etme önlemi olacağı”  gerekçesiyle “çok önemli olduğu” görüşünü ortaya koymuştur. Mesele her zaman söylediğim ve vurguladığım üzere petrol ve doğalgaz çıkarılması değil bölgedeki egemenliğe sahip çıkma  savaşıdır.

Kritik toplantılar

Yazımı yazdığım sıralarda iki ayrı kentte Libya konusunda önemli görüşmeler yapılmaktadır. Rusya’nın doğal gazını Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya iletecek TürkAkım doğal gaz boru hattının açılışı için İstanbul’a gelen Rusya Cumhurbaşkanı Putin ile Anavatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya dahil bölgemizdeki son gelişmeleri görüşürken Mısır’ın başkenti Kahire’de de Mısır, Yunanistan, Kıbrıs, İtalya ve Fransa dışişleri bakanları Libya’da tırmanan krize ilişkin olarak kapsayıcı çözüm konusunda görüş alış verişinde bulunuyorlar. Libya’nın Akdeniz’e kıyısı bulunan ülkeler açısından önemi ortadadır. Bütün bu gelişmelerin KKTC için önemi büyüktür. KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, bu önemli konulara kafa yoracağına yeniden seçilmek için sadece propaganda çalışmalarıyla ilgilenmektedir. Allah’tan Türkiye, Kıbrıs Türkü ve KKTC için gerekli adımları atmaktadır; yoksa halimiz dumandı…

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

Nude straight boys with monster cocks gay Fucking the Nerd - straight, boys, Nude Nasty Gay fuck 1 - Nasty, fuck, Gay Blacks On Boys - Gay Bareback BBC Nasty Gay Fuck 08 - Blacks, On, Boys Blacks On Boys - Hardcore Interracial Gay Fuck Video 13 - Blacks, On, Boys Blacks On Boys - Nasty Hardcore Interracial Gay Fuck 02 - Boys, Blacks, On