50 Yıllık Eğitimcinin Anıları

4 Aralık 2020
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
688 defa okundu.
50 Yıllık Eğitimcinin Anıları

Emekli Öğretmen Eğitimci yazar Durmuş Akça, Arena Gazetesi yazarlarından Eczacı Halil Durukafa redaktörlüğünde bir kitap çıkardı.

‘Durmuş akça Anlatıyor’ isimli kitabın konusunu 70’li yılları ve 80’li yılları da içine alan ve dönemin siyasi, kültürel, ekonomik ve toplumsal eylemlilikleri o dönemi yaşanmış olaylar oluşturdu.

Kitap Kasım 2020 tarihinde basıldı.

Kanal 40 Televizyonuna Canlı yayın konuğu olan Durmuş Akça, Genel yayın yönetmenimiz Sait Yanık’ın sorularını yanıtladı. Akça, Çıkarmış olduğu kitap hakkında bilgiler vererek, geçmişten günümüze yaşadığı demokratik ve siyasi anılarını anlattı.

İşte O Röportaj;

Sait Yanık: “Öncelikle Kendinizi Tanıtırmısınız?

Durmuş Akça: “Kırşehir’in Kızılca köyünde 1942 yılında dünyaya geldim. 10 kardeşin tek okuyanıyım. 7 kız 3 erkek kardeşiz. 14 yaşına kadar hayatım çiftçilikle geçti. 14 yaşından sonra o zaman ki adıyla erkek sanat okuluna başladım. Siyasi hayatıma da o yaşta başladım. 1956 yılında Kırşehir kaza yapıldı. Buradan vilayetin ne kadar daire müdür varsa Nevşehir’e gitti. O da şöyle oldu Nevşehir’den bir heyet Ankara’ya gidiyor Celal Bayar ile görüşmeye Niğde bize uzak bize Kırşehir’e bağlayın diyorlar. O da Adnan Menderes’e gönderiyor. Menderes’te siz niye öyle diyorsunuz bizi il yapın deyin diyor. İç işleri Bakanlığına gidip bizi il yapın diye bir dilekçe ile Adnan Menderes bunları il yapıyor Kırşehir’i de Nevşehir’e bağlı kaza yapıyor. Daha sonra 1959 Kırşehir vilayet yapıldı. O gün bu gündür Kırşehir’de Demokrasi yası olarak tutulur.”

Sait Yanık: “Öğretmen odluğunuz gün nasıl duygular hissettiniz”

Durmuş Akça: “İl öğretmenliğime yedek subay öğretmen olarak başladım. Öğretmenliği çok sevdim o kadar çok sevdim ki halka iç içeyim okumayı çok seven biriyim. O dönemlerde halkı aydınlatma hissi başladı. Denizli’nin bir köyünde köyün ağası halkı aşır vermiyor diye halkı men ediyor. Köylü de geçimini sağlamak için o zamanlar kömür var sadece halk ta meşeden kömür yapıp satıyorlar. Ağa köylüleri ormancılara şikâyet ediyor. Ormancılar köylülere ceza yazıyor. Orman kanuna göre ceza yazılınca mahkemede ormancı yemin ettiği zaman hâkim cezayı verir. O sırada köylü ile ormancıların arası açıldı. Ormancılara köylüler dayak attılar. Onlarda vatandaşı şikâyet ettiler. Bende o sırada köylünün yanındayım. Mahkemede köylülere destek olup onları savundum.  Hâkimler benim şahitliğimle cezayı vermedi. Çok güzel anılarımız oldu.”

Sait Yanık: Türkiye O zamanlar mı daha demokrattı yoksa şimdi mi demokrat?

Durmuş Akça “27 Mayıs herkese göre askeri darbe bana göre devrim. 27 Mayıs’tan önce demokrasi yoktu. Çünkü bir polis bir Milletvekilini tutanak ile mahkemeye veriyordu. Bunun örneği Osman Bölükbaşı Milletvekili olduğu halde milletvekillerinin dokunulmazlığı yok. Anayasa mahkemesi yom hâkim teminatı yok. Sendikalar yok. 27 Mayıstan sonra kurucu mecliste 61. Anayasası ile bütün demokrasi kanalları açıldı dolayısıyla il önce muallimler cemiyeti olan dernek Fakir Baykurt tarafından sendikaya çevrildi. İlk sendik kuruluşu o şekilde oldu. 1965 yılında Denizli’den geldiğimde terme caddesinde bir binada sendikayı kurduk ve ilk kuruculardan oldum. O dönemlerde Kırşehir’de baya iyi kadrolar vardı.”

Sait Yanık: Sürgünler Hangi Dönemde Başladı?

Durmuş Akça “Yeni anayasadan sonra coşkulu bir demokrasi başladı. Büyük demokratik mitingleri oldu. Yavaş yavaş işçi partisi kuruldu. İşçi partisinin kurulmasıyla beraber solda fraksiyonalar başladı. Bu olaylar içerisinde bizlerde halkın kurtuluş içerisinde yer aldık. Burada öğretmenlik yaptığım zamanlar burada sürekli şikâyetler oldu. Bir gün Kışlapınar2da öğretmenken muhtarı karakoldan çağırıyorlar diyorlar ki sizin öğretmen kolunu ısırmış bu konu hakkında ne düşünüyorsun diye sormuşlar. Muhtarda bu adam iyiliksever diyor herkese bir yardımı dokundur eğer öyle ise diyecek bir şey yok diyor. Öyle anılar oldu 1980 yılın kadar sürgün yemdim soruşturmalar hep atlatıyoruz çünkü burada bura da çok iyi bir vali vardı vali Tekin Alp Öğretmenleri koruyordu. Hatta o dönemin İç işleri bakanı valiyi arıyor kaç kişiyi açığa aldın diye vali ben hiç almadım diyor o da niye almadın diyor. Ben devletin valisiyim alınması gerekiyorsa gel sen al diyor. Öylelikle 1980 yılında sürgün oldu.”

Sait Yanık: Kitabı Yazmaya Nasıl Karar Verdiniz?

Halil Durukafa: “2008 yılında Kırşehir Arena gazetesinde kurtuluş isimli bit yazı ile köşe yazarlığına başladım. Kırşehir’in çok önemli yazarları ve gazetecileri buradan mezun olmuşlar. 2017 yılının mart ayında il röportajımız Kırşehir Express gazetesinde çıktı. 24 defa bu röportajlar devam etti 24 bölümden oluşuyor zaten kitap biz sorduk durmuş amca sağ olsun cevap verdi.”

Durmuş Akça:“Bu arada halile bizim ilişkimiz gelişti. Ben sık sık anılarımdan bahsederken Halil’in de ilgisini çekti. Benimde anılarımı kitap haline getirme gibi bir düşüncem vardı. Halile teklif ettim dedim ki Halil bana yardımcı olurumsun dedim Halil de. Çok sağ olsun yani bu kitabın esas yapısını Halil oluşturdu.”

Halil Durukafa: “1950’den 1986 yılına kadar 1986 yılında Durmuş amca emekli oluyor. Kitabın konusu bir polisin eczacıya tokat vurması ile başlıyor ve anılar şeklinde gidiyor. Kitapta geçmişe dair önemli bilgiler var. Ön sözde de yazdım mutlaka bu kitabın yan serileri çıkması lazım. Kırşehir’in bir Öğretmen, Siyasi ve gazetecilik tarihi var. Burada zaten siz bildiğim kadarıyla Kırşehir’in gazetecilik tarihi yazılması için girişimlerimiz var.”

40 Arena Haber Merkezi

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN