HALK MANİFESTOSU! (1)

29 Mayıs 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
HALK MANİFESTOSU! (1)

HALK MANİFESTOSU! (1)

Anlayana sivri sinek saz. Anlamayana davul zurna az!!!

15 Temmuz sonrası, “Demokratik parlamenter sistemi muhafaza edeceğiz, hiçbir zaman ondan vazgeçmeyeceğiz”. Dedi… Kendi anladığı demokrasiyi millete dayattı. Referandum yaptılar. Tek adam rejimi için hazırlattıkları Anayasayı; mühürsüz zarf ve oylarla gayri meşru hukukla, halka onaylattılar…

Devlet, parti, hükümet, tek karar verici, fiilen birleşiyorlar. Bu fili hareket yürürlükte olan Anayasa’ya da aykırı. Yeni Anayasanın 2019’da yürürlüğe girecek olması fiili durumuyla karşı karşıya olduğumuz o anayasaya da, açıkça, aykırı.. Ama Anayasayı takan yok. Anayasa fiilen askıda…

Sarayda yaptığı toplantılarla, valilerden, muhtarlara herkese, sürekli olarak ‘hakimiyetin bilakaydü şart’ kendinde olduğunu  hatırlatılıyor. Halka aktarıyor.  Yüksek yargı ile çay topluyor… Yargı yanımda mesajı veriyor. Genelkurmay başkanı parti sözcüsü gibi ortalıkta dolaşıyor. Yaver gibi gittiği her yere yanında taşıyor. Savaş helikopterleri bunlara makam helikopteri olmuş, Gül’ün bahçesine iniyor… Ordu benim yanımda mesajı veriyor.

Bunlar Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş manifestosuna karşı, tabela partisi ile birlikte icat ettikleri tek adam yönetim biçimi (Monarşi benzeri) ile ölünceye kadar güç istiyor.

Onlara göre, bu adam tam yetkili olacak. Yaptıklarından sorumlu olmayacak.

Güçler tek kişide toplanacak! Kuvvetler ayrımı kalkacak!  Egemenlik tek kişiye verilecek!

Anayasaya böyle yazdılar… Yazdıklarını, yargıyı da alet ederek referandumla ve mühürsüz zarflarla halka onaylatıldı. “Egemenliği tek adama” verenler 24 Haziran’da seçim sandığında son darbeyi vuracaklarını hesaplıyorlardı. İşler karıştı.

Bu seçim… 16 yıl gerçeğini bilenlerle, bilmeyenler arasında olacak.

Bu seçim… Kurtarılan bir ülkeyi batıranlarla. Batırılan ülkeyi kurtarmak isteyenlerin arasında olacak.

Bu seçim… Kişisel çıkarlarını, ülke çıkarlarının  önünde tutanlarla, Ülke çıkarlarını kişisel çıkarlarının önünde tutanlar arasında olacak.

Yönetim yetkisi, hukuki, demokratik meşruiyete dayanır. Devlet geleneğinin ana direği hukukun üstünlüğü kavramıdır. Hukuk, kanunlar ve kurallar herkesi, özellikle de yöneticileri mutlak bağlar.

Bu Seçim… Egemenliği milletin elinden alarak; bir kişiye, bir aileye, yeniden halife yaratma sevdası içinde vermek isteyenlerle. Egemenliği bir kişiden, bir aileden, halifeden alıp kayıtsız şartsız  milletin egemenliğine verenler arasında olacak.

Bu seçim… Hukukun üstünlüğünü hiçe sayanlarla, Kuvvetler ayrılığını ortadan kaldıranlarla , dini siyasete alet edenlerle. Ulus yok. Ümmet var. Birey yok. Kul var diyenlerle. ‘Kadın; eşitlik fıtratına ters’.  ‘Hem Laik, hem Müslüman olunmaz’. Diyenler ile. Hukukun üstünlüğüne inanmışlarla, Kuvvetler ayrılığını mutlak kılacaklarla, siyaseti camiye, kışlaya, okula sokmayacak akıl düzenini uygulayacaklarla, Ulus kavramını, Birey kavramını, ‘Kadın erkek eşitliğine inananlar, hem laik hem Müslüman olunur diyenler arasında olacak.

Bu seçim… Müstemleke olmayı özleyen. Uşaklığa evet diyen, Boyunduruğu millete takmak isteyen, ekonomik bağımsızlığı dış borçla  sağlayacağını zannedip, halkı borçlandırıp saltanat içinde yaşayan istibdatçılarla, Tam bağımsız Türkiye diyenlerle, Üretim ekonomisini benimsemiş, borçlanmayan. Halkın refah düzeyi için çalışan, Dünya ülkeleri standardına ulaşmak isteyenler  ile eşit gelir dağılımını özleyenler arasında olacak.

‘Cumhurbaşkanı’ olarak yetkisi sadece ‘Gerekli gördüğünde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek ya da Bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmakla’ sınırlı olmasına rağmen, devlet yönetimine fiilen el koyuyor. Hükümet etme yetkisini devralıyor.. Anayasa’yı ihlal ediyor. Yabancı bir ülkeye ‘vali’ bile tayin ediyor.

Bu seçim… Din baronlarıyla, gerçek dindarlar arasında. Din bezirganları ile inanç sahipleri. Halk dalkavukluğuna soyunmuş, tarikat ehli siyasetçiler ile milli değerlere bağlı dürüst kimlikli kişiler arasında olacak.

Bu seçim… Ben kimim biliyor musun, diyenlerle, halkı meydanda oynatanlarla, halka tekme atanlarla. Kim olduğunu göstereceklerle, Oynayanlar, tekme yiyenler arasında olacak.

Bu seçim… Ya ‘Başkanlık’! Yada ‘Parlamenter’! Sistem… Başka bir anlatımla. Bu seçim… Ya Monarşiyi! Ya da Cumhuriyeti seçenler arasında olacak.

Bu seçim… 16 yıldır yalanla yönetilen ülkede, yalanlara inananlarla, inanmayanların arasında olacak.

Bu seçim… 16 yılda köşeyi dönenlerle. Yoksullukla mücadele edenlerin arasında olacak.

Yaşayanlar ve Yaşayanları Seyredenler!

Bu seçim… Kandırıldık diyenlerle. Devleti yönetmek ciddi iştir diyenler arasında olacak.

Susmak kabullenmektir.

Bu seçim… ‘Okuma oranı arttıkça afakanlar basan, cahilin ferasetine güvenenlerle’, siyasetin arka bahçesi olmak yerine, düşünen üreten liyakat sahiplerinin arasında olacaktır.

Bu seçim… ‘Bu ülkede, Yunan savaşı olmadı, keşke Yunanlı işgal etseydi’ ‘Şehitlikler düzmece’ diyenlerle! Emperyalist ülkelerin boyunduruğuna boyun eğenlerle boyun eğmeyenler arasında olacak.

Bu seçim… Bu ülkenin doğasını; Almana, İtalyan’a geriye kalanı da, maden fırsatçılarına vererek, arsenikle suyunu kirleten. ÇED raporlarını hiçe sayarak, Doğayı kirletenlerle. Doğayı koruyanların arasında olacak.

Bu seçim… sahilleri parselleyen, Ormanını yok eden, merasını ovasına, termik santraller, derelerine HES yapanlarla. Nükleer santralı sahile yapan, halka rağmen halkla inatlaşanlar ile, Ülke senin çiftliğin değil diyenler arasında olacak.

Bu seçim… Türkiye Cumhuriyeti Devlet madalyasından,  Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü silenler. Bakanlıklardan ve resmi dairelerden TC harflerini sökenler. İstiklal Marşını yeniden yorumlamak isteyenler ile. Mustafa Kemal’in askerleri arasında olacak.

Bu seçim… PKK militanlarını karşılayan, çadır mahkemeleri kuranlar, hendek kazanlara, destek verenlerle, Kobani’ye gidenlerin gözlerinden öpen, ellerinde sözde Kürdistan bayrağı sallayanlar ile. Vatan için canını ortaya koyanlar arasında olacak..

Bu seçim… Yunanın 18 adayı 110 civarında kayalığı işgal edip fır hattını (Kara sularını) 12 mile çıkartmasına sessiz kalıp, 4 milyon Suriyeli ülkeye sokan, Türk Askerini Suriye bataklığına sürenler ile. ‘Yurtta sulh, Cihanda Sulh’. Diyenler arasında olacak.

Bu seçim… ‘Askerlik yan gelip yatma yeri değildir’. Diyenle. Şehide ‘kelle’ diyenle. ‘Askerler benim için çok şey yapmıyor. Ölmek için para alıyorlar’ diyenle. Ordusuna sahip çıkan, ordusuna milli  gözüyle bakanlar arasında olacak.

Bu seçim… Türkiye’de Sivil, Asker ilişkisini, demokratik kontrolü yerine, parti ordusu yapma manevralarla, çeşitli kumpaslarla, Amerika ile işbirliği yaparak orduyu kafese kapatanlarla. Atatürk’ün ordusu diye sahip çıkanlar arasında olacak.

“Devamı Yarın”…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com