23 Ağustos 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
11 defa okundu.

Didem CEYLAN

“ÖLMEK İSTEMİYORUM”

Kadına şiddet, belki de en utanç verici insan hakları ihlali… Ve belki de en yaygını. Coğrafya, kültür ve servet sınırı da tanımayan bu şiddet devam ettiği sürece, eşitliğe, kalkınmaya ve barışa dair gerçek bir ilerleme sağlayacağımızı iddia edemeyiz.”

“Ölmek istemiyorum” Bugüne kadar cinayete kurban giden tüm kadınların çığlığıydı aslında.

“Anne lütfen ölme”

Öksüz kalan tüm evlatların gözyaşları…#EmineBulut’u erkek şiddeti nedeniyle kaybettik.

Kimse bu cinayetten kendini aklayamaz. Kadın katillerine indirim uygulayanlar, kadınları korumayan, haklarımıza saldıranlar Emine’nin cinayetine ortaktır.

Şimdi o çocuk ömrünün her günü babasına lanetler edecek… Annesini an’madığı tek günü olmayacak… Mezarı başında o son görüntüsü gelecek gözlerinin önüne “ölmek istemiyorum” diye etrafına yalvaran gözlerle baktığı…

Ulan bir kadın eksildi bu hayattan ve bir çocuk kayboldu ayrıldı ona hayat

veren anasından… Cehennemi bu dünya da yaşasa keşke bu olaylara her sebep olan!

Benim oğlumun ev işi yapmasına gerek yok; kız çocuğu, anne yapar.

Benim oğlum istediği saatte eve gelebilir.

Benim oğlum sünnet oldu. Erkek oldu şimdi amcası o!

Benim oğluma bak hele sevgili yapmış, hınzır seni artı gülüşler…

Aslan oğlum hakkını savunup(!) çocuğu dövmüş. Aslan oğlum milli oldu!

İşte böyle diye diye yetiştirdiğiniz çocuklar, istediklerini yapabileceklerini düşünüyorlar. Kız çocukları ise sessiz, haklarını savunamayacak kadar güçsüz, ayakları üstünde durmayı bilemeyen yetişkin birer kadın oluyor. Daha bilmediğimiz binlerce, yüzlerce cinayet… Sadece kadınlarla da kalmıyor çocuk istismarı, zararsız hayvanların gaddarca öldürülmesi, yaşlı anne- babaları para vermedikleri için döven adi çocukları…Çocuk yetiştirirken önce vicdan sahibi,merhametli,barış kelimesinin önemimi ve CANLI sevgisini Öğretin!

YILLARDIR kadına şiddetle ilgili birçok etkinliğe, söyleşiye katılıyorum ve artık bu konuyu çok daha farklı ele almamız gerektiğini düşünüyorum. Şöyle ki; Kadına şiddetin tek sorumlusunu erkekler olarak gösteren anlayış, kesinlikle ayrıştırıcı ve soruna yüzeysel bakan bir anlayış. Erkekler ile kadınlar arasında daha fazla ayrılık çıkarmaktan ve konuya duyarlı olan erkekler üzerinde hafif de olsa bir şiddet uygulamaktan öteye geçemiyor.

Şiddet sadece fiziksel olarak değil, sözle, davranışla, hor görmekle, aşağılamakla, alay etmekle, yok saymakla, dışlamakla da olur. Hatta kimi zaman iltifatlar içinde bile gizli bir sözel şiddet yer alabilir.

Mini giyen kadın rahattır, çok gülen kadın hafiftir gibi algıların yanı sıra ‘kızını dövmeyen dizini döver’, ‘15’inde kız ya erde gerek ya yerde gerek’ gibi deyimler şiddeti meşrulaştırıyor,

Hep kadına fiziksel şiddeti yapan erkekleri konu ediyorsak da kadının kadına yaptığı psikolojik ve yine kültürel kodları kullanarak yaptığı mahalle baskısını da unutmamak gerekli. Dedikodu, art niyetli kinayeli eleştiri ve olumsuz imalar kesinlikle şiddettir,

Kadınlara uygulanan şiddeti ele alırken aslında toplumun sosyal durumunu göz önüne almak daha doğru bir yaklaşım olabilir. Çünkü şiddetin güçlü tarafından güçsüze uygulandığını düşünürsek toplumdaki güç dengesi ve sosyal adalet ne kadar bozuksa yani bir taraf, birileri çeşitli özellikleri nedeniyle kendini ne kadar üstün, güçlü, muktedir görüyorsa, o kadar çok şiddet ile karşılaşmamız mümkündür,

ASLINDA BU KONUDA YAZACAK DAHA ÇOK ŞEY VAR AMA YERİM DAR…

Bundan sonra da yazmaya devam edeceğim çünkü eğer konuya başka noktadan bakmazsak ilerleyemeyeceğimize inanıyorum. Son olarak, ben kadınların gücüne inandığım kadar erkeklerin gücüne de inanıyorum ve asla bir cinsi diğerinden üstün görmüyorum. Bu sorunu çözmek için birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var.

         “Alt tarafı bir çiçek koklayıp, bir hayvan sahiplenip, birkaç insan tanıyıp, sevip gidecektik bu dünyadan. Nasıl kötü bir zamana denk geldi ömrümüz…

Vicdansızların, sapıkların, katillerin, nefretin, cehaletin ortasına düştük!”

Bu anı unutmayın!

Annesinin ölümüne şahit olan bir evlat ve “ölmek istemiyorum” diye haykıran bi anne, bir kadın, bir insan!

Boğazı kesilerek vahşice katledildi!

Hangi ceza dindirir?

Hangi ceza yaşatır?

Hangi ceza unutturur?

Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerlerde buluşmak dileği ile. Kendinize ve yaşadığınız kentiniz Kırşehir’e iyi bakın hoşça kalın…

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com