• Dolar Alış / Satış: 3.953 / 3.96
  • Euro Alış / Satış: 4.638 / 4.646
  • KIRSEHIR:
  • Güneş:
  • Öğle:
  • İkindi:
  • Akşam:
  • Yatsı:
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

“Yeni Eğitim Öğretim Yılı Sorunlarla Başlıyor”

15 Eylül 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
57 defa okundu.
“Yeni Eğitim Öğretim Yılı Sorunlarla Başlıyor”

Kırşehir Eğitim İş Sendikası Temsilcileri ve Üyeleri Sendika Önünde “Atatürksüz Eğitim İstemiyoruz” Eylemi Yaptı.

Ders kitaplarında Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı konuların yer verilmemesi ilkesinin yeni programda yer almadığını belirterek basına açıklamalarda bulunan, Eğitim İş Sendikası Şube Başkanı Levent Akça, “Yeni Eğitim Öğretim yılı sorunlarla başlıyor Atatürk’ü anlatmaya devam edeceğiz gerici müfredata hayır” dedi.

2017-2018 eğitim-öğretim yılı 18 Eylül 2017 tarihinde başlayacak diyen Akça; “18 milyon öğrenci ve 1 milyon eğitim emekçisi bu eğitim öğretim yılına da birikmiş ve çözüm bekleyen sorunlarla ve müfredat değişikliği gibi tamamen ideolojik bakış açısıyla gerçekleştirilen değişikliklerin gölgesinde girecektir. Başta öğretmen yetiştirme problemleri olmak üzere, personel istihdam sorunları, derslik açıkları, kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar, ikili öğretim, taşımalı eğitim, temel lise garabeti, uluslararası sınavlardaki başarısızlıklar, öğrencilerin tarikat ve cemaatlerin yurtlarına mahkum edilmesi, çocukların örgün eğitim dışına itilmesi, sözleşmeli öğretmenlik, hukuksuz bir şekilde görevden alma ve ihraçlar, sürgün uygulamaları gibi sorunlar maalesef bu öğretim yılında da yaşanacaktır” ifadelerini kullandı.

“MÜFREDATI YARGIYA TAŞIDIK”

Atatürkçülük kavramı gölgeye itilmeye çalışılmıştır diyen Akça, konuşmasını şu şekilde sürdürdü; “Eğitimin acil çözüm bekleyen sorunlarına kalıcı çözümler üretmek yerine MEB yangından mal kaçırırcasına hazırladığı ve bu öğretim yılında uygulamaya koyacağı yeni müfredatla, çağdaş, bilimsel ve laik eğitimin son parçalarını da yok etmeye çalışmıştır. İktidarı boyunca müfredatı yapboza çeviren AKP, bu en köklü değişikliğinde de bilimsel değil siyasi hamlelerle bir değişikliğe gitmiş ve çocuklarımızın -dolayısıyla ülkemizin- geleceği ile oynamıştır. Bakanın müfredat değişikliğine gerekçe olarak sunduğu “sadeleştirme” tezi de artık bayatlamıştır. Çağdaş, bilimsel, laik ve ulusal eğitimin savunucusu Eğitim-İş olarak bu gerici müfredatı yargıya taşıdığımızı, Cumhuriyet’in değerlerini, Atatürk ilke ve devrimlerini, bilimin ana konularını çocuklarımıza öğretmeye devam edeceğimizi belirtiyoruz” şeklinde konuştu.

SÜPER İMAM HATİPLER GELİYOR

Haftalık çizelgelerde ortaya çıkan en göze çarpan mesele, iktidarın tüm okulları imam- hatipleştirme arzusu doğrultusundaki “süper imam-hatiplerin” geliyor oluşudur diyen Akça; “Anadolu İmam Hatip Lisesi Haftalık Ders Çizelgesinin Uygulanması İle İlgili Açıklamalar Bölümünde, Fen ve sosyal bilimler programı uygulayan Anadolu İmam Hatip Lisesi, Yabancı Dil Programı Uygulayan Anadolu İmam Hatip Lisesi, Spor Programı Uygulayan Anadolu İmam Hatip Lisesi, Sanat Programı Uygulayan Anadolu İmam Hatip Lisesi gibi yeni kavramlar türetilmiştir. İmam hatip liselerine kendi programlarının yanı sıra fen, sosyal bilimler, yabancı dil, sanat, spor liseleri programlarını da uygulama hakkı verilmiştir. İmam-hatiplerin cazibesinin arttırılması amacıyla ortaya konan bu uygulama ile imam- hatiplerin diğer okul türleri karşısında apayrı ayrıcalıklı bir konuma gelmesi hedeflenmektedir. Pek çok yönden sakıncalı olan bu haftalık ders çizelgelerinin iptali için Danıştay nezdinde sendikamızca dava açılmıştır” diye konuştu.

“ÇOCUKLARIMIZ TARİKAT VE CEMAATLERİN YURTLARINA MAHKÛM EDİLECEK”

4+4+4 düzenlemesinin 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren hayata geçirilmesiyle birlikte, okul dönüşümlerine paralel olarak, çok sayıda köy okulu kapatılmış ve taşımalı eğitim uygulamaları yaygınlaşmıştır diyen Akça; “Eğitimlerine devam etmek için yerleşim yerlerine en yakın ilçelere giden öğrenciler Aladağ’da olduğu gibi devlete ait yurt olmadığı için barınma sorunu ile karşı karşıya bırakılmış, cemaat ve tarikatların yurtlarına yönlendirilmiştir. Ortaöğretimde kız çocuklarının yüzde 0.9’u, yüksek öğretimde ise yüzde 14’ü devlet yurtlarından faydalanabilmededir. Tüm yaşanan olumsuzluklara rağmen, 06/05/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Öğrenci Barınma Hizmetleri Yönetmeliği ile de gerçek ve tüzel kişilere ortaokul düzeyinde yurt açma izni verilmiştir. Bu durum telafisi mümkün olmayan zararlar doğuracaktır. Ortaokul düzeyinde açılacak yurtlar mutlaka Milli Eğitim Bakanlığı tarafından işletilmelidir” dedi.

ÖĞRETMEN AÇIĞI ARTTI, MEB İLANLA ÜCRETLİ ÖĞRETMEN ARIYOR

2016-2017 eğitim öğretim yılında, 45 bin 678 öğretmen meslekten çıkarıldı diyen Akça; “15 Temmuz öncesinde 120 bin civarında olan MEB’deki öğretmen açığı, 15 Temmuz darbesinden sonra ilan edilen OHAL ve KHKTerle açığa almalar ve ihraçlar sonucunda iki katına çıkmıştır. Bakanlık öğretmen açığı sorununun önemli bir bölümünü norm fazlası öğretmenlerle çözüleceğini belirtse de, norm fazlası öğretmenlerin büyük çoğunluğunun büyükşehirlerde çalışması nedeniyle bu yöntem hiçbir şekilde çözüm olamamıştır. Kadrolu öğretmen atamasından vazgeçerek “doğrudan torpil” anlamına gelen mülakata dayalı sözleşmeli öğretmen sistemini getiren Bakanlık, bu eğitim-öğretim yılında öğretmen açığını ücretli öğretmenlik ile kapatmaya çalışmaktadır. Okulların açılmasına az bir zaman kala hemen her ilde ilçe milli eğitim müdürlükleri internet sayfasından öğretmen açığını kapatmak için ücretli öğretmen aradıklarına ilişkin duyurular yayımlamaktadır. Yaklaşık 450 bin ataması yapılmayan öğretmen varken ücretli öğretmenlik gibi geçici çözümlerle okullardaki öğretmen açığının kapatılması mümkün değildir”

MUHALİF ÖĞRETMENLERE SÜRGÜN

Akça; “OHAL’in suç aletleri gibi işleyen KHK’larla mesleğinden ihraç edilen birçok eğitimcinin sınıflarına tekrar kavuşması için verdiğimiz mücadele sürerken, karşımıza bu kez sürgün uygulaması çıkarılmıştır. Diyarbakır, Gaziantep, Urfa, Mardin, Tunceli illeri başta olmak üzere başlatılan sürgün dalgası, görev yaptığı yerlerde gericiliğe, haksızlığa, zulme dimdik duran 5 arkadaşımıza da vurmuştur. Bu sürgün uygulamasına gerekçe olarak ise 10 Ekim 2015’te Ankara Garı Katliamı’nın ardından öğretmenlerimizin iş bırakma eylemi yapması gösterilmiştir. MEB’e çağrımız: hükümetin eğitim alanındaki özel yetkili savcısı gibi davranmayı bırakıp bir eğitim bakanlığı olduğunu hatırlamasıdır. Sürgün kararlarını iptal ederek, bu utançtan önce kendisini kurtarmasıdır.

SONUÇ

Çocuklarımızın öğrenmeye değil, sınavlara koşullandırıldığı, öğretmenlerin düşük ücretle, esnek ve güvencesiz çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın sınır tanımadığı, okullardan bilim ve sanatın kapı dışarı edildiği, dini referans alan uygulamaların arttığı bir eğitim sistemiyle sağlıklı bireylerin yetiştirilmesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

HABER UFUK TUFAN DOĞAN

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN