27 Kasım 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz

Fatma Acar Ünlü

SOĞAN EKONOMİSİ

Türkiye olarak, ‘’Bir zamanlar tarımda kendi kendine yeten birkaç ülkeden biriydik’’ diyerek başlayalım söze …

Son dönemlerde Gıda fiyatlarında beklenmedik artışlar oluyor, okuyoruz, duyuyoruz ve yaşıyoruz.

Dolar/TL’nin gerilemesiyle bir parça rahatlayan ekonomi gündemi yerini soğan fiyatları ile ilgili sıcak gelişmelere bıraktı. Ancak ekonomistlere göre önümüzde zor bir dönem bizi bekliyor.

Türkiye’de gıda fiyatları enflasyonunun nedeni arz sıkıntısıdır. Ülkece kaliteli ve bol üretim yapılamamaktadır. Bunları değiştiremedikçe geçici tedbirlerle hiçbir şeyi düzeltilememektedir.

“Tarlada değil de yolda oluşan gıda enflasyonunu son dönemde çıkarılan yasa ile etkilemeye çalışmak olumlu bir adım olsa da, sorun yine tarladaki yüksek maliyetler ve onun yarattığı arz eksikliğinde aranmalıdır. Yüksek seviyelerdeki üretim hem ihracatı artıracak hem de enflasyon oranını azaltacaktır.” ’(Prof. Dr. Veysel Ulusoy)

Vatandaş, Tarımda girdi fiyatlarına bağlı olarak ürünün fiyatı artınca isyan ediyor. Gübre, tohum, mazot, ilaç, yem, ambalaj, nakliye, işçilik, finansman maliyetleri sürekli artıyor yani kısaca girdi fiyatları artıyor fakat bu atış ne kadar olursa olsun, tarım ürünleri fiyatının hep aynı kalması bekleniyor.

Soğan ve patates gibi tarım ürünleri fiyatlarının hep ucuz olması beklentisi, tarım ve gıda fiyatları üzerinde büyük bir baskı oluşturmakta ve bu baskı çiftçiyi üretimden uzaklaştırmaktadır Maliyetleri karşılayamayan, zarar etmeye başlayan çiftçi üretimi azaltmak zorunda kalmakta ve arz azalmakta, fiyatlar artmaktadır. Sonuçta, fiyat artışı ithalatı gündeme gelmektedir.  Bu sarmalın kırılması ve maliyetler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Eğer fiyatların artması istenmiyorsa önce maliyet artışının durdurulması gerekmektedir.

Buradaki temel sorun üretimden başlayarak tüketiciye kadar olan zincirin her halkasında artan maliyetlerdir. Girdi maliyetleri düşürülmedikçe, bu şekilde artan yaş meyve sebze fiyatlarındaki tartışma devam edecektir.

Son haftalarda bazı şehir ve ilçelerde depolara yapılan baskınlar ve medyadaki haberler bilinçli olarak soğana üreticisine ve satıcısına karşı bir algı yaratmaya yönelik olduğunu düşünmemize neden olmakla birlikte kuru soğan konusunda ciddi bilgi eksikliği olduğunu göstermektedir.

Sektörü bilmeyenler, kuru soğan hasadının 12 ay boyunca devam ettiğini zannetmektedir. Hasat belli dönemler de yapılır ve soğan depoya konulur. Bunu “stok yapıyorlar” şeklinde eleştirmek yanlıştır. Soğan hasat edildikten sonra mecburen stoklanması, depolanması gerekmektedir çünkü gelecek Nisan’a kadar kuru soğan hasadı yapılamayacaktır. Hasat dönemi sona erdi. Soğan depolara kondu.  Bazı soğan türleri farklı aralıklarla hasat edilmektedir. Fakat iklim koşullarına bağlı olarak bu türlerin çoğu birlikte hasat edilmiş ve birlikte depolanmıştır. Erken hasat edilen ile geç hasat edilen soğan aynı depoda birbirini olumsuz etkilemiş ve Küf hastalığının çıkması nedeni ile    % 20-30 oranında kayıp yaşanmıştır. Bu nedenle Nisan’a kadar soğan yetmeyebilir şeklinde bir ifade doğru olur. İşte soğan fiyatları bundan dolayı artmaktadır.

Sonuç olarak;  yaş meyve sebze başta olmak üzere tarım ve gıda ürünlerinde maliyeti dikkate almadan yapılacak her türlü yasal ve genel düzenleme, atılacak her adımda başarısızlıkla karşı karşıya kalınabilinir. Tarım ürünleri üzerindeki bu fiyat baskısı devam ederse çiftçi üretim yapamaz hale gelebilir ve biz de ülke olarak sebze ve meyvede de en büyük ithalatçı konumuna  düşmek zorunda kalabiliriz.

Konuyla ilgili ek bilgiler; Birleşmiş Milletler Dünya Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) verilerine göre dünyada yılda ortalama 90 milyon ton kuru soğan üretiliyor. Bunun sadece 7 milyon tonu ticarete konu oluyor. Yani soğanın % 90’dan fazlası üretilen ülkede tüketiliyor.

En büyük soğan üreticisi ülkeler olan ülkeler;  Çin ile Hindistan

İhracatta Hindistan birinci sırada. Mısır, ikinci sırada. Meksika üçüncü sırada yer almaktadır.

İthalatta ise, Amerika Birleşik Devletleri, Malezya ve Birleşik Krallık yer almaktadır.

Türkiye 2 milyon tonluk üretimi ile dünyada 13. sırada. İhracatta 200 bin tonun biraz üzerinde ve 6.sırada yer alırken ithalatı yok denecek kadar azdır.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2017 yılında 2.1 milyon ton olan kuru soğan üretimi, 2018’de 2 milyon tona geriledi. Yıllık tüketimi 1.7 milyon ton civarında olan Türkiye, kendi kendine yeterli. Türkiye’nin her ilinde kuru soğan üretilmesine rağmen üretim bazı illerde yoğunlaşıyor. Üretim alanlarının beşte birine sahip olan Ankara kuru soğan üretiminde ilk sırada. İkinci sırada Amasya ve üçüncü sırada da Hatay yer almaktadır.

FATMA ACAR ÜNLÜ 26.11.18

KAYNAKLAR: TARIM DÜNYASINDAN – Ali Ekber Yıldırım Ve Güncel Yayınlardan Özetler

 

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com