14 Mart 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
12 defa okundu.

 

  UNUTTURULMAK İSTENEN DOĞU TÜRKİSTAN (3)

  Doğu Türkistan konulu yazımıza dün kaldığımız yerden devam edeceğim. Önceki yazımızı okumayanlar için kısa bir özet sunalım. Türklerin ana yurdu olan  ve Çin mezalimi altında inim inim inleyen ve kan ağlayan Doğu Türkistan’da yaşananlardan bahsedeceğim. (Daha önce tefrika halinde yayınladığım Doğu Türkistanlı  Mehmet Kasım Cantürk’ün Ülkemize  hicreti konulu yazıma daha sonra devam edeceğim.)

       Doğu Türkistan iki milyon kilometrekare büyüklüğünde ve başta Uygur Türkleri olmak üzere Kırgız, Kazak, Özbek gibi Türk topluluklarının yaşadığı yaklaşık 40 milyon ırkdaşımızın yaşadığı, Petrol, Doğal Gaz, Kömür, Bakır, Demir ve her türlü zengin madenlere sahip Orta Asya’daki ana yurdumuzdur. Sadi Somuncuoğlu’nun Doğu Türkistan’ın kısa tarihi adlı makalesinde bu Türk yurdu hakkında şu bilgileri veriyor: Türkistan, Türklerin yaşadığı coğrafyanın adı. Bu coğrafyada kurdukları devletlerin sınırları ise Büyük Okyanus’tan Hazar Denizi’ne kadar uzanıyordu. O asırlarda Çin’in sınırlarını kuzeyde sarı ırmak çiziyordu. 1865 tarihinde Türkistan’ın batı kısımları Çarlık Rusya tarafından işgal edilmeye başladı. Batı Türkistan bundan sonra kullanılmaya başlandı. 1924 yılımda Sovyetler Birliği’nin kurulmasıyla Batı Türkistan; Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Tacikistan olmak üzere 5 Cumhuriyete bölündü, her birine ayrı alfabe ve tarih uyduruldu. Bu özbe öz Türk yurdu, Çinliler tarafından defalarca işgale ve kırımlara mazur kaldı. Buna rağmen 1933 ve 1944 yıllarında Bağımsız Doğu Türkistan İslam Devleti kuruldu. Türkler, Çin’in  saldırılarını  hep püskürttü. Ancak, Rusların Çinlilere yardımı nedeniyle 6 yıl süren bağımsız Doğu Türkistan Devleti 1949’ da yıkıldı ve tamamen Çin devletinin hakimiyetine geçti.

   Doğu Türkistan tarihi hakkında bu kısa bilgilerden sonra hemşerimiz Recep Dedebalı yönetiminde Ankara’da Kırşehirliler Derneği yayın organı “Bozkırın Sesi” dergisinin Ocak-2019 sayısında yayımlanan Ahi Evran Üniversitesi Öğr. Üyesi Dr. Umar Çakır’ın “ Gök Bayrak Kan Ağlıyor” makalesinden ilginizi çekeceğine inandığım bazı kısımlarını geçen hafta ve dün yayınlamıştık. Bugün de kaldığımız yerden hocanın yazısına devam edelim.

   Dünkü yazımızda Doğu Türkistan Türklerinden Berat Hacı’nın 22 sene  Çin hapsanelerinde görülmemiş işkenceler gördüğünü ve nihayet Ülkemize hicret ettiğinden bahsetmiştik. Yazımıza kaldığımız yerden devam edelim.

  Berat Hacı, 22 yıl sonra nihayet Türkiye diyor ve devam ediyor. Şu bizim yapma top gibi teptiğimiz şu bütün Müslüman- Türklerin rüyası Türkiye… Çinliler, Berat Hacı’nın burnuna acı biberle kaynamış sirke karışımı döktükleri için  gözleri biraz zayıf  görüyor. Öğle işkenceler görmüş ki, bağırsakları bendinde yer değiştirmiş. Bir operasyon ve böbreği de yok artık. Ama Berat Hacı dimdik ayakta. Öğle ayakta ki, Türkiye de görmeye başladığımız gök bayrağı sallıyor. “ namazdan sonra uyku tutmadı, dolaşmaya çıktım diyor, sabah vakti gizlice sızdığı Rum kesimi askerlere… Hacca gidip orda bayrak açıyor, eylem yapıyor. “Ben ayaktayım” diyor. Berat Hacı.

   En gayretlilerimiz bile, nihayet haritaları açık petrol boru hatlarının üzerine kırmızı işaretler koyuyoruz. Oysa Müslüman direncinin ne olduğuna, bireysel cehdin neye tekabül ettiğine gelince, orda sözü Berat Hacı alıyor.

    Komünist derken sanki tükürüyor. Sanki tükürürken gözetim altında tutulduğu üç yıl boyunca, sırtında  “vatan haini” göğsünde “panislamist-pantürkist” yazılı. Beyaz mintanıyla temizlediği komünist helalarına tükürüyor. “Ya istiklal ya ölüm” diyor yumruklarını sıkarak.

     Berat Hacı, bizim oyunumuzdaki eksik taşı tamamlıyor. Berat Hacı  bir yaşamak dersi veriyor. Onun yumruğu bol füzeli Çin’i, bol petrollü Rus’u ve bol çeşitli İngiliz’i tuz buz edecek. Onun elleri yeni doğan Doğu Türkistan’ın ceviz beşiği… Çünkü onun adı Berat Hacı. Yani Berat, Yani kurtuluş.

   “Doğu Türkistan davasını Türk milletine emanet ediyorum” diyen  İsa Yusuf Alptekin’in vasiyeti yerine getirilmeli. Türkiye Cumhuriyeti devleti kardeşlerimize sahip çıkmalıdır. Alptekin, vefatından önceki son yazısında şunları söylemiştir: Doğu Türkistan meselesi, insanlık adına halledilmedikçe ve renkleri solan insanların ülkesinde hürriyet güneşi doğmadıkça, alınlarında kara bir lekeyi daima taşıyacaklardır. Gönün arzu eder ki, Doğu Türkistan meselesinin halledilmesi davasında öncülük şerefi Türkiye’nin  hakkı olsun.

    Kızı Çin Seddi’ni yaptıran Türk’ün barbarlığı, zulmü değil  Türk’ün adaletidir. Yok olma korkusu değil  pastanın büyük dilimini yiyememe korkusudur. Hani dünya barışı diyoruz ya ona taa en başından inanmayıştır; uyanıklıktır, aç gözlülüktür.

  Dr. Umay ÇAKIR Hoca,  makalesini şu sözlerle bitiriyor.

   Ay gökte kaldıkça ulu kocaların, aksakallıların duası üstüne olsun. Hıra kadar Müslüman, Tanrı dağları kadar Türk olan Doğu Türkistan

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN