15 Ocak 2019
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

Didem CEYLAN

Herkesi AFFETTİM..!

Affetmek hakkında yazmaya karar verdiğim andan beri çok düşündüm ve sonunda bu satırlar ortaya çıktı.

Çok sordum kendime Affetmek nedir?

Kimler ne için affedilir?

Affeden insan neler hisseder diye, gelin hep beraber bu yazı üzerine düşünelim?

Bana göre affetmek, o kişiyi sevmek değil, kişi ya da kişilerle konuşmak zorunda olmak değil. Affedilen insanların beklentileri doğrultusunda davranmak değil.
Affettiğimiz insanları çoğu zaman suçsuz bulduğumuz için de değildir.

Affetmek asla karşı tarafı haklı bulmak anlamına gelmemeli.

Affetmek güçlenmektir.
Affetmek kırgınlığın, küskünlüğün, nefretin hapishanesinden kurtulup insanın özgürlüğe kanat çırpmasıdır.
Yapılan ne iyilik ne de kötülük unutulur ama affetmek hafiflemektir.

Herkes affetmekten söz ediyor ve affetmeyi unutma olarak tanımlıyor dakikalarca konuşuyorlar ama affetmek unutmak değil ki…

Soruyorum size affettiğiniz kimi ya da kimleri unuttunuz?

Her insan bir renk ve bir tecrübe bizim için bu hayatta.

Hayatım boyunca, ne olup bittiyse neye kime kırıldıysam, ne canımı yaktıysa… Düşündüğümden daha çabuk affettim! Kimleri mi? elbette bana kötülük yapanları,yüzüme gülüp arkamdan iş çevirenleri, kazık atanları,duygularımı kullananları, sevgimdeki derinliği anlamayıp beni cinsel meta olarak görenleri, kendi amaçlarına araç yapmayı düşünenleri, dost zannettiklerimi, arkadaş bellediklerimi, akrabaları,ruhumu paramparça yapan insan görünümlü varlıkları AFFEDİYORUM AFFEDİYORUM AFFEDİYORUM

Hatta kendimi bile…

Nasıl yani kendini bile derken deyişinizi duyuyor gibiyim.Anlatayım can kulağıyla dinleyin:

Evet, kendimi bile.

Çünkü bir insan durduk yere affetme boyutuna gelmez.

Her gelenin güzellikler getirdiği gibi her giden de bizden bir kaç şey götürür.

Ve insan o noktadan sonra kendi içinde istese de istemese de bir değişim yaşıyor.

Ama bazı şeyler vardır ki, ah! Affetsen bile anımsıyorsun!

Biri ya da birilerini affetmek için zamanın, vicdanın ve en önemlisi insanın içindeki kibiri yenebilmesi gerekir.

Erdek Gazetesi Köşe Yazarlarından İsmail Hakkı Özsarı’nın “AFFETMEK” ile ilgili yazısını siz değerli 40 Arena Gazetesi okurları ile baş başa bırakıp yazımı sonlandırmak istiyorum.

Lisede çalışan öğretmenlerden biri bir gün öğrencilerine şöyle bir teklifte bulunur. “Bir hayat deneyime katılmak ister misiniz?” Öğrenciler bu teklifi hiç tereddüt etmeden kabul ederler. Öğretmen: “O zaman bundan böyle ne dersem yapacağınıza söz verin” Öğrencilerde söz verirler. Öğretmen: “O halde, şimdi yazınki ödevinize hazır olun. Hepiniz birer plastik torba içinde beşer kilo patates getireceksiniz” der öğretmen. Öğrenciler bu işten pek bir şey anlamamışlardır. Ancak yine de ertesi gün patates torbaları sıraların üzerinde hazırdır. Kendisini meraklı gözlerle izleyen öğrencilerine şöyle der öğretmen: “Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın ve o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.” Bazı öğrenciler torbasına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen kendisine“Peki şimdi ne olacak?” der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar: “Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde, daima yanınızda olacaklar” Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez öğrenciler şikâyete başlarlar. “Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor”

“Hocam patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf tuhaf bakıyorlar. Hem sıkıldık hem de yorulduk” öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir: “Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi, ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkûm ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki insana bir ceza olarak düşünüyoruz. Oysa affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.”

Konu ile ilgili o kadar özdeşleşmiş bir yazı ki hocamın kalemine sağlık.

Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerlerde buluşmak dileği ile kendinize ve yaşadığınız kentinize iyi bakın.

Hoşça kalın…

Unutmayın lütfen, Robert Miller’ın dediği gibi, “Affetmek, sevginin en yüce, en güzel şeklidir. Karşılığında sınırsız bir huzur ve mutluluk alırsınız.”

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com