Adalet Bakanı Adalet Dağıtmaya Geldi

1 Nisan 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
3 defa okundu.
Adalet Bakanı Adalet Dağıtmaya Geldi

KIRŞEHİR’DE YAPTIĞI İNCELEME VE GEZİLERDE GÜNDEME DAİR BASININ SORULARINI CEVAPLANDIRAN ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ, ANA MUHALEFET LİDERİ KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN ISPARTA’DA YAPTIĞI MİTİNGİNDEKİ  ‘EVET OYUNDA ONUR VAR’ DİL SÜRÇMESİNİ DEĞERLENDİRDİ. (ENDERHAN ÖZ/KIRŞEHİR-İHA)

“Ak Parti İle Milliyetçi Hareket Partisi Büyük Değişim Konusunda İrade Ortaya Koydu”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ Kırşehir’e geldi. Bakan Bekir Bozdağ Kentpark’ta bulunan Kocatepe’de gençlerle bir araya gelerek kahvaltı yaptı. Bozdağ kahvaltıda açıklama yaptı. yaptığı açıklamada: “İlk defa Türkiye’de Ak Parti İle Milliyetçi Hareket Partisi bu büyük değişim konusunda irade ortaya koydu ve bu değişimi yapacak gücü varken bu idareyi ortaya koydu, ortak çalışmalar yapıldı, meclis görüşmeleri tamamlandı, şimdi Türk halkının hakemliğine bu büyük değişim sunuldu. İlk defa bu millet normal zamanda kendi özgür idaresiyle, kendi hükümet sistemini doğrudan belirleme hak ve yetkisine kavuşmuş oldu. 16 Nisan’da bu hakemliği yaparak bu büyük reformu inşallah milletçe hayata geçireceğiz ve Türkiye’nin önünü ve yolunu hep beraber açacağız. Aldığımız kararın, yaptığımız değişikliğin, attığımız büyük adımın Türkiye için ne kadar önemli olduğu dünyadan ve terör örgütlerinden gelen seslere bakarsak daha iyi görürüz.Biz sandıkta Almanya’nın, Hollanda’nın,Avusturya’nın Belçika’nın, İsviçre’nin hükümet sisteminin değiştirip değiştirmeyeceğini oylamayacağız veya Almanlar, Hollandalılar Türkiye’ye gelip Türkiye’deki sistemdeki değişikliğe oy kullanmayacak ama bakarsanız sanki bizim 16 Nisan’da yapılacak olan halk oylamamızda oyu onlar kullanacakmış gibi veya bizim kullanacağımız oyla onların hükümet sistemi değişecekmiş gibi bir korku, bir telaş içerisindeler. Ellerinden gelse gelip onlar oy kullanacak.Siz değerli gençler ben şimdi size sorarım bütün bu telaşın sebebi ne? Türkiye bugüne kadar bunca seçim yaptı.Bunca seçim yaptı, halk oylaması yaptı, hiç biri de Hollandası, Avustruyası, Almanyası ve diğerleri bu şekilde Türkiye’nin seçimlerine müdahele edecek bir tutum belirlemediler, aktif taraf olmadılar. Şu anda bakıyorsunuz televizyonlarda Almaca, Türkçe veya başka dillerde yayınlar yapılıyor. Orada Türk düşmanlığı yapılırken gazeteler Türkçe manşetlerle çıkıyor. Propaganda yapan teröristlere, terör örgütlerine her türlü destek ve himaye sağlanıyor, güvenlik tedbirleri alınıyor ama Türkiye’nin güçlü hükümetinin bakanlarına bir toplantı yapma izni verilmiyor, Türk toplumuyla buluşması engelleniyor. Bütün unlar attığımız adımın Türkiye için çok büyük önleme sahip olduğunu ama Türkiye’nin yararını istemeyen, geleceğinin aydınlık olmasını istemeyenler için de çok büyük bir tehlike oluşturduğunu gösteriyor. Başka izahı yok. Terör örgütleri de aynı şeyi yapıyor. PKK’sı,FETÖ’sü,DEAŞ’ı ve diğer terör örgütleri de hayır çıksın diye baskı yapıyorlar, propaganda yaptırıyorlar ve pek çok sosyal medya üzerinden iletişim imkanlarını kullanarak Türk halkının bu halk oylamasında hayırdan yana taraf olmasını istiyorlar. Ben şimdi yine size sorarım; 40 yıldır Türkiye’yi bölmek için askerimize, polisimize, vatanımıza, milletimize, masum insanlarımıza saldıran PKK terör örgütü ne değişti de Türkiye’nin birden bire iyiliğini istemeye başladı? Ey Türk halkı siz tam bilemiyorsunuz aman ha Türkiye’nin iyiliği hayırdadır diyerek hayırın propagandasını yapıyor. Türkiye’ye düşmanlık eden bu millete, bu vatana saldıran terör örgütleri ne ara Türkiye dostu oldular? Ne ara Türk halkının ve Türkiye’nin iyiliğini ister hale geldiler? Elinizi vicdanınıza koyun. Bu saldırıları yapanlar şimdi başka yerdeler. Peki bunların ortak özelliği neden telaşa kapıldılar sorusunun cevabı ortak beklentilerinde ve hedeflerinde yatıyor. Terör örgütleri de, bazı ülkeler de siyasi istikrarı olan güçlü iktidarı kuran, iyi yönetilen hızlı karar alan, ekonomisi her türlü şoklara dayanıklı olan, krizle, kaosla süratle baş eden  ve terörle etkin, netice alıcı başarılı mücadele yapan ve Türkiye’yi sıçratacak olan bir sistem değişikliğini istemiyorlar. İstiyorlar ki istikrarsızlık olsun, zayıf iktidarlar olsun, ekonomi çöksün, terör artsın, kriz ve kaos her yerde kol gezsin, hükümetler bunu yenmeyi başaramasın. Bütün bunların çaresizliği içerisinde Avrupa’ya gitsin bize yardım edin desin, onlar da lütfen Türkiye’ye yardım etsinler. Bunun için sürekli siyasi istikrar, sürekli güçlü iktidar kuracak olan güçlü olacak olan bu sisteme karşı çıkıyorlar. Değerli gençler; şu anda istikrar yok mu var, güçlü iktidar yok mu o da var. 15 yıldır da var ama dikkat edin parlamenter sistemin özelliği gereği bir istikrar yok Türkiye’de. Güçlü liderliğe bağlı bir istikrar var. Atatürk var güçlü lider Türkiye’de o zaman siyasi istikrar güçlü iktidar var. Menderes, Özal güçlü liderler siyasi istikrar güçlü iktidar var. Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü bir liderimiz var, siyasi istikrar güçlü iktidar var ama bunlar lidere bağlı istikrardır, geçici istikrar dönemleridir. Devletlerin hayatında 10 yılın 15 yılın bir kıymeti yok. Bazı ülkeler böyle bakıyor. Tayyip Erdoğan, yıllar geçici. Nihayetinde 20 yıl devlet hayatında gözü kapayıp açıncaya kadar geçecek anı ifade eder. Fazla bir kıymeti yoktur. Tayyip bey çekildikten sonra gelsin eski güzel günler, yeniden istikrarsız dönemler, ve dümene biz geçelim ıslıklarımızla Türkiye’ye ve Türk halkına rota çizmeye devam edelim diyorlar. Onun için biz bu sistemi Tayyip Bey için değil, Ak Parti İçin hiç değil Türk halkı artık bundan sonra yeni Atatürkler, yeni Menderesler, Özallar, Erdoğanlar beklemek zorunda kalmasın istikrar için. Öyle bir düzen kuralım ki daima istikrar çıkarsın, daima güçlü iktidar kursun, daima Türkiye ve Türk halkı kazansın. İşte Cumhurbaşkanlığı, hükümet sistemi bu anlamda doğrudan siyasi istikrar kuran, güçlü iktidar tesis eden ve siyasi iktidarı ve güçlü iktidarı sürekli kılan bir düzen getiriyor. Bunun karşısında olanlar bunun karşısında tutum almaya devam ediyorlar. Bu halk oylamasının esası bu. Türkiye’de istikrarsızlıklara son, zayıf iktidarlara son, millete rağmen son, milletin kesintisiz ve ortaksız Ankara’da iktidarına adım olarak bunu nitelemek mümkündür. Onun için bu adımın atılmasından herkes çok ama çok rahatsız. Biz rahatsız olanları rahatsız etmeye devam edeceğiz ve bu adımı milletimizin bütün kalbiyle vereceği evetlerle inşallah atacağız. Türkiye’de bu büyük reformu hep beraber geçekleştireceğiz. Bu büyük reformun pek çok özelliği var. İkisini söyleyip sözü sizlere bırakacağım. İki tane soru soruyorum. Esasında bir soru soruyorum. Evet veya hayır cevabını almak istediğiniz hakkınızdan bir soru. Mevcutta hükümetti. Seçimi biz yapmıyoruz. Vekilleri seçiyoruz. Hükümet vekillerin içinden çıkıyor. Mevcut anayasa gençler size Türkiye’yi yönetecek, yürütmeyi seçme hakkı tanımıyor. Biz vekilleri seçiyoruz sonra onlar içinden hükümet çıkarıyor. Ben size soruyorum. Bugüne kadar Türkiye’yi yönetecek hükümeti seçmek için oy kullandı mı Türkler? Kullanmadı. Vekil seçtiriyor bize. Şimdi diyoruz ki bu hak muhtarı doğrudan, belediye başkanını doğrudan, vekili doğrudan, cumhurbaşkanını doğrudan seçme hakkına sahip olduğu gibi Türkiye’yi yönetecek yürütme organını doğrudan seçme hakkını seçme hakkı olmalıdır. Biz aslında bu anayasa değişikliğiyle gençler size doğrudan Türkiye’yi yönetecek yürütme organını seçme hakkını veriyoruz ve bu konuda halka yetki veriyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi diyor ki aman siz bu hakkı almayın, bu yetkiyi kabul etmeyin. Siz vekilleri seçin  iz yönetici işine karışmayın. Seçicileri seçiyorsunuz. Onlarda hükümeti seçiyor. Gençler, Kırşehirliler siz Türkiye’yi yönetecek yürütme organını yani hükümeti doğrudan muhtarınızı, belediye başkanınızı, vekilinizi seçtiğiniz gibi ayrıca sandıkta seçmek istiyor musunuz istemiyor musunuz? Biz istiyorsak tonumuzun rengi evettir. Ben hükümeti doğrudan seçmek istemiyorum. Ben vekil seçeceğim onlar da arasından seçsin diyorsak o zaman oyumuzun rengi belli hayırdır. Adında halk olan bir parti halka tanınan hakkın ve yetkinin halk tarafından reddedilmesini istiyor. Akıllıca bir iş midir? Millete bir hak veriliyor, millet bu hakkı almasın diye propaganda yapılıyor ve milletten de bu hakkı alma diye oy isteniyor.  Bu ideolojik kamplaşmanın nasıl bizi savunduğunu göstermesi bakımından önemli bir konudur. Özellikle gençlerle ilgili kısım. Gençlere de bir hak veriyoruz biz burada. Gençle bugün muhtarı, vekili, başkanı, cumhurbaşkanını seçme hakkına sahip. Seçerken 18 yılı dolduran bir genç 80lik Baykal’a oy verip onu milletvekili seçerken çoluk çocuk sayılmıyor, vekile oy verince, muhtara oy verince çoluk çocuk sayılmıyor, yarın ben aday olayım siz bir de bana oy verince çoluk çocuk sayılıyor. Olabilir. 18 yılı doldurup 25’ini doldurmayan Türkiye’de 8 milyon civarında gencimiz var. Almanya 18’ini doldurana seçme seçilme hakkını vermiş, Hollanda vermiş, İspanya vermiş. Tam 56 ülke vermiş. Onlar verdiği zaman bu gençler daha üniversite çağında eğitim mi yapacak yoksa vekillik, bakanlık mı yapacak diye bir tartışma yapmamışlar. Türkiye’ye gelince hem onlar bu tartışmayı yapıyor hem de burada bazı çevreler yapıyor. Ben gençlere sorayım gençler kalbinden cevap versin. 18’ini dolduran gençler hayatlarının en önemli kararı olan evlenme kararını veriyorlar. Bundan daha büyük bir karar insan hayatında bence yok. Bu kararı veriyorlar, biz onlara destek oluyoruz. Bunu etik görüyoruz diğerlerini etik görmüyoruz. Peki üniversiteyi 22’sinde bitirdiğinde doktor, avukat, hakim, savcı, kaymakam olan gençlerimiz var mı? Bu meslekleri yapan mühendisler var mı? İş yeri kuranlar patron olanlar var mı yok mu? O zaman ne yapıyoruz?  Doktor olabilir, hakim olabilir, savcı olabilir, kaymakam olabilir, mühendis olabilir, öğretmen olup çocuklarımızı geleceğimizi emanet edebiliriz,polis olabilir, güvenliğimizi emanet edebiliriz, asker olabilir savunmamızı emanet edebiliriz. Teröristle mücadeleye göndeririz. Gerektiği zaman şehit olur, gazi olur ama bu vakitler kimse bunlara çoluk çocuk demez. Başka meslekler yaparken çocuk değil, 80’lik kişleri seçerken çocuk değil, muhtarı, belediye başkanını, vekili seçerken çocuk değil ama siz beni seçin dediği zaman çocuk olmaz deniliyor. Zenginlerin çocukları vekil olacakmış, bakanların çocukları vekil olacakmış bir sürü laf söylüyorlar.Başka illerden de burada gençler var. Bakın ben size diyorum ki bir bakın zenginlerin çocukları mı vekil bakanların çocukları mı vekil. Ben kendi adıma söylüyorum eğer bu iş parayla olsaydı 80 milyonuncu sırada ben alırdım herhalde.Bana hiç sıra gelmezdi.” dedi.

HABER: UFUK TUFAN DOĞAN

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN