• Dolar Alış / Satış: 3.516 / 3.523
  • Euro Alış / Satış: 4.182 / 4.189
  • KIRSEHIR:
  • Güneş: 06:27
  • Öğle: 12:42
  • İkindi: 16:04
  • Akşam: 18:45
  • Yatsı: 20:02
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

10 Yılda Kaybettiğini 10 Günde Geri Almak

26 Ağustos 2017
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
237 defa okundu.
10 Yılda Kaybettiğini 10 Günde Geri Almak

TBMM’de Düşmanın Yurttan Atılması İçin Taarruz Yapılması Kararı Alındı

1922 yılında kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi yani Büyük Taarruz’u anmak için kutlanır. 30 Ağustos ilk kez 1923’te kutlandı. 30 Ağustos günü 1935 yılında Zafer Bayramı ilan edildi ve tüm yurtta kutlanmaya başladı. 30 Ağustos 1922 tarihinin Zafer Bayramı olarak kutlanmasının nedeni İstiklal Savaşı’nda düşman kuvvetlerin ülkeden tamamen çıkarılması yolunda kazanılmış bir zafer olmasıdır.  İstiklal Savaşı sürecinde ilk olarak Sakarya Savaşı’yla Yunan orduları gerilemek zorunda kaldı.  Bundan sonra TBMM’de düşmanın yurttan atılması için taarruz yapılması kararı alındı.

Hazırlıklar 1922 yılının Ağustos ayında tamamlandı.  Atatürk’ün başkomutanlık yaptığı taarruz 26 Ağustos 1922’de başladı. 4 gün süren taarruz boyunca Yunan kuvvetleri dağıtıldı ve çoğu esir alındı. Kalan Yunan kuvvetleri İzmir’e çekildi.  Taarruz güçleri, artık yönünü İzmir’e çevirmişti. 30 Ağustos zaferinin ardından, 9 Eylül 1922’de İzmir’in de kurtarılmasıyla ülke işgal güçlerinden tamamen temizlenmiş oldu. 30 Ağustos’u aslında her Türk evladı bilir. Ancak 30 Ağustos sadece Türk Ordusu’nun asker sayısı ve silah-cephane olarak kendisinden üstün Yunan kuvvetlerini yenip süpürmesiyle sınırlı değildir. 30 Ağustos’taki gerçek zaferi görebilmek için öncelikle 30 Ağustos’un hemen öncesini iyi bilmek gerekir.
“Taarruz edebilir miyiz?”
30 Ağustos öncesi en çok sorulan soru buydu. Biraz korkarak… Endişeyle… Ve inan(a)mayarak…
Türklerin taarruz etmesi, işgalci Yunan ordusuna taarruz edebilmek en vatansever Türk’e bile pek imkânsız geliyordu. Şimdi bakınca anlamsız bir karamsarlık gibi gelebilir. Ama 30 Ağustos öncesindeki milli psikolojiyle gayet yaygın bir düşünceydi. Çünkü 1699’dan, Karlofça’dan beri sürekli savunmadaydık. 200 yıldan uzun bir süredir sürekli saldırı almış, sürekli gerilemiştik. Osmanlı’nın o gerileme ve çöküş dönemlerinde “zafer” olarak kutladığımız her başarı aslında birer savunma savaşıydı. Mustafa Kemal, “taarruz” için Batı Cephesi’ndeki orduyu iki ana gruba ayırmak kararındadır. Bu iki ordudan birinin komutanı Ali İhsan Paşa görevinden alınmış, yerine bir komutan aranmaktadır. Mustafa Kemal, ilk günden beri yanında yer alan yakın arkadaşlarına sorar önce.
Ali Fuat Paşa, ordu komutanlığını beğenmez, “Ben Cephe Komutanlığı yaptım,” diyerek teklifi reddeder. 30 Ağustos’a rağmen, 30 Ağustos öncesindeki umutsuzluk, yılgınlık yine devrededir.
Ancak tarih yine Mustafa Kemal’i haklı çıkarır. 14 gün değil ama bir ay sonra, 11 Ekim 1922’deki Mudanya Mütarekesi’yle hem Trakya hem de İstanbul işgal kuvvetleri tarafından boşaltılır.

HABER: SERHAT ERDOĞAN

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN