​SU ÜRÜNLERİ AVI

15 Mart 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
​SU ÜRÜNLERİ AVI

 

serap

İlimiz Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü web sitesinde yayınladığı duyuruya göre su ürünleri av yasakları başlıyor. 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununa bağlı tebliğler gereği, ticari ve amatör su ürünleri av yasakları 15 Mart 2016 tarihinde başlayacak olup 15 Haziran 2016 tarihine kadar devam edecek.

Kırşehir sınırları içerisinde yer alan Hirfanlı, S.Küçükboğaz Baraj Gölleri ile Mucur Kargın ve Mucur Yeniköy Göletlerinde ticari su ürünleri avcılığı yapılmakta olup, söz konusu avlak sahalarında yasak süresince su ürünleri avcılığı yapılmayacak. Su ürünleri av sahalarında denetim ekipleri tarafından yürütülmekte olan kontrol faaliyetleri av yasağı süresinde de artarak devam edecek.

Bilindiği üzere doğal ürünlerin kaynaklarının sürdürülebilirliği açısından, dönemsel yasaklara uyulması büyük önem taşımaktadır. Aramızda “nedenmiş o?” sorusunu aklından geçirenler varsa, onlara cevabı John Belamy Foster veriyor, hem de dünyada tür azalışını gösteren en çarpıcı rakamlarla:

“Biyolog Edward O. Wilson’ın tahminlerine göre günümüzde canlı türlerine ait soyların tükenmesi, insanı serseme çevirecek bir oranda gerçekleşmektedir.

Bir yılda 27.000,

bir günde 74,

bir saatte 3 canlı türü yok olmaktadır.

Wilson’ın tahminine göre gelecek yılda 30 yılda, dünyadaki canlı türlerinin % 20 gibi büyük bir kısmının soyu tükenebilir. Bu da 65 milyon yıl önce dinozorların ortadan kayboluşundan bu yana hiç görülmemiş bir yok olma düzeyidir.” (Foster, John Bellamy (2008), Savunmasız Gezegen Çevrenin Kısa Ekonomik Tarihi, Çev. Hasan Ünder, 2. Baskı, Epos, Ankara, 26)

Türlerin azalmasının ne sakıncası olduğunu sorguladığımızda, yaşam çeşitliliğinin ve renkliliğinin azalması yanı sıra, “genetik kaynaklarımızın” daralması gerçeği ile yüzleşiriz. “Her ne kadar denizler dünya yüzeyinin %70’ini oluştursa da, tüm dünyada 1000 kadar denizel koruma alanı vardır ve bunlar okyanusların sadece %1’ini oluşturur.” (Leveque, Christian-Mounolou, Jean-Claude (2013), Biyoçeşitlilik Biyolojik Devinimler ve Koruma, Çev. Hasan H. Başıbüyük-Ahmet Yılmaz-Sabri Kılınç, 2.Baskıdan Çeviri, Palme Yayıncılık, Ankara, 220)

Ama sorun yalnızca çocuklarımızın bizden daha az balık türü ile beslenmeleri ya da tümüyle balıksız bir dünyaya gözlerini açabilecekleri tehditi değildir. Özellikle yeni yiyecekler, kansere karşı yeni ilaçlar ve başka ürünler sağlayabilecek genetik kütüphanemiz giderek daralmaktadır. Bu daralmanın bilimin gücü ile giderilmesi olasılığı ise bir fırsat olduğu kadar büyük bir tehlikeyi de davet etmektedir.

“Bugün biyoteknoloji, ürün ve hizmet üretmek için kullanılan hücresel ve moleküler işlemler teknolojisi olarak görülmektedir. İnsanoğlu günümüzde yeni organizmalar yaratmak yoluyla evrimi ‘yöneltebilir’. Fakat genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) kullanılması, toplumda dikkate değer ölçüde tartışmalara neden olmaktadır.” (Leveque-Mounolou, 2013:12) Özetle “doğal” olanı yitirdiğimiz her türün “yapay”ını üretebilsek de içeriklerinden nelerin yitip gittiğinden ve “yeni” olanın ne kadar “eski”nin işlevini gördüğünden emin olamayız. Bu nedenle hala elimizde kalmış olanları korumak sadece gelecek nesiller için değil, bizatihi bizim için de önemlidir.

Üstelik bunca ihanetimize ve hor kullanmamıza karşın, doğa direnmektedir. “Bugün dünya üzerinde yaşayan 30 milyon canlı türü olduğu tahmin edilmektedir. Bunun sadece küçük bir kısmı -1.4 milyonu- saptanmış ve katalogu çıkarılmıştır.” (Foster, 2008: 26)

Çevre sorunu konusunda temel slogan, “benim ne işlevim olabilir ki?” şeklindeki pasif tavrımızdan vazgeçmek ve elbirliği ile yaşam ortamımızı her koşulda korumaya çalışmak olmalıdır.

Anahtar Kelime:
YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com