“26 AĞUSTOS” TEKLİFİ; “24 HAZİRAN” OLUVERDİ.

19 Nisan 2018
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
917 defa okundu.
 “26 AĞUSTOS” TEKLİFİ; “24 HAZİRAN” OLUVERDİ.

 

26 AĞUSTOS” TEKLİFİ; “24 HAZİRAN” OLUVERDİ.

Her ne kadar kimilerine göre “Başkanlık” kimilerine göre “Cumhurbaşkanlığı Sistemi”, tam olarak “yasal yürürlüğe girmemişte olsa” hiçbir şekilde itiraz edilemeyeceği gibi “fiili olarak fazlasıyla yürürlüktedir.”

Dahası iktidar, “OHAL gibi bir olağanüstü yetkiler” elde bulunurken, Devlet Bahçeli’nin;“Cumhurbaşkanlığı sistemi henüz tam devreye girmedi. Türkiye’nin 3 Kasım 2019’a kadar dayanması kolay değildir. 3 Kasım 2019’a kadar ulaşmak her dakika zorlaşmaktadır…” şeklindeki açıklamaların cumhurbaşkanlığı ve hükümet cephesinde de teyit edilmiş olduğu yönünde benzer beyanların kamuoyundaki “ilk şaşkınlığı”, yerini “neden niçin?” sorularına bırakmış bulunuyor.

***

MHP’den henüz resmi ilişiğini kesmemekle birlikte İYİ  Parti içinde kümelenen “Devlet Beyin bir hesabı vardır.” diyen ciddi bir aktif siyaset yapan kesimin varlığı Kırşehir’de de herkesin malumu…

Evvelsi gün Bahçeli’nin şok çağrısını, ilk anda eski duygusal günlerin görmek istediği gibi gören “sübjektiflik” içinde  “ittifakla ipleri koparıyor mu?”şeklinde algılamak için kendini zorlayan bu MHP’lilerin bir kez daha sarsıldığını bizzat gözlemledim.

 İktidar partisi ülkenin çok iyiye gittiğini göstergelerle anlatırken “bak Bahçeli ‘Türkiye’nin dayanması imkansız’diyor. Yenilmez içilmez laflar söyledi” diyerek, “alarm verdiğini” anlatıp durdular, ama sonrasında büyük hayal kırıklığı yaşadılar.

“26 Ağustosta seçime gidilmeli” dediğinde ittifakın büyük partisinin bunu havada kapıp, İYİ Partiyi de seçime katılmakta “Muvazaalı” hale getirmek için “Haziran” denileceğini i hiç tereddütsüz aktardım kendilerine ve öyle de oldu. Yoksa “MHP’yi kırmamak” adına erkene almış olma gibi gerekçe zaten inandırıcı olmaktan uzaktır. Üstelik “26 Ağustos teklifi”; bir ay öne çekilerek, “24 Haziran” olmazdı…

Ve Bahçeli; kendi içinden çıkıp, “merkez partisi” olma yönünde hızla ilerleyen muhalif bir kanadın, Meral Akşener’in, “demokratik kurultay”süreçlerini de “bay pas” ederek, önünü dışarıdan yardım alarak da kesmesinden sonra, şimdi aynı ve büyük çaplı “ön kesme” işini, İYİ Parti’yi genel seçimlere sokmama amacı güden bir erken seçim boyutuna taşıdı.

Nitekim YSK Başkanı Sadi Güven hemen “”İYİ Parti seçimlere girebiliyor mu, giremez mi bunu ben de bilmiyorum. Gerekli incelemeleri yapıp hangi partilerin seçime katılacağını belirleyeceğiz.” Diye bu konunun “incelemeye açık” olduğunu alenen duyurdu.

Nitekim Taha Akyol, 2 gün önceki yazısında “Bu takvimin ilk dikkat çeken tarafı, İYİ Parti’nin seçimlere girmesinin engellenmek istenmesidir”diye alenen yazdı.

Yine Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu;İYİ Parti’nin önünü kesebilmek için iktidar partisi akla ve hayale sığmayacak adımlar attı. Devleti adeta İYİ Parti’nin önüne çıkardı”demekten geri durmadı

Bu YSK’nın bu“inceleme” ve sonuçları gündemdeki yerini korumakla kalmayacak, seçimin; seçim öncesi önemli bir zaman diliminde de ulusal ve uluslararası siyaset kulislerini bir hayli meşgul edecek.

İYİ Parti’nin olası gelişmelere karşı “Demokrat Parti”yi, “B Planı” olarak yedeklediği ayrıca “Saadet Partisi”nden yakılan “yeşil ışık”ların “ittifak” minderinin varlığı da bir ayrı durum.

***

“Belirlenmiş ve çalışan cumhurbaşkanı adayları” yönüyle,  iktidar partisi ve iyi parti kendi içlerinde iki hazırlıklı parti olmalarına karşın, erken ve hatta baskın bir seçimi sık sık telefuz etmelerine rağmen “Genel Başkanlarının Cumhurbaşkanı Adaylığını” bile telefuzda sıkıntı yaşayan adayını belirlememiş olması nedeniylede erken seçime sonuçta hazırlıksız yakalandı. Dahası “Ekmeleddin vakası” hala hafızalarda ve önümüzdeki günlerde belirlenecek yeni adayın sunumuda düşünüldüğünde bir hayli adım geriden başladıkları aşikâr.

***

Seçimler öne alınmasaydı,  31 Mart 2019’da yerel seçim vardı. Buda iktidar partisi kadar MHP’nin kara kara düşündüğü bir konuydu ki, bu işi de şimdilik çözmüş oldular.

Ortakları seçime zorlayan bir başka faktörse “ekonomik göstergeler” ki, her geçen gün kötüye gittiği artık açıktan dillendiriliyor.

Ekonomik göstergelerin; topluma pahalık işsizlik ve büyük savruluş olarak yansımalarının iktidar partisinde ciddi oy kaybı yaşatacağı endişeleri hiç de saklı gizli değildi.

***

Muhalefet ve ana muhalefet tarafından; Son referandumda bir elmanın yarısı gibi iki parçalı seçmen eğilimlerinin “siyasal matematiği” ne ölçüde yakalanır?

İşte muhalefet açısından başarı ya da başarısızlığın ölçüsünün burada yattığı aşikârdır.

Ama görünen o ki bu muhalefet açısından temel sorun “siyasal matematiğin” yani “bileşke kuvvet”in yaratılması.

Şayet “Cumhurbaşkanlığı seçimi” ikinci tura taşınırsa, liderlere ve partilerin kaprislerine gerek kalmadan muhalefet cephesinin tüm seçmen kitlesi tabanda bu “bileşke kuvveti”de “siyasetin Matematiği”ni de kendi yaratacak diye düşünürüm.

Öyle ya da böyle “erken” ya da “baskın”,bu seçim; ulusumuza, halkımıza şimdiden hayırlı uğurlu olsun.

Ve en önemlisi adil olsun

Adil olmayan hiçbir şey sürdürülebilir olamaz.

 

 

 

 

 

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com